Mehmet Ocaktan
Türkiye, uzun yıllardır demokrasi kültürünü içselleştiremediği için çağın değişim hızına bir türlü ayak uyduramıyor. Demokratik değerlerin bir anlam ifade etmediği bir ülkede, doğal olarak çatışmacı ve kutuplaştırıcı zihniyetin hakim hale gelmesi kaçınılmaz oluyor.
Bu yüzden de her seferinde “Galiba bu kez makus talihimizi yenip herkes gibi biz de normal bir ülke olacağız” diye umuda kapıldığımız anlarda bütün hayallerimiz tuzla buz oluyor ve ideolojik ezberlerimize geri dönüyoruz.
Nasıl bir talihsizliktir ki zengin ve dinamik bir beşeri sermayeye sahip olan bu ülke, ideolojik mahallelerin ışıksız duvarlarından dışarı çıkamayan örümcekli zihniyet yüzünden ekonomide, hukukta, insani değerlerde kan kaybetmeye devam ediyor…
Galiba esas problemimiz sadece ‘ideolojik mahalleler’le sınırlı da değil. Zira 1970’li, 80’li ve 90’lı yıllarda da farklı ideolojik ve kültürel kesimler vardı ama o günün siyasetçileri, düşünce insanları, sanatçıları, edebiyatçıları her zaman ortak bir dil bulmayı başarabilmişlerdi.
Özellikle sanat-edebiyat dünyasında farklı inanç ve kültürel iklimlerden gelen şairler, hikayeciler birbirlerinin hangi kimliğe ve inanca sahip olduğunu sorgulamadan aynı dergilerde yazıyor, aynı mekanlarda edebiyatın sorunlarını tartışıyorlardı.
Siyaset dünyasında da bugünle kıyaslanması asla mümkün olmayan daha hoşgörülü bir siyasi üslup hakimdi. Evet siyasetin doğası gereği, o günün siyasetçileri de muarızlarına karşı zaman zaman keskin ifadelerle siyasi bir mücadele yürütüyorlardı.
Ama karşılıklı mücadelenin en sıcak günlerinde bile, birlikte aynı televizyon kanallarında tartışarak medeni bir cesaret örneği sergiliyorlardı. Eminim yaşı müsait olanlar, 1980’li, 90’lı yıllarda Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve hatta Mesut Yılmaz’ın aynı televizyon kanalında kıran kırana tartışabildiklerini hatırlayacaklardır.
Oysa bugün gerek siyasi elitler gerekse kültür ve sanat insanları bırakın birlikte konuşup tartışmayı, uzaktan birbirlerine selam vermeye bile tahammül edemiyorlar. Her zaman toplumda öncülük yapması gereken siyasetçilerin, kanaat önderlerinin ve kültür insanlarının bu gayrı medeni tutumları, ne yazık ki toplumsal ilişkilerin sıhhatini zehirleyen bir duruma işaret ediyor.
Maalesef şu anda yaşadığımız pek çok sorunun temelinde, birbirini dinlemeye tahammülü olmayan, empati yapmayı beceremeyen bir siyaset anlayışı bulunmaktadır.
Daha da vahim olanı ‘bizden olmayanlar’ argümanı üzerinden yapay düşman kamplar oluşturulmasıdır. Eğer bir toplumda özellikle dini değerlerin siyaset aracı haline dönüştürülmesiyle bir kamplaşma oluşturulmuşsa, kampların birbirine ateş etmesi, bir süre sonra sanki doğal bir hakmış gibi algılanmaya başlanır ki bu durumun yıkıcı sonuçlar üretmesi kaçınılmaz olur.
İşte şimdi tam da böyle bir umutsuzluğun fotoğrafıyla karşı karşıyayız. Her gün hayat kalitemizi biraz daha düşüren bu trajik hali bütün gerçekliği ile tarif etmeye cesaret edemiyoruz. Kendimize itiraf etmesi zor gelse de esas itibariyle bu bir zihniyet yarılmasıdır.
Kuşkusuz bu ‘zihniyet yarılması’, sonuçları itibariyle zihinsel gettolaşmayı ve cemaatleşmeyi besleyen kültürel bir kilitlenmenin tezahürüdür. Ve ne yazık ki hayata bakışımızda sıkıntılar yaratan, travmatik hafızamızın gölgesinde yeni öfke bloklarının ve düşman gettoların oluşmasını bir türlü engelleyemiyoruz.
Bütün demokratikleşme denemelerine ve hukuk arayışlarına rağmen, ne gerçek anlamda bir demokratikleşmeyi sağlayabiliyoruz ne de evrensel hukuk normlarına dayalı bir hukuk sistemi inşa edebiliyoruz. Sanki, yıllarca etnik kimlikleri, tarikatları, dini ve sol cemaatleri besleyen kurgulanmış ideolojik bir merkez var, hepimiz gettolarımıza kapanarak birbirimize ateş etmeye devam ediyoruz.
Zaman zaman bu köşede, toplumun sıhhatini bozan iki zihniyet yapısına işaret etmeye çalışıyorum. Bunlardan birincisi, her türlü değişime ve demokratikleşmeye burun kıvıran Ortodoks ulusalcı sol. Bunlar, dindar-muhafazakar kesimlerden hiç hoşlanmazlar, esas itibariyle de dinin insan hayatına dokunmasından rahatsız olurlar.
İkincisi ise, merdivenaltı İslamcılar… Bunlar dinin temel değerleriyle asla ilgilenmeyen, harama, yalana, yolsuzluğa, hırsızlığa bir yolunu bulup fetva üretmekte çok maharetli oldukları gibi, Amerikan malı lüks ciplerinin arkasına “Kurtuluş İslam”da sloganları yazarak cennete gidiş bileti almayı umut ederler.
Eğer, düşmanlaştırmanın zihniyet temelini oluşturan Ortodoks sol ve merdiven altı İslamcılık anlayışını aşamazsak, makuliyete dayalı bir toplumsal barış ortamını tesis edemeyiz.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025