Murat BELGE
Şu günlerin güncel konusu Atatürkçülük oldu ya, bu konularda yapılan tartışmalarda gözümden çok burnuma çarpan bir şey var: İsmet İnönü. Bu “şey” yeni sayılmaz; öteden beri vardır, oradadır, biraz eşeleyince ortaya çıkar.
Geçmişte bu yaklaşımın şampiyonu Attila İlhan’dı. Onun gözünde Atatürk/İsmet İnönü ikilisi Manikeist, ikici teolojilerdeki Yin/Yang ya da Ahura Mazda/Ehrimen modeline uyuyordu; Atatürk her türlü iyiliği, İnönü her türlü kötülüğü temsil ediyordu.
Türkiye tarihinin en önemli iki kişiliğinin ilişkisini ve farklılığını bence en iyi özetlemiş kişi Mina Urgan’ın annesi (ve bu sırada Fatih Rıfkı’nın eşi) Şefika Hanım’dır. Atatürk’ün ölümünde durumu şöyle açıklamıştı: “Türkiye sevgilisini kaybetti, kocasıyla kaldı.”
Atatürk’e düşman olanlar var bu ülkede. Ama ona son derece bağlı olanlar da var: Onların bağlılığının bu duygulu, “aşırı” yoğun bağlılık olması belirli ölçüde Atatürk’ün olağanüstü kişiliğinin sonucu. Öne atılmaktan sakınmayan, atıldığında da göz kamaştıran bir yapısı var Atatürk’ün.
İnönü adının zihinde normal olarak çağrışım yaptığı ilk kavram “ihtiyat” olmalı diye düşünüyorum. İnönü geride durur, düşünür, hesap yapar. Onun projektörü dışa çevrik değildir, masasının üstünde, incelediği kâğıtlara dönüktür.
Aralarındaki ilişkiyi de ikisi, aralarında en uygun biçimde kurmayı başarmışlardır: Biri “Başkomutan”dır, öbürü “Kurmay Başkanı”.
Kurtuluş Savaşı’nın tepe kadrosunda hep bir çekişme olmuştur. Mücadele, savaş meydanına önceden gelenler ve sonradan gelenler… Kâzım Karabekir oradaydı, Atatürk’ü orada karşıladı. Ali Fuat Paşa da oradaydı. Rauf Orbay önceden gelmiş, Teşkilat-ı Mahsusa’nın silâh depolarını Ethem’e göstermişti. Refet Bele, Atatürk’le birlikte Samsun’a geldi.
İsmet İnönü ile Fevzi Çakmak geç geldiler. Ama Atatürk silâh arkadaşlarına “Yarın Cumhuriyet’i kuracağız” diye haber verirken bu toplantıda İnönü’nün ya da Çakmak’ın bulunmasına gerek duymamıştı. Çünkü onlar zaten biliyordu ve Atatürk’ün yanında yer almışlardı.
Birinci grupta yer alanlar “Biz önceden gelmiştik” demeye devam ettiler. Özellikle İzmir suikast girişiminden sonra sesleri kesildi. Atatürk’ün ölümünün arkasından onlara ülke siyasetinde yeniden yer açan ise “sonradan gelen” İnönü’ydü. Orbay ve Cebesoy bu koşullarda da İnönü’nün değil, onun rakibi Demokrat Parti’nin saflarında bulunmayı tercih ettiler.
Suikast girişiminin ardından İstiklâl Mahkemesi bu paşaların tutuklanması için karar çıkarmış, İnönü bunu engellemeye kalkıştığı için onun hakkında da tutuklama kararı çıkmış, ayrıca Atatürk’ün gazabına uğramıştı. İnönü, çarnaçar geriledi. Bu ilişki böyle işliyordu. Başkomutanın iyi işleyen bir kurmaya ihtiyacı vardı, ama kurmayın her dediğini yapma yükümlülüğü yoktu.
Ve ömrünün sonuna doğru Atatürk, İnönü’yü Kurmay Başkanlığı görevinden de azletti.
İnönü, Atatürk’ün yaptığı şeylere yüksek sesle itiraz etmedi, ama ona kalsa bunların yapılmayacağını tahmin edebiliriz. İstiklâl Mahkemesi’ne değindim. Dil Devrimi, Güneş-Dil Teorisi ya da Türk Tarih Tezi gibi şeyler İnönü’nün önderliğinde düşünülemezdi. Ama bunlara bakıp Atatürk’le İnönü arasında derin farklılıklar olduğunu düşünmemiz için yeterli neden yok. Bütün bu tarih içinde son analizde en iyi anlaşan ve en akılcı işbirliği düzenini kuran bu iki insan olmuştur. İnönü’nün Atatürk’ü silmeye çalıştığı iddiası da bence temelsiz bir iddiadır. Atatürk üstünden bir tapınma biçimi yaratmaya daha “ihtiyatlı” yaklaşmıştır, diyebiliriz.
Yukarıda değindiğim Manikeist, düalist inançlar da “kötü” buldukları şeylerin evrenin düzeninde yalnız kaçınılmaz değil, aynı zamanda olduğunu kabul ederler. Ama Atatürk/İnönü ilişkisi bir Yin/Yang ilişkisi de değildir. Kurtuluş Savaşı, ardından Cumhuriyet’in kuruluşu, tek-parti yılları, bunlar hepsi bir sürecin aşamaları. Bu sürecin anlamı ve değeri çeşitli bakış açılarına göre değiştiği gibi, aynı bakış açısından bakıldığında da olumlu-olumsuz iç içe geçmiş durumda. Burada sevapları Atatürk’ün, günahları İnönü’nün hesabına yazarak yapılacak bir muhasebe gerçekliğe uymaz. Bu, tarihe bakarak tarihten sonuçlar çıkarmak pratiği değildir; tarih dışı prosedürlerle varılmış sonuçlara göre tarihi yeniden-yazmak demektir.
Yaşamakta olduğumuz dönemin ruhuna ve pratiklerine uygun. Öteden beri var olan bir gelenek bu; ama şimdiki uygulaması her döneminkini aştı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025