Murat BELGE
Başbakan, “Madem diktatörmüşüm, seçimle indirsinler beni,” demiş. Bu bir paradoks tabii. Diktatör denen adam, tanım gereği, “seçim”le indirilmez. Başbakan da zaten bunun bir paradoks olduğunu bilerek söylüyor. Seçimle indirilmeyeceğine göre, “demek ki diktatör değil” diye düşündürmek üzere.
Seçime daha epey var ve yerel seçimi, Cumhurbaşkanlığı gibi evrelerden geçileceği için, oraya doğru uzanan yol bir hayli engebeli. Ama, seçim olduğunda, AKP’yi sollayıp “birinci” parti durumuna gelecek bir parti olduğunu düşünüyor musunuz? Ben düşünemiyorum. Bu da, geçenlerde yazdığım (aslında herkesin yazdığı ve düşündüğü) muhalefet yokluğuna bağlanıyor. Bu da öncelikle CHP ile ilgili bir durum.
Başbakan tabii bunun da farkında ve bu son konuşmasında da görüldüğü gibi, sevmediği, hoşlanmadığı ne varsa, CHP’ye mal etmek taktiğini uyguluyor. Örneğin son günlerde ODTÜ olayı çıktı. Başbakan, bunu CHP’ye, “milletvekili kisvesi altındaki militanları”na bağlıyor ve oradan “Yol Vergisi”ne kadar gidiyor. Orada CHP’li milletvekilleri olabilir, ama Melih Gökçek’in “ağaç operasyonu’na karşı çıkan herkesin CHP’li olduğunu düşünmek için bir neden yok. CHP’den hiç hoşlanmayan ama ağaç kesilmesini protesto eden vardır, CHP’li olmaksızın AKP politikalarına muhalefet eden de vardır, türlü türlü insan vardır. “Bana ve yaptığım işlere karşı çıkan varsa o kişi mutlaka CHP’lidir” demek doğru bir tesbit değil (kaldı ki, CHP’li olsa ne fark eder; ama şimdi onu geçelim). Anlaşılan, Başbakan, CHP’nin toplum nezdindeki antipatik imgesinden yararlanmak istiyor. CHP de, o antipatik imgeyi güçlendirmek üzere, elinden geleni yapıyor.
Şimdi, gelelim yeniden, Başbakan’ın meydan okumasına: “Ben diktatörsem, seçim var, buyurun seçimle düşürün.” Bunun arkasından da ekliyor: “Biz sandıktan çıkan sonuca itaat ederiz; ama millet bize ‘kal’ derse millet dışında hiçbir odak karşısında boynumuzu eğmeyiz...”
Başbakan bu “çoğunlukçu” anlayışını ısrarla sürdürüyor ve demokrasinin aynı zamanda azınlıkların haklarını korumak olduğu yolunda uyarıları duymazlıktan geliyor. Arada bir, “Biz, bize muhalif olanların da partisiyiz” retoriği yapıyor, ama, Aleviler, Kürtler, bu retoriğin gerçeklere, olgulara dayandığına inanmıyorlar.
Örneğin, geçmişten bugüne CHP’de kendini gösteren “yukarıdan” tavrı eleştirmek için, “Kendilerini Cumhuriyet’in yegâne sahibi zanneden, diğer herkesi dışlayan, farklı olanı asimile etmeye çalışan zihniyet artık tarihî bir yenilgi aldı” diyebiliyor Başbakan. Bu sözlere katılırım, aynısını ben de söylerim. Ama bunları söyleyen Başbakan iki gün önce “İmralı’ya kimin gideceğine tabii ki biz karar veririz. Herkes haddini bilsin” diyebiliyorsa, bunu da “barışçı çözüm” adını verdiğimiz bir sürecin bir aşamasında söyleyebiliyorsa, bu işte bir tuhaflık olduğunu görmemek mümkün değil. Bu “had bildirme” üslûbunun haddi hesabı yok, ülke bir yana dünyada da Başbakan’ın öfkesini tatmayan (fani ya da fena bulmuş) kimse kalmadı.
Şu “asimile etme” konusunda, onun nesnesi olabilecek (yani, aslında, olmuş) kesimler ne diyorlar? Aleviler “cemevi” denen kurumu kendi ibadethaneleri olarak görüyorsa, Alevi- olmayan birileri de, onlara, “Hayır, cemevi ibadethane olmaz. İbadethane, yalnız ve yalnız camidir” diyorsa, bunun adı nedir? Kürtlere, “asimilasyon” sözünün arkasından, “Gelin, bu oyunu beraber çözelim” çağrısında bulunuyor Başbakan. Çok iyi. Ama Kürtler, yıllardır uygulanmış “asimilasyon politikası”nın önemli bir kısmının dillerinin unutturulma çabası olduğuna inanıyorlar. Başbakan ne diyor bu dilde eğitim hakkında?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025