Şahin ALPAY
Yakınlarda Türkiye’yi ziyaret eden, aralarında yerel ve ulusal parlamento üyelerinin de bulunduğu bir grup Brezilyalıyla sohbet ettim. Türkiye’de yaşanmakta olanları kısaca anlattım.
Dinledikten sonra, “Çok şükür” dediler, “bizde yargı ve emniyet hükümetten tamamen bağımsızdır. 1985’te askeri yönetimin son bulmasından bu yana sağladığımız en büyük başarı da budur...” Nitekim, geçen gün Brezilya’da devlete ait dev petrol şirketi Petrobras’ta yolsuzlukla ilgili soruşturma kapsamında federal polis, Başkan Dilma Rousseff’in lideri olduğu İşçi Partisi’nin mali işler sorumlusunu, “kanun dışı bağışlar” aldığı gerekçesiyle gözaltına aldı; Federal Yüksek Mahkeme, başsavcının talebi üzerine 50 siyasinin soruşturmaya dahil edilmesine karar verdi.
Brezilyalı konuklarla sohbetten sonra düşündüm: Acaba Türkiye’de, “Çok şükür, bizde yargı ve emniyet hükümetten tamamen bağımsızdır...” diyebileceğimiz günler gelecek mi? Askeri vesayetin bittiği zehabına kapıldığımız günlerde böyle bir umut uyanmıştı. Oysa şimdi tek–adam, tek–parti hegemonyasının (askeri vesayetçileri de yedeğine alarak) yargının ve emniyetin hukuka değil hükümete tabi kılınması sürecine tanık oluyoruz.
Süreç, 17/25 Aralık Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının kamuoyuna intikali ile başladı. İktidar hemen, askeri vesayetçilerin Balyoz ve Ergenekon darbe girişimlerini aklamak için kullandıkları, “Fethullah Gülen cemaatinin kumpası” safsatasına sarıldı. Yolsuzluk yoktu, hükümete karşı “paralel kumpas” vardı. İddiaların ağırlığı karşısında tam dört bakanı istifa ettirmek zorunda kaldılar, ama iddiaların gerçek olup olmadığının yargılamayla ortaya çıkmasına fırsat tanımadılar. Aksine, “darbeyle mücadele” adı altında cadı avı ilan ettiler. Binlerce emniyet mensubunun görev yerleri değiştirildi; yüzlercesi hakkında ipe sapa gelmez iddialarla kovuşturma başlatıldı. Hukuk devletiyle hiçbir şekilde bağdaşmayan sulh ceza hâkimlikleri ihdas edildi. Kanunları değiştirilerek HSYK ve Yargıtay, iktidarın emrine tabi kılındı. İstifa ettirilen bakanlar Meclis’te aklandı. Askeri vesayetçilerle ittifak kuruldu; “milli orduya kumpas” safsatasıyla Balyoz ve Ergenekon sanıklarının tümü aklandı.
Örtbas operasyonunda geçen hafta sıra, sadece hukukun emrettiğini ve görevlerini yapan 17/25 Aralık soruşturmalarını yürüttükleri için savcılar Celal Kara ile Muammer Akkaş hakkında “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla dava açılmasına geldi. “Cemaat kumpası” bahanesiyle başlatılan cadı avının, gerçekte bütün devlet cihazını tek–adam, tek–partinin iradesine tabi kılma operasyonu olduğu apaçık ortaya çıktı.
“Paralel kumpas” safsatası, her türlü sanığın kendini hesap vermekten kurtarmak için kullandığı bir bahane haline dönüştü. Safsata AKP’nin ileri gelenlerinin aralarındaki kavgaların aracı dahi oldu. İşler orada da kalmadı. İnsanlık dayanışması adına yüzden fazla ülkedeki muhtaçlara yardım götüren, TBMM’den ödüller alan, “Kimse Yok mu?” Derneği hakkında “silahlı terör örgütü” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. İslam inancını siyasi demagoji, göz boyama, yolsuzluğu mubah gösterme aracı olarak kullanan zihniyet, nihayet şunu da yaptırdı: Ankara’da bir polis aracının çalınmasıyla ilgili olarak açılan davada resmen “Fetullahçı terör örgütü”nden söz edildi. Dünyanın hiç kuşkusuz en barışçı ve farklılığa en saygılı İslam anlayışını temsil eden Fethullah Gülen’in adının “terör” ile birlikte anılması gibi inanılması güç bir garabetle karşı karşıya kaldık. Tek–adam, tek–parti iktidarı sona ermeden Türkiye’de hukuk devletini ayağa kaldırmak; yargıyı, emniyeti hükümetten bağımsız kılmak mümkün olmaz.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Fark, karizma olabilir mi?
14.06.2023 - Harikalar diyarında
21.12.2020 - Kaçık Radyo'ya uzun ömürler
6.02.2020 - Kemalizmin amaçlanmayan sonuçları
18.11.2020 - Darbecilikle boğuşurken popülizme yakalanmak
30.09.2020 - Assar Lindbeck ve liberal sosyal demokrasi
24.09.2020 - Yeni dünya görüşüm
20.07.2020 - Kadri bilinmemiş bir şah-eser
8.05.2020 - Trump'ın dünyaya verdiği dersler
29.04.2020 - Ne umduk, ne bulduk
21.04.2020
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Gunayde
Bu zehri ben de icmeye talibim. Cocuklarımıza abi hayat olsun