Şahin ALPAY
Robert Lisesi'nde birinci ve üçüncü sınıfı okuduktan sonra (ikinci sınıfta bir bursla ABD'ye gitmiştim) 1963'te mezun oldum. Bu iki kısa yıl içinde ömür boyu sürecek dostluklar edindim. Prof. Dr. Haluk Beker de o dostlarımdan biridir. Fakat ilginçtir ki, aynı sınıfta okuduğumuz günlerde Haluk'la bir yakınlığımız olmamıştı. Dostluğumuz çok sonraları, 60 yaşını devirdikten sonra gelişti.
Haluk, sınıfımızın fen eğilimli parlak beyinlerinden biriydi. ABD'de doktora yapıp Boğaziçi Üniversitesi'nde fizik profesörü oldu ve bütün meslek hayatını da orada geçirdi. Sıradışı bir kişiliği vardı. Sanırım bir bakıma kendisine benzettiği için bana yakınlık duydu. Zaman dahil çeşitli gazetelerde çıkan yazılarımı takip etti. Ben onun konulara çok farklı açılardan bakabilme yeteneğine hayrandım. Kendine özgüydü: Hapiste olduğum yıllarda yapılanlar dahil, seçimlerde AKP'ye oy vermesini "Ehven-i şer, azizim" diyerek izah ediyordu.
Hayat tecrübelerimiz üzerine sohbet etmekten çok hoşlanıyorduk. Yakın sandığım bazı arkadaşlarım 15 Temmuz ertesinde tutuklanıp Silivri cezaevine tıkılmam üzerine (Fetö'cülükle suçlanma korkusuyla olacak) benden kaçıştılar. Yakın sanmadığım bazı arkadaşlarım ise tam tersine bana sarıldılar. Haluk da bu ikincilerden biriydi. Hapisten çıktığımda hemen arayıp geçmiş olsun dileklerini iletti, hâlimi hatırımı sordu. Fatma'nın vefatı üzerine başsağlığı dilemek üzere ziyaretime geldiğinde İtalyan romancı Dino Buzzati'nin Tatar Çölü adlı kitabını hediye getirdi. Anladığım kadarıyla bu romanın ana fikri ataletin, eylemsizliğin, bir kenarda oturmanın insanın hayatını çöle çevirebileceği. Bu kitabı hediye etmekle Haluk bana "Şahin, hayatının atalet içinde geçmediğine şükret..." diyerek teselli vermek mi istiyordu? Bunu ona sorma fırsatını maalesef bulamadım.
Haluk, geçen 23 Ocak günü eşi Beyhan ve yakın arkadaşları Gülen Aktaş - Tony Greenwood çiftiyle birlikte iki haftalık bir tatil için gittiği Bali'de deniz kıyısında, eşinin gözleri önünde düşüp can verdi; onu seven dostlarını ve öğrencilerini çok çok üzdü. Onunla son görüşmemizin, sıradışı kimliğini de yansıtan ilginç öyküsünü paylaşmak istiyorum.
9 Aralık akşamı bir AVM'nin kapısında buluşup, oralarda bir yerde yemek yiyip sohbet etmek için sözleşmiştik. Ne yazık ki o gün öğleden sonra gittiğim dişçide hatalı tedavi sonucu korkunç bir diş ağrısına yakalanıp hastanelik oldum ve Haluk'la randevuyu tamamen unuttum. Gerçi unutmasaydım da ona ulaşamayacaktım, zira (öğrencilerin rahat vermeyecekleri gerekçesiyle ve Beyhan'a çok sıkıntı yaşatma pahasına) cep telefonu kullanmayı reddediyordu.
Ondan çok özür diledim ve 30 Aralık akşamı, yine aynı AVM'nin kapısında buluşmak üzere sözleştik. Randevu saatinden çok önce buluşma yerine gittim; yaklaşık yarım saat soğukta titreyerek gelmesini bekledim. Fakat Haluk ortalıkta görünmüyordu. Cep telefonu kullanmadığı için ona ulaşmam da mümkün değildi. Beyhan'ı aradım. Yaklaşık bir saat önce evden çıktığını söyledi; cep telefonu kullanmamasından yakındı ve dehşetli meraklandı. Bir yarım saat kadar sonra durum aydınlığa kavuştu. Ben onu AVM'nin ana kapısında beklerken o da beni yerin altında, metro çıkışındaki kapıda beklemiş... "Ya Haluk, Allah aşkına artık çağa ayak uydur ve bir cep telefonu edin..." çağrıma cevaben 1 Ocak'ta ondan şöyle bir mesaj aldım: "Sevgili Şahin, 4 ocak finali öncesi (toplam 4 saat 'extra problem session' vaat ettiğim hâlde) mesajların sayısı salıdan beri şimdilik 29. Eğer cep telefonum olsa ne uyku, ne yemek, ne okuma, ne müzik dinleme imkânım olurdu." Ben de "Peki anlaşıldı, ama bunu bir de Beyhan'a anlat..." diye yazdım.
