Murat BELGE
“Biz kimin özel hayatına karıştık” diye soruyor Başbakan. “Karışmak”, “müdahale etmek” gibi kelimelerden ne anlıyor acaba? Benim edindiğim izlenime göre, bunların modern toplum öncesinde görülmüş biçimleri var zihninde. Örneğin adamın biri evinde oturmuş, şişesini açmış rakısını içiyor. Birdenbire kapısı zorlanarak açılıyor, içeriye polisler falan dalıyor (belki yanlarında bir hükümet üyesi de var): “İşte, rakı içiyorsun!” diye bağırıyorlar, şişesine el koyuyorlar, falan filan...
Böyle bir şey oluyor mu bugünün Türkiye’sinde? Hayır, olmuyor. Demek ki insanların özel hayatına müdahale edilmiyor! Çünkü “müdahale” dediğin eylem, böyle bir şey olmalı. Adamın gittiği meyhaneyi, içki içtiği mekânı bir şekilde kılıfına uydurup kapatmışsın, diyelim; bu, “müdahale” olmuyor.
İki lafın başında “üç çocuktan aşağı olmaz” diyorsun. Bunun medyada, televizyon kanallarında yayımlanacağı belli. Bu bir “müdahale” değil. “Müdahale” olması için anlaşılan Başbakan’ın ya da başka yetkililerin ev ev dolaşması, çiftlere “üçüncü çocuk” için tarih vermesi, o tarihte denetim yapması falan gerekiyor. Bunların yapan oldu mu? Olmadı. O halde, “müdahale” filan yok.
Kimsenin evi, “evli olmayan çiftler”i denetlemek üzere de basılmadı henüz. Böylesine sınırsız özgürlük var bu ülkede —her konuda. Ama Başbakan inşaat işlerine karışıyor, “Şu kadar metrekarenin altında konut bizim aile geleneklerimize uymaz” diyor... Bu bir “müdahale” değil.
Bunların “özel hayat”a “müdahale” olmamasının örnekleri. Daha “kamusal” denecek durumları da var. Geçtiğimiz hafta sonu Abant toplantısının konusu “Alevi” haklarıydı. Çeşitli sorunlar, çeşitli talepler... Ama üzerinde genel bir konsensus olduğu gözlemlenen bir konu, “cem evleri”nin “ibadethane” olması talebi. Bu talep yerine getirilmiyor. Gerekçe “İslâm’da ibadethane ‘cami’dir.” Nokta!
Bu, Diyanet İşleri ile birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel görüşü olabilir. Kimse, Erdoğan’dan bu görüşünü değiştirmesini talep edemez.
Öte yandan, Aleviler de “Bizim için ‘cem evi’, ibadethanedir,” diyorlar. Onlardan, bu görüşlerini değiştirmelerini talep edebilir miyiz?
Aynı mantık içinde bakıyorsak, hayır, edemeyiz.
Ama, işte, sonuç ortada, ediyoruz, ediliyor. Bir mezhebin ortodoksluk anlayışı üstüne kurulmuş bir kurum (yani Diyanet İşleri) ve bu anlayışı paylaşan hükümet, “Hayır,” diyorlar, “Cem evi ibadethane değildir”. Öbür mezhebin ibadethanesinin ne olacağını onlar dikte ediyor.
Nerenin ibadethane olduğuna, olacağına kim karar verir? O inancı paylaşanlar mı verir, o inancı paylaşmayanlar mı?
Pekâlâ, şimdi bu “kim karar verir” sorusunu bir süre bir kenara bırakalım. Gelelim hükümetlere ve hükümetlerden beklenenlere.
Hükümetler, hükümeti olduğu toplumda yurttaşların maddeten karşılanması mümkün taleplerini yerine getirerek onların mutlu olmalarını sağlamak için mi vardırlar, yoksa o toplumda varolan çeşitli inançların hangisinin öteki inançların hayatlarına düzen vereceğini belirlemek üzere mi oluşurlar?
Tayyip Erdoğan’ın “Başbakan”ı olduğu hükümet, Osmanlı geçmişini seviyor.
Osmanlı düzeninde bazı Ermenileri Katolik olmuşlardı. O düzenin önemli kurumu, “Millet Sistemi” çerçevesinde, ayrı bir millet olarak tanınmak ve kendi kiliselerini kurmak istiyorlardı. II. Mahmud zamanında bu yapıldı. Mahmud onlara, “Ermeniler Gregoryen doğar. Katoliklik nereden çıktı? Gregoryen’sin sen, Gregoryen kal!” demedi. Daha sonra bazı Ermeniler de Protestan olmaya karar verdi. Onlara da kendilerini böylece ayırma hakkı tanındı.
Ama hükümet bu gibi uygulamalara uymak gereğini duymadığını da söyleyebilir. Haksız da sayılmaz. Benim verdiğim örnekler gayrimüslim cemaatlerle ilgili. Ama Osmanlı devleti “Alevi”den pek hoşlanmazdı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün inşaatını başlatmış olan hükümet Osmanlı mirasına bu şekilde bağlı kalıyor olabilir.
http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-mudahale-etme-nin-bicimleri.htm
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025