Mithat SANCAR
BDP’li vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırma tartışmasının, basit bir gündem değiştirme taktiğini çok aşan boyutlara sahip olduğu daha baştan belliydi. En az iki nedenle bu böyle.
Birincisi, dokunulmazlıkların kaldırılması; kürtaj, idam vb. konulardan farklı olarak, somut bir süreç meselesidir. Bu süreç işlemeye başladı zaten. Bundan sonra, “patika teorisi”nin devreye girmesi ihtimali çok yüksek. Yani bu süreci başlattıktan sonra, ileriki aşamalarda durmak veya geri dönmek isteseniz bile, bunu başarmanız hiç kolay değil. Patikaya girdikten sonra, genellikle yolun akışını ve sonunu siz değil, patikanın kendisi belirler.
İkincisi ve daha önemlisi, tartışmayı başlatan Başbakan, dokunulmazlıkların kaldırılmasına “kesin karar vermiş” gibi görünüyor. Şimdiye kadarki konuşmaları, tam bir kararlılık gösterisi. Bu gösteriyle, herhalde partisinin Meclis grubunu mutlak kontrol altında tutmayı hedefliyordur. NitekimAnayasa’nın 83. maddesinin açık hükmüne rağmen, grubuna adeta emir yoluyla bu kararını dayatmakta bir beis görmüyor.
Öte yandan Başbakan, üslubundaki sertlik dozunu da giderek arttırıyor. Sadece haklarında fezleke hazırlanmış olan milletvekillerini kesin suçlu gibi sunmakla kalmıyor, bir bütün olarak BDP’yi de“şeytanlaştırma”ya devam ediyor. Anlaşılan böylece, dokunulmazlıkları kaldırma meselesini bir“milli dava” hâline getirerek bir nevi “seferberlik havası” yaratmaya çalışıyor. Bu havanın da, hem şahsına ve partisine daha fazla “milliyetçi destek” getireceğini, hem de kendisine ve politikasına itiraz edenleri sindireceğini hesaplıyor olmalı.
Peki, Başbakan bunu neden yapıyor? Ya da şöyle soralım: Bu hamle, Başbakan’ın Kürt politikasında nasıl bir yere oturuyor?
Başbakan’ın ve hükümetinin bütünlüklü ve tutarlı bir Kürt politikası/programı olduğunu düşünmüyorum. Ortadaki veriler, Başbakan’ın başka birçok önemli konuda olduğu gibi Kürt sorununda da anketlerden esen rüzgârlara göre hareket ettiğini gösteriyor. Bu da, sözlerde ve politikalarda ciddi bir tutarsızlığa neden oluyor. Bir yandan, hem Başbakan’dan hem de bazı bakanlardan “açılım devam ediyor ve edecek” gibi sözler duyuluyor, hatta “anadilinde savunma” gibi adımlar atılıyor. Diğer yandan, demokratik siyasetin temellerini ve atılan “reform” adımlarının anlamını yok edebilecek bir sertlik ve gerilim politikası izleniyor.
Daha önce, tutarsızlıklarla dolu bu tabloyu, “sürdürülebilir çözümsüzlük politikası” olarak değerlendirmiştim. Başbakan’ın asıl derdinin çözüm falan değil, 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar “durumu idare etmek” olduğunu söylemiştim.
Hâlâ esas itibariyle aynı fikirdeyim. Lakin Başbakan’ın sürekli tırmandırdığı gerilim politikasının, “durumu idare etme”yi çok zorlaştırdığı da ortada.
Bunu nasıl açıklayabiliriz? Aklıma ilk gelen basit açıklamayı, “anketlerin şehvetine kapılma”olarak özetleyebilirim.
“Patika teorisi” burada da işliyor. Gerilim arttıkça, milli ve milliyetçi hassasiyetler kabarıyor. Onları tatmin etmek için gerilim daha da yükseltiliyor ve böylece bir “şeytan döngüsü” oluşuyor. Bu döngü hızlandıkça, onu harekete geçirenleri de teslim almaya başlıyor.
Durum bu kadar basit olmayabilir. Başbakan’ın politikalarının ardında başka ince hesaplar ve karmaşık tasarımlar da yatıyor olabilir. Bunları başka yazılarda tartışmaya çalışacağım.
Sebep ve hesap ne olursa olsun, o şeytan döngüsü işlemeye devam ediyor ve bu işleyiş ülkeyi kötü yerlere savuruyor. Dokunulmazlıkları kaldırma tartışması, bu gidişi durdurmak için bir fırsat olabilir. Bu konuda, demokrat kamuoyuna çok önemli görevler düşüyor. Ancak görünen o ki, asıl belirleyici rol, AKP içindeki, etrafındaki ve tabanındaki sağduyulu ve demokrat aktörlere düşüyor. Hızla duvara karşı giden bu katarın “imdat freni” galiba onların elinde..
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Newroz 2015: Yeni başlangıç, yeniden inşa
24.03.2015 - Çözümde deneyimler ve modeller meselesi
22.03.2015 - HDP’nin kararı ve korku siyasetinin acizliği
12.02.2015 - HDP’nin kararı, AKP’nin tedirginliği
5.02.2015 - Devletçi zihniyet ve yargı
27.01.2015 - Hrant’ın vasiyeti
20.01.2015 - Bir katliam, gerçeklik ve hakikat
13.01.2015 - 2015: Büyük yüzleşme randevusu
6.01.2015 - Roboski Katliamı: Yüz yıllık bir yara
29.12.2014 - Yollar ve sonlar
23.12.2014
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Ad Soyad Giriniz...
Sevgili Alper olasılık öngörülerine katılıyorum. Demokratikleşme çabalarını yükseltmeye devam, en doğru CHP eleştirilerini siz yapıyorsunuz. Teşekkürler başarılar.
cengiz hüseyin
Sayın Görmüş, patlamaya hazır olan bu kitle erken doğuma tabi tutulup seçimlerin yapılacağı 2014 yılından önce kontrollü patlatılmış olmasın sakın? Bu zümre zaten nihilist üstüne hedonist, daha fazla nihilistlik çatışmayı kendi içine yöneltir sadece...peki ne olacak bu zümre içerisindeki samimi nihilistlerin hali?...ana babasına eşine dostuna karşı özgürce kullandığı şımarıklığının bir sınırı olduğunu öğrenecek öncelikle sonra zaten makulde buluşulur...(bu arada bu şımarıklığı ailedeki demokratik ortamda yetişmenin neticesi olarak sunan allemelerin çaresizliği iştah kaçırıcı oluyor doğrusu, yazık...siz çocuklarınıza söz geçiremiyorsunuz, hakikat budur...sonra da bu iyi birşeymiş gibi sunma rezilliğine tevessül ediyorsunuz)...vesselam.