Namık ÇINAR
Reyhanlı’daki patlama olağan gündemi altüst edince, Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısı da galiba biraz güme gitti.
Fakat artık şunu hissediyoruz:
CHP eğer bir gün düzelecekse, büyük oranda Erdoğan’ın yanlışları yüzünden düzelecek.
Zira, gerçek bir muhalefet yapılabilse, tek kişinin eline bakar hâle geldiği için geri kalan herkesin seyretmekle yetindiği o koskoca AKP, çarçabuk harlayıp çarçabuk geçen ve nar gibi kızardığı yerlerinden yarılırken gümüşî boyası da patır patır dökülen bir çingene sobasına giderek daha çok benzeyecek.
Ama bu yeter mi?
Ulusalcı kanadın kazanım ezberleri adı altında geniş kitlelere kakalamaya çalıştığı ve çoğu ancak burun tutarak ellenebilen çöp ev malzemesi mahiyetindeki geçmişin çağdışı siyasal anlayışlarını da, artık terk etmesi gerekmiyor mu CHP’nin?
Hâlbuki, Bağdat Caddesi’nin rantiyelerinden alınan oylar yitecek diye korkarken, AKP’ye oy vermenin nedametini biriktirmeye başlayan Ümraniye’yi elden kaçırıyor, farkında değil.
Hem zaten bu iş böyle mi olur?
Kitle partisi olma iddialarını Sünni-İslâm kardeşliği paydasıyla piyasaya sürerek, aslında din üzerinden yeniden yorumlamış olduğu Kemalizm’in “imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz”solidarizmine yasladığı gün gibi aşikâr olan AKP’nin, toplumun büyük gövdesini sömürdüğü bu politikaları karşısında; Türkiye’deki toplam on dokuz milyon hane halkından, sadece yüzde altı buçuğununki iki bin beş yüz liranın üstünde seyrediyor ve yüzde yetmiş üçünün aylık geliri bin iki yüz liranın altında kalıyor ise, CHP’ye düşen bu insanları kucaklayacak gürül gürül bir sınıf siyaseti değil midir, allahaşkına?
Erdoğan ne zaman televizyona çıksa, kendi dönemindeyken devletin ne denli zenginleştiğini anlata anlata bitiremiyor.
Ama o zenginleşmenin, halkın cebinden çalınan paralarla olduğunu söylemiyor.
Oysa ki, zenginliği toplumun önünde giden devlet, faşistleşir.
Esasında halk, kaçırıp kurtarabildiği her kara kuruşla daha iyi yaşar ve çocuklarına daha iyi bakar.
Ama sinekten yağ çıkarırcasına, çoğuna devlet el koyarsa, o devlet azar.
Ne yapıp eder, cebelleşeceği birilerini bulur ve savaşa para harcamaya başlar.
Yetmez; ayranı yokken kendisini emperyal majesteleri sanarak Moğolistanlara yol yapar; haritada yerini bulmakta zorlanacağın Myanmarlarda İslâmi fütuhatlara girişir.
Tarihe bakın, daha ziyade fiskalistik, vergi gelirci bir devletin, birazcık biti kanlanmaya görsün, hemen aklına harp fikri düşüvermektedir. Hemen territorial egemenliğini genişletme, kendisine bağlı vergi veren vasalların sayısını çoğaltma hülyalarına kapılmaktadır.
Gözünü döndüren bu arsızlığını bilenler ise, onu şişirip azmettirerek, sonunda belki de evdeki bulgurdan da olacağı bir macerada maşa olarak dahi kullanabilirler.
Kendi bakanlarının dahi vampir dediği bankalar, doksanlı yıllarda sadece “hazine odaklı”soygunlarla malı götürme yarışındalarken, şimdiki konjonktürde buna ilâveten “tüketici ve kredi odaklı” bir kan emmenin de peşindedirler.
