Murat BELGE
Türkiye’nin siyasi havası son derece boğucu. Bir şeyin kötü olduğunu düşünüyor ve yazıyorsanız, ertesi gün o bir şey iki şey oluyor, üç şey oluyor… Onun için de insanın herhangi bir şey yazası gelmiyor.
Siyaset dışı konular düşünmeli, diye düşünüyorum da, o da zor. Çünkü boğucu falan, ama sonunda önemli işler oluyor. Ülke gerçekten önemli badirelerden geçiyor.
Gözümüzü Türkiye’nin dışına çevirip “Dünyada neler oluyor?” diye baktığımızda, burada olanlardan daha keyifli olaylar gördüğümüzü söylemek de mümkün değil. Başta bulunduğumuz bölge, Ortadoğu. Daha doğrusu, “radikal İslâm” mı diyeceğiz, ne diyeceğiz, onun uzandığı her yer. Taliban Pakistan’da okula saldırıyor, 22 ölü; ya da IŞİD Paris’e saldırıyor, şu kadar ölü de orada. İnsanlar sinek gibi öldürülüyor ve bu tür eylemler için birinci hedef artık nicelik. Elli altmış insandan az götüren eyleme “eylem” denmiyor artık. Bir gün Avrupa’dan geliyor kıyım haberi, ertesi gün Afrika’dan, derken Sultanahmet’ten; böyle sürüp gidiyor. İnsanlar sinek gibi öldürülüyorken bir de bakıyorsun bir manastırı dinamitlerle uçuruyorlar.
“Medeniyetler Savaşı” diye adlandırmıştı birileri. Burada “ler” çoğul ekiyle anılacak “medeniyetler” mi savaşıyor, yoksa her türlü medeniyete düşman bir varlık ve onun eylemleri mi sözkonusu?
“Medeniyete düşman varlık”, her neyse, “Batı medeniyeti”ne saldırıyor.
“Batı medeniyeti”ni savunmak üzere ortaya atılanlardan biri de Donald Trump. Ya da Palin. Ya da Le Pen. Bu “medeniyet”in içinde olup bitenlere, söylenen sözlere baktığınızda, ötekinden daha az kasvetli bir manzara görmüyorsunuz. Dinamitle manastır uçuranların “medeniyet adına” davranmak gibi bir iddiaları yok, hiç değilse. Ya da vahşetin en yoğun bir biçimde çöktüğü Ortadoğu’da “Batı medeniyetinin temsilcisi” olarak kabul edilen İsrail’e, İsrail’in bugünkü siyasi önder kadrolarına bakalım. Neyse, bakmasak daha iyi galiba.
Peki, ya Avrupa Birliği’nde ne oluyor?
Avrupa Birliği, Merkel ve Sarkozy gibi üstün önderlerin önderliğinde, Türkiye’yi reddetti (resmen değil ama fiilen). Türkiye’de bugünkü duruma baktıklarında, “Ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı” diyorlardır herhalde. Buna da doğrusu itiraz edecek halimiz yok –mal meydanda.
Ama işlerin buraya gelebilmesinde o dışlamanın da bir payı olduğunu savunabiliriz.
Geçelim bunu, çünkü sonuç olarak bir spekülasyon.
Ne var ki, bugün Avrupa’da, Merkel ve Sarkozy gibi üstün önderlerin “Bir an önce kabul edelim, bu iş bitsin” diye kollarını açtıkları Macaristan ve Polonya gibi ülkelerden ileri gelen sorunlara karşı ne yapmak gerektiği tartışılıyor (buna bazı bakımlardan farklı, ama sonuçta gene sorun olan Yunanistan’ı da eklemek mümkün). AB dışında tutulan Türkiye’de anti-demokratik yönsemler nasıl günden güne çoğalıyor ve yayılıyorsa, Avrupa Birliği içinde benzer bir gidişi Macaristan başlatmıştı. Şimdi onun yanına Polonya da eklendi.
Avrupa Birliği “ortak pazar” diye başlamıştı işine. Sonra “Ekonomik Topluluk” oldu. Nihayet bu “ekonomi” lafını kaldırdı. Adını “Avrupa Birliği” olarak değiştirirken, birtakım değerler ve ilkeleri benimsemeyi taahhüt etti. “Ortak” olunacaksa, “pazar”da değil, bu “değer”lerde ortak olunacaktı.
“Taahhüt” tutuldu mu?
Avrupa Birliği’nde işler parlak yürümüyor –ekonomide de, siyasette de. Bunun geçici bir durum olmasını umuyorum.
Velhasıl bugünkü dünyada nereye baksak, bir pırıltı, bir ışıltı görünmüyor.
İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken Macaristan’da Horthy’nin, Polonya’da Pilsudski’nin (ölümü 1935) yönetimleri vardı. Bizde de Kaya gibi “tek-parti” rejimi. Yaklaşık yüz yıl sonra değişen fazla bir şey yok.
Ne zormuş demokrat olmak!
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025