Şahin ALPAY
Irak ve Suriye’den kaynaklanan terör tehditlerine karşı TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması ve geçişi konusunda hükümete bir yıl yetki veren tezkere, 2 Ekim günü TBMM’de kabul edildi.
Görüşmeler devam ederken, “Eğer TBMM üyesi olsaydım nasıl oy kullanırdım?” diye düşündüm. Cevabım netti: Kesinlikle “Hayır!” derdim. Niye?
Her şeyden önce, TSK’nın yalnızca ve yalnızca savunma amacıyla görevlendirilmesinden yanayım. Bu tezkerenin içeriği ve kabul edildiği ortam, TSK’ya ulusal savunma amacının ötesinde görevler yüklenmesi tehlikesini içeriyor. İkinci olarak, Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu yönetime zerre kadar güvenmiyorum. Erdoğan’ın Suriye’de kurmak istediği “güvenli bölge”, kurulabilse bile, Türkiye için güvensizliğin güvencesi haline gelir. Bizi Suriye ile savaşa sürüklemesi, IŞİD’in de doğrudan hedefi haline getirmesi kaçınılmaz olur. Bu, iki cephede savaşın Türkiye’ye vereceği maddî ve manevî zararların boyutlarını düşünmek dahi istemem.
Türkiye hem Beşar Esad rejimi, hem IŞİD, hem de PKK ile üç cephede birden mücadele edemez. Tehditlerin bir öncelik sıralamasının yapılması gerekir. Hükümetin “çözüm süreci” olarak andığı süreç, içeriden kaynaklanan, dolayısıyla en yaşamsal olan tehdidi, PKK tehdidinin sona erdirilmesi imkânını gündeme soktu. Müzakere yoluyla Kürtlerin meşru ve demokratik ortak taleplerinin karşılanması karşılığında PKK’nın Türkiye’ye ve Kürtlere karşı silah kullanmaya son vermesinin sağlanması, her zaman yazıp söylediğim gibi, Türkiye’nin güvenliğinin birinci gereği. Kendi Kürtleriyle barışması yanında öteki Kürtlerle dostluk ilişkileri kurması, Türkiye’nin güvenliğinin vazgeçilmez şartı. Irak ve Suriye’de büyüyen kargaşa, yükselen IŞİD tehdidi bu gerçeği yeterince açıklıkla göstermedi mi? PKK ile barış ve Kürtlerle dostluk politikası, yurttaşlarımızın soydaşları Rojava Kürtleriyle dayanışma halinde olmayı ve kendilerini savunmalarına her yoldan yardımcı olmayı emrediyor.
Beşar Esad rejimi mi, IŞİD mi öncelikle tehdittir sorusuna gelince, bugünkü koşullarda ikincisinin öncelik kazandığı ortada. Esad rejiminin dayanıklılığı konusunda yapılan yanlış değerlendirmeler, Esad’ın devrilmesine Amerikalılar yanaşmayınca ona karşı savaşan radikal İslamcılara (en azından göz yumularak) verilen destek, Iraklı Ezidiler ve Kobanili Kürtlerin de eklenmesiyle başımıza 1,5 milyonu aşan sığınmacı sorununu açtı. Bırakın Suriye’de (kurulabilirliği şüpheli) “güvenli bölge”yi, (bugün için uzak bir olasılık olarak görünen) Esad rejiminin çökmesinin de bu soruna kolay çözüm getireceği düşünülemez. Uzun süreli ve belki kısmen kalıcı olacak bu göçün hazmedilmesi, sığınmacıların entegre edilmesi sorunları üzerine kafa yormak zorundayız. Uluslararası toplumdan daha geniş çapta yardım istiyorsak, bu yardımların kullanılmasında “parayı verin gerisine karışmayın” tavrını terk edip şeffaflık sağlamalıyız.
IŞİD tehdidine gelince: Ne yazık ki şunu kabul etmek zorundayız. IŞİD dış güçlerin ne havadan bombardımanı, ne de karadan operasyonuyla yok edilebilir. Bu tür dışarıdan yapılan müdahaleler, dolaylı olarak yerel sivil halka da zarar vererek, sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir. ABD’nin ve genel olarak Batı’nın tecrübelerinden çıkan dersler yeterince açık değil mi? ABD Vietnam’da yenilmedi mi? Afganistan’da Taliban yenilebildi mi? Irak’ta, Libya’da, Nijerya’da, Somali’de ve başka yerlerde El Kaide bağlantılı şiddet örgütleri dize getirilebildi mi? Dışarıdan müdahaleler çok ender olarak barış ve istikrar getirebiliyor. Halklar kendi sorunlarını ancak kendileri çözebiliyor. Tehditlere karşı kendimizi savunmaya yönelik önlemlerin ötesine gidilmesi başımıza altından kalkamayacağımız dertler açabilir. Tüm okurlarıma iyi bayramlar diliyorum. [email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020