Serpil Çevikcan
Başkanlık için tarih ve formüller
20.10.2016
1345
Dün, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’la kahvaltı sohbetinde buluştuk.
Sohbetin “başkanlık” konusuna ilişkin bölümlerinden altını çizdiğim bazı noktalarını aktarmak istiyorum.
Bunlardan birincisi, Ak Parti’nin MHP’den beklentisi konusundaki netliği yansıtıyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, her ne kadar güçlendirilmiş parlamenter sistemden yana olduğunu vurgulama ihtiyacı duysa da iktidar kanadının başkanlık sisteminin referanduma götürülmesini sağlayacak 330 oyu bulma konusunda MHP grubundan gereken desteği alabileceği yolundaki inