Şahin ALPAY
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan nihayet, AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na yeni hükümeti kurma görevini verdi. AKP – CHP koalisyonu mu kurulacak, yoksa AKP – MHP mi? Şartlarını “uzlaşma kültürü… rövanşizm yapmayacağız…” diyerek CHP mi çöpe atacak, yoksa “Türkiye'yi hükümetsiz bırakmayız…” deyip MHP mi? Erdoğan “tekrar” seçim için 45 günlük süreyi tüketmeyi başaracak mı? “Tekrar” seçim olursa Erdoğan partisi yeniden tek başına iktidar olabilir mi? Spekülasyon yapılan soruların başlıcaları bunlar. Ben çok daha önemli sorularla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Bunların ilk akla gelenleri şunlar:
AKP lideri gibi davranmaya devam eden bir Cumhurbaşkanı ile nasıl yola devam edilecek? İpliği her geçen gün biraz daha pazara çıkan “paralel yapı” safsatasıyla Hizmet hareketine karşı her türlü iftirayı atan, “proje” mahkemeler kuran, cadı avı yaptıran bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile yola nasıl devam edilebilir? Cumhuriyet tarihinin en ağır yolsuzluk ve rüşvet iddialarını örtbas eden, hukuk devletini katleden, ülkenin dış itibarını iki paralık eden AKP'nin yanına bir payanda alıp ülkeyi yönetmesine nasıl katlanılacak? Hukuk devleti iktidar uğruna nasıl pazarlık konusu yapılabilir? AKP'ye payandalık yapan partiler gelecek seçimlerde eriyip tükenmez mi?
Bunların hepsi geçerli de, hepsinden önemli bir soru daha var. Durum şu: AKP, temel hak ve özgürlüklere sahip çıkan, askerî vesayet düzenine meydan okuyan parti olarak yükseldikten sonra, yükselmesini sağlayan ne varsa hepsine sırt çevirdi ve devletleşti. Bu yüzden şimdi geri dönülmez bir çöküş sürecinde. Kemalist “devlet” partileri ise kendi dar tabanlarına sıkıştı. Biri askeri vesayetçilere rehin; ötekisi Parlamento'da 80 milletvekiliyle temsil edilen bir partiyi “yok” sayabilecek bir zihniyetin sahibi. Oysa büyük çoğunluğuyla Türkiye toplumu, her zaman olduğu gibi bugün de demokrasinin, hukuk devletinin, hak ve özgürlüklerin güven altında olduğu bir Türkiye'nin özlemini duyuyor. Ayan beyan görülüyor ki haklar ve özgürlüklere kayıtsız şartsız sahip çıkacak bir siyasi partiye ihtiyaç var… Üzerinde düşünülmesi gereken soru bu: Bu ihtiyaç nasıl karşılanacak?
Kimilerine göre, bu parti HDP olabilir. HDP'nin 2015 seçim beyannamesinin, Selahattin Demirtaş'ın izlediği kucaklayıcı politikanın bu fikri tetiklediği muhakkak. Ne var ki bunun için HDP'nin bir “Kürt partisi” olmaktan çıkıp, vaat ettiği gibi bir “Türkiye partisi”, ayrımcılığa uğrayan herkesin partisi olmayı, PKK'nın vesayetinden kurtulmayı başarması gerekir. Bunu başarabilir mi? Kuşku yok ki Demirtaş'ın “tarihi çağrı”sı bu bağlamda dikkate değer:
“KCK yönetimi Kürt sorununun çözümü konusunda katkı sunmak istiyorsa… demokratik siyasetin güçlenmesine destek vermeleri lazım. Vesayet altına almak değil, güçlenmesini engellemek değil, güçlenmesine destek vermeleri lazım. İki buçuk-üç yıl boyunca hep destek verdiler. Ben daha fazla güç vermeleri, destek vermeleri gerektiğini söylüyorum. Yani silahlar Türkiye'de kesinlikle gündemden çıkmalıdır… Yüzde 13 oy almış bir HDP'nin önü açıktır. KCK yöneticileri akıllı insanlardır. HDP'yi zayıflatacak her adımın Türkiye'deki çözümü ve demokrasiyi zayıflatacağını görürler, bilirler…” (Bugün TV, 26 Haziran 2015.)
Evet, HDP'nin hangi kimlikten olursa olsuna temel hak ve özgürlüklere inanan herkese kapılarını açarak bir “Türkiye partisi” haline gelmesi imkan dışı değildir. Hangi kimlikten olursa olsuna temel hak ve özgürlüklere inanan ve bu yolda elini taşın altına sokmaya hazır herkes bu partide toplanabilirse, HDP'nin “Türkiye partisi” haline gelmesi bir ihtimaldir.
HDP bunu başarabilir veya başaramaz ama Türkiye'de hak ve özgürlüklere tavizsiz sahip çıkacak bir partinin zamanı geldiği muhakkak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020