Posaları çıktığı için yerle yeksan olanlarla oyalanıp vakit öldürmeye zamanı bulunmayan o bankalar, arkadaki bu dökülenleri toplasınlar diye türemiş olan ve aynı akbabalara benzeyen varlık yönetim şirketlerine, o borçluları tıpkı köle pazarında satar gibi onda bir fiyatına satmak suretiyle, doğadakinin bir benzerini icra ederek, yerde yatan cesetlerin bile beslenme zincirine dahil edilmelerini sağlamışlardır.
Yüz altmış iki milyar dolarlık bir hacme ulaşan, ama yatırıma değil de panayırın kapkaççısı gibi yüksek faizin peşinde dolanan sıcak para, hepimizi kucağına oturtan uluslararası bir sağma makinesine dönüşmüştür.
Bütün ülke sathı AVM’leştirilerek kentlerin doğal çarşıları tasfiye edilmiş; perakende dünyası, yüz- yüz elli kadar markanın emrine tahsis edilmiştir.
Erdoğan’ın kurduğu düzen, işte böyle bir düzendir.
Bu durumdaki AKP’nin karşısında, ona düpedüz taarruz edecek yerde, âdetâ mahcup bir eda ile savunmaya geçen Kılıçdaroğlu, yapılması gerekenleri;
Bir. Etnik ayrımcılık yapılamaz. Konuşulan diller bütün sonuçlarıyla serbesttir.
İki. Türkiye etnik değil, yersel yerinden yönetim ilkesine göre yeniden teşkilâtlanır.
Üç. Devlet, yani bürokrasi kayıtsız şartsız halkın emrindedir. O nedenle MGK, YÖK, YAŞ vs. gibi vesayet organları olamaz.
Dört. Din, devletin değil, inananların örgütsel ilişkilerinde vücut bulur ve serbesttir. Ne ki, asla ne devleti ne de siyaseti belirler. Allah sözcüğü kullanılarak siyaset yapılamaz.
Beş. Yargı tam bağımsızdır. Çift başlı olamaz.
Altı. Seçim barajı yoktur. Lider sultası suçtur. Tesbiti hâlinde azledilir. Milletvekilleri eşit ve özgürdür. Parti disiplini gibi bir saçmalık olamaz...
...diye su gibi akan baştan aşağı özgürlüklerle bezenmiş bir projeyi, şöyle adamakıllı bir demet çiçek gibi sunamamaktadır.
Bu gidiş, sadece Erdoğan’a değil, aynı zamanda onun için de bir geriye sayımdır.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kendi ayak izlerini görmek, boşuna heveslenmektir
11.05.2022 - Emperyalizm
24.03.2022 - Hoparlörden ezan ve linç
6.02.2016 - Bugün için artık yapacak tek şey var
30.05.2016 - Darbe plânları yasal mevzuata uygundur!
24.05.2016 - Liberalizm, demokrasinin öteki adıdır!
13.05.2016 - Ne durumdayız?
10.05.2016 - Kut’ül Amare kahramanı (!) aslanlar aslanı Engin Ardıç
8.02.2016 - Kut’ül Amare yahut en son yoksul kandırma numarası
3.02.2016 - Demokrasi mi, askerî veya dinî faşizm mi?
29.04.2016
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Akçam ın nın bir gemi inciri mahvetmesi
""Torosyan’dan Çanakkale savaşları uzmanı askeri tarih profesörü çıkartıp, saldırmak kolay. Sonuçta kendisi savaşırken ailesi imha edilmiş ve travma içinde birisi Torosyan... Anısına bilimsel eser muamelesi çekmek bir başka saygısızlık."" ..Ermeni iddialarının gerçeklik, psikoloji, mit, kimlik inşa vs bakımında altından nehrin kimyasını kristal netliğinde gösteren bir ifade..TA gibi şapka numarası küçük ve beyin melekeleri soyunduğu işler için yerlerde sürünenin kendini ele vermesi boyle olur.