Osman CAN
30 Mart seçimlerinin ardından Türkiye şimdi cumhurbaşkanlığı konusuna kilitlendi. Türkiye sınırlarının ötesinde bu tartışmanın merak uyandırdığını tahmin etmek güç değil.
Tartışmanın ana başlıklarından biri Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağı hususudur. Bu elbette önemli, zira tüm seçimlerinden ve mücadelelerinden başarıyla ayrılmış bir siyasetçinin cumhurbaşkanı olmasının Türkiye tarihi bakımından özel bir ağırlığının olacağı tartışmasız.
Bu ağırlık klasik parlamenter sisteme sahip olsaydık dahi ortaya çıkacaktı.
Ama öyle değiliz. Türkiye’de cumhurbaşkanlığı klasik parlamenter sistem özelliklerini aşan bir şekilde dizayn edilmiş.
1982 Anayasası’nın hazırlayıcısı olan generaller, cumhurbaşkanlığını kendilerine göre dizayn etmişlerdi. Bu şekilde cumhurbaşkanlığı militarist bir vesayet organı olarak işlev görecekti.
Gerçekten de 1982 Anayasası’nın 104. Maddesi’ne göre cumhurbaşkanı hiçbir parlamenter sistemde rastlanmayacak güçte yetkilere sahiptir.
Yürütme ve yargıyla ilgili yetkilerin bir kısmına bakmak yeterli.
Örneğin, cumhurbaşkanı gerekli gördüğü her durumda Bakanlar Kurulu’na başkanlık edebilir veya Bakanlar Kurulu’nu kendi başkanlığında toplantıya çağırabilir. Cumhurbaşkanı, diğer bir vesayet kurumu olan Milli Güvenlik Kurulu’nun başkanıdır. Gerekli gördüğü her durumda bu kurulu toplantıya çağırabilir. Çok daha önemlisi olağanüstü veya sıkıyönetim hallerinde Bakanlar Kurulu’na doğrudan doğruya başkanlık eder. Bu Bakanlar Kurulu Meclis’ten herhangi bir yetki almaya gerek duymaksızın kanun hükmünde kararname çıkarabilir.
Diğer yandan tüm kamu kurumları ve kamuyla ilişkili tüm sivil toplum örgütlerini ve meslek kuruluşlarını denetleme yetkisine sahip Devlet Denetleme Kurulu cumhurbaşkanına bağlı olarak çalışır.
Yüksek Öğretim Kurulu üyeleri ile üniversite rektörlerini de Bakanlar Kurulu’nun herhangi bir dahli olmaksızın seçme yetkisine haizdir.
Cumhurbaşkanını klasik parlamenter sistemden farklılaştıran diğer bir husus ise onun yargıya ilişkin yetkileri. 17 Anayasa Mahkemesi üyesinin 14’ünü, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcıvekili’ni, Askeri^ Yargıtay ve Askeri^ Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun dört üyesini seçme yetkisine sahiptir. Bu yetkilerini hükümet veya Meclis ile paylaşmaksızın doğrudan doğruya kullanıyor.
Görüldüğü gibi cumhurbaşkanı, parlamenter demokratik iradeyi önemli ölçüde dengeleyecek ve bloke edebilecek güce sahiptir. Bunu yaparken de siyasi yönden sorumsuzdur. Hukuki yönden ise sadece vatana ihanet ile ve ¾’lük Meclis çoğunluğu ile suçlandırılabilir. Ki bunu sağlayabilmek imkânsıza yakındır.
Generallerin hesabı böyleydi ama tutmadı. Demokrat siviller de cumhurbaşkanı seçildi.
2007 yılında ise cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi esası benimsendi ve güçlü yetkilerin demokratik meşruiyeti sağlanmış oldu.
Erdoğan Çankaya’ya çıktığında elbette bu yetkilerin tamamını etkin bir şekilde kullanma imkânına kavuşacak. Üstelik bunu Cumhuriyet tarihinin halkın oylarıyla doğrudan seçilen ilk cumhurbaşkanı sıfatıyla yapacak.
Peki bu şekilde Türkiye yarı başkanlık sistemine mi geçmiş oluyor?
Değil!
Ülkenin genel siyasetinin yürütülmesi yetkisi ve sorumluluğu başbakan ve Bakanlar Kurulu’na ait olmaya devam edecek. Başbakan istemediği sürece cumhurbaşkanının Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesi mümkün değil.
Dolayısıyla üç ihtimalli bir siyasal konjonktür ile karşı karşıya kalacağız gibi gözüküyor.
Bunları sonraki yazıya bırakalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015