Murat BELGE
Geçen hafta “din” ve “sol siyaset” üstüne bir yazı yazmıştım. Öyle birkaç yazıyla tüketilmeyecek bir konu bu. Onun için şu dönem içinde sık sık bu temaya döneceğimi tahmin ediyorum.
“Sol siyaset” diyorum ya, bununla Kemalizm arasında bir bağlantı kurmuyorum. Türkiye’de bu genel konuya girerken ilk söylenmesi gereken şeyin de bu olduğu kanısındayım. İlk bu söylenmeli, çünkü sosyalist sol adına ve “örgütlü” olduğu iddia edilen “sosyalizm” adına bugüne kadar söylenenler, az sayıda istisna dışında, Kemalizm’in yörüngesi içinde kaldı (dışına çıkma isteği göstermedi). Bu da, kamuoyunda, sosyalizmin Kemalizm’in az daha radikal (örneğin mülkiyet konularına filan biraz daha burnunu sokan) bir “varyant”ı olduğu izlenimini yarattı.
Bu aslında gene “Türk- tipi” diyeceğimiz “Sosyal- demokrasi” için geçerlidir. Sosyalizm altmışlarda en gür akan entelektüel akım olarak Türkiye’ye girerken kimsenin Sosyal- demokrasiyle alıp vereceği yoktu. Solun “sahte”si olarak görülmüştü Sosyal- demokrasi, daha baştan. Onu benimseyen --ya da benimsemiş “gibi yapan”-- CHP oldu. CHP’de Bülent Ecevit Kemalizm’in geleneksel “anti- İslâm” çekirdeğini yumuşatmaya çalıştı, ama bir yere kadar. Partinin buna karşı çok daha eskilere dayanan bir direnç birikimi vardı. Ayrıca, Ecevit kendisi de bu ortamda yetişmiş bir kişiydi. İslâm’ı nereye kadar kabul edebildiği, Merve Kavakçı’nın yemini olayında belli oldu.
CHP’nin başta İttihat ve Terakki, bu toplumun Batılılaşma siyasetinin dümenini tutmuş siyasî ve ideolojik yapılarla ilişkisi belli. Geç Osmanlı ve genç Cumhuriyet Türk intelligentsia’sı “modernleşme”nin ideolojisi olmak üzere milliyetçiliği seçmişti. O geçiş yıllarında İslâmcılık yeni oluşuyordu; onu da öneren aydınlar çıktı ama azınlıkta kaldılar. Çünkü sözkonusuintelligentsia içinde egemen eğilim, dini geri kalmışlığın başlıca nedeni olarak görüyor, bu teşhiste birleşiyordu. “Modernizm” (“çağdaşlık” diye çevriliyor) yolunda kimin daha radikalolduğu da, her şeyden önce, İslâmiyet’e karşı aldığı tavırdan anlaşılıyordu. “İslâm iyidir, ama belirli koşullarda yobazların, softaların elinde gerici bir anlayışa dönüşmüştür”... Bu, üzerinde ortaklaşılan değerlendirmeydi. “Yok, kardeşim, bu iş öyle ‘hacı, hoca’ işi değil. İslâm kendisi ilerlemeye izin vermeyen bir ideolojidir.” Bunu diyen de “radikal modernist” oluyordu.
Uzatmadan, varmak istediğim nokta şu: İslâm, “modernleşme” mücadelesine giren toplumun egemen ideolojisi olmadı. İktidar içinde dengeler dinden çok etnisiteye önem veren “daha radikal” unsurlar lehinde işledikçe, İslâm“cı” olanlar da sağa sola itildi. Ahali bu dönüşüm sürecine bir türlü istenen hızla ve enerjiyle katılmıyordu. Din, ahalinin bu ağırdan almasının da sorumlusu olarak görüldü. Bu, dünyada oldukça seyrek görünen bir yapılanmaya yol açtı. Pek çok yerde din egemen ideolojinin özsel bir ögesidir ve iktidar koalisyonunun değişmez bir parçasıdır. Türkiye’de Kemalizm’in halis iktidarı varken, din, sıkı denetim altında tutulması gereken bir “yarı- mücrim” olarak göründü; ama çok- partili dönemlerin sağ- muhafazakâr iktidarları da bundan çok farklı bir tavır takınmadılar.
Batılılaşmacı- Kemalist- Milliyetçi açıdan baktığınızda, İslâm, onların devirerek kendi tırmandıkları yerin sahibi (eski sahibi) olan ideoloji ve aynı zamanda hayat tarzıydı. Onların perspektifinden bakıldığında, Şerif Mardin’in volk- İslâm dediği fenomen görünmüyordu.
İşte, Sosyalist Sol’un tevarüs etmesi hiç gerekmeyen, ama ne yazık ki büyük ölçüde tevarüs ettiği, benimsediği bakış tarzı ve değerlendirme.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025