Şahin ALPAY
Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerde yeniden gergin bir döneme girildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkan Obama'ya sesleniyor: “Eyy Amerika! Bizimle mi berabersiniz, yoksa terör örgütü PYD ve YPG ile mi?..” İki başkent, Erdoğan ile Obama arasındaki telefon konuşmasının içeriğini farklı yansıtıyor: Ankara'nın açıklaması, Obama “meşru müdafaa hakkının altını çizdi” diyerek, Türkiye'nin Suriye'ye kara harekâtı düzenlemesine destek verdiğini ima ediyor. Washington'ın açıklamasında ise “meşru müdafaa”dan söz edilmiyor. Tolga Tanış'ın Washington'dan bildirdiğine göre, kritik görüşmede Obama, ne YPG'ye yönelik bir kınamada bulundu, ne YPG'ye desteğin sona ereceğine dair bir söz verdi ne de Suriye'de bir sınır ötesi kara operasyonuna yeşil ışık yaktı. (“Gerçekler”, Hürriyet, 21 Şubat) Erdoğan yönetimi son Ankara saldırısını “PYD yaptı” diyor; Obama yönetimi doğrulamıyor.
Kuşku yok ki bu, Ankara ile Washington arasında yaşanan gerginliklerin ilki değil. Bunların başlıcaları 1962'de Küba krizi, 1967'de Kıbrıs, 2003'te Irak'ın ABD tarafından işgali nedeniyle yaşanmıştı. Müttefikler arasında bu tür gerginlikler yaşanabiliyor, zira değişen uluslararası koşullar iki ülkenin ulusal çıkarlarını farklılaştırabiliyor; iki ülkede de farklı politikalar izleyen liderler iktidara gelebiliyor, aynı liderler politikalarını değiştirebiliyor.
11 Eylül olmasaydı Başkan Bush, Irak'ı işgal etmeyebilirdi. Ankara'nın destek vermemesi Bush'un ilk iktidar döneminde ilişkileri gerdi, ama ikinci döneminde ilişkilerde pürüz kalmadı. “Arap Baharı”na kadar Obama, Türkiye ile “model ortaklık”tan söz ediyordu; Erdoğan da “komşularla sıfır problem” politikası izliyordu. Sonrasında Erdoğan, Suriye'de rejim değişikliği politikası benimsedi, Obama ise “Esad gitmeli” diye başlayıp, sonunda Suriye'de inisiyatifi Rusya'ya (ve İran'a) terk etti.
Obama'nın izlediği politikaların Suriye trajedisinde önemli sorumluluğu olduğu muhakkak. Bugüne kadar 250 bin kişi can verdi; 4,5 milyon kişi ülkeyi, 6,5 milyon kişi evini terk etti; yüzbinlerce mültecinin kapılarına dayanması AB'yi sarsıyor; 2,5 milyon Suriyeli sığınmacı Türkiye'de istikrarı tehdit ediyor. Kimilerine göre bu durum Obama'nın tutarsızlık ve kararsızlıklarından kaynaklandı (Bkz. Roger Cohen, “Amerika'nın Suriye utancı”, NYT, 8 Şubat). Kimilerine göre de ABD, başından itibaren Suriye sorununun Rusya ve İran'la anlaşarak çözümünü ve İsrail'in çıkarları için Suriye'nin olabildiğince tahrip olmasını tercih etti. (Bkz. Halit Al–Dakhil, El Hayat, 12.07.2013. Bu yoruma 20.07.2013 tarihli yazımda dikkat çekmiştim.)
Suriye'nin bu hale gelmesinde Erdoğan yönetiminin sorumluluğu da azımsanamaz. “Komşularla sıfır problem” politikasından ayrıldı. ABD'nin rejim değişikliği için Suriye'ye müdahale edeceği beklentisine kapıldı. Olmayınca Esad muhaliflerine her yoldan destek verdi. PYD ile diyaloğu terk etti; Suriye Kürtlerini düşman ilan edip kendilerine başka müttefikler aramaya itti. Savaş uçağının düşürülmesiyle Rusya ile ilişkiler bozulunca, Suriye politikası tümüyle duvara tosladı.
Ankara–Washington arasındaki güven bunalımı nereye varabilir? Bundan böyle ABD'nin Türkiye'ye ihtiyacı azalabilir. Ankara eski büyükelçisi Robert Pearson'a göre, “2016 ABD'nin Ortadoğu'daki politikalarını Türkiye'ye daha az güvenerek şekillendireceği bir yıl olabilir.” (Bkz. Tolga Tanış'ın yazısı.) Buna karşılık, özellikle Rusya ile bozulan ilişkiler sonrasında, Türkiye'nin genel olarak Batılı müttefiklerine ve özellikle ABD'ye olan ihtiyacının düne nazaran bugün daha büyük olduğu muhakkak.
Ankara'nın gerek iç, gerekse dış politikasını istikrar ve ülke bütünlüğünü güven altına alacak şekilde, köklü olarak gözden geçirmesi ihtiyacı geldi kapıya dayandı. Ancak bu ihtiyaç nasıl karşılanacak, bilemiyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020