Buluşmak için ikinci deneme de başarısız olunca, (ne mutlu ki) 8 Ocak'ta üçüncü denemeye karar verdik. Bu defa bana eve gelmesini şart koştum. P24'teki yazılarımı takip edenlerin bileceği gibi, Silivri'de başlayan edebiyatla ikinci baharımda Mario Vargas LLosa'yı keşfettim, romanlarının hayranı oldum. Geçenlerde piyasada bulabildiğim bütün kitaplarını satın aldım. Haluk eve geldiğinde sehpanın üzerinde duran kitapları gösterdim ve bu olağanüstü yazarı tanıması için, kitaplardan seçeceği birini ona hediye etmek istediğimi söyledim. Cevaben şunları söyledi: Vargas Llosa'yı bundan 20 yıl önce keşfetmiş, bütün kitaplarını okumuştu. İkinci soyadı LLosa değil "Yosa" olarak telaffuz ediliyordu. Eğer Llosa'yı sevdiysem Fish in the Water ve Aunt Julia and the Scriptwriter adlı romanlarını mutlaka okumalıydım. O akşam birlikte yemek yiyip ahvalimiz üzerine koyu sohbetten sonra onu metroya kadar geçirdim. Bali dönüşü buluşmak üzere sözleştik.
Üç gün sonra, 11 Ocak'ta ondan şöyle bir e-posta mesajı aldım: "Sevgili Şahin, '2020 yılında Türkiye' konulu yazında ciddi bir sayısal hata var. ‘Her aileye üç çocuk’ demek, kısırları, evlenmeyenleri de hesaba katarsan bugünkü nüfus artışımızın ALTINDA bir oran. Dert etme, zira fizik profesörleri de aynı hataya düşüyorlar; işin içine ideoloji girince akıl tutulması kaçınılmaz ve anlı şanlı fizik profesörleri mürekkep faiz hesabı yapamaz hâle düşüyor. O dostuma yazdığım azarı sana da gönderiyorum ama üstüne alınma, on yıllardır matematikten uzak kalman yeterli hafifletici sebeptir. Bu noktada roma hukukunun falsus in uno, falsus in omnibus ilkesini sana uygulamayı aklımdan geçirmem ama önyargılarımı biliyorsun, on yıllar boyu matematikten uzak kalanlara güvenim zaten azdır. Bir sosyal bilimci dostum bana ‘Calvinist gibi bir de Lord Kelvinist takımı vardır, sen onlardansın’ demişti. Hayat kısa; önce bul, buluştur Fish in the Water, sonra da Aunt Julia and the Scriptwriter’ı oku. Sana imreniyorum, bu iki kitabı okumamış olup, bu tatilde Bali’ye gitmek yerine onları okumak ne güzel olurdu. Hasret ve muhabbet." Ona şu kısa cevabı gönderdim: "Halukcum, benden de sana bir düzeltme: Her aileye üç çocuk diyen (nüfus artışı 1.3'e indiği halde) ben değil Reis... İyi Baliler... dönüşte izlenimleri dinlemek istiyorum...."
Haluk, Bali'ye doğru yola çıkmadan iki gün önce, 15 Ocak'ta da şu mesajı gönderdi: "Sevgili Şahin, oğlum Orhan'la 24 yıllık e-posta yazışmalarını basıp saklamışım, şimdi onları okuyorum. Ekte 20 yıldır zevklerimin aynı kaldığının bir delilini sunuyorum. 'Gereği için' mesajlarım numaralı, 'bilgi için' mesajlarım ise (aşağıdaki gibi) 'geyik' kodlu. Bir de kedi hasretinden oğlana 'pisi' deme huyum var. Kâğıt cimrisi olduğum için de fakültenin kadük dilekçe formlarını alıp, onların arkasına basmışım, arka planda görülüyor. Baki selam, umarım şubat başı avdet."
Ek: "Sevgili Pisi, madem Latin Amerikalı bir arkadaşın var, güzel bir kitap tavsiye edeyim. Perulu yazar ve politikacı Mario Vargas Llosa'dan biraz tongue in cheek (yarım ağız) otobiyografik roman; Aunt Julia and the Scriptwriter, bunu bulamazsan A Fish in the Water adlı gerçek otobiyografisini de tavsiye ederim. Ancak bu kitabı biraz değişik okumak lazım: öncelikle 1, 3...19. tek numaralı bölümler okunmalı; çift numaralı bölümleri okumasan da olur. Sevgiler, başarılar. (13 Şubat 2000)"
Ne yazık ki Haluk Şubat başında Bali'den dönemedi. 23 Ocak'ta orada vefat ettiği haberi geldi. Ne olduğunu soran mesajım üzerine Beyhan'dan şu cevabı aldım: "Haluk ayağının yere bastığı yerde dalgalarla oynarken birden gidiverdi. İnanması zor." 27 Ocak günü onu ebedî istirahatgâhına tevdi ettik. Şimdi bana düşen, bulup buluşturup önce Fish in the Water’ı, sonra da Aunt Julia and the Scriptwriter’ı okumak ve, Haluk'un anısına, düşündürdüklerini yazmak.
Çok akıllı, çok bilgili, çok sadakatli, çok şefkatli dostumu çok arayacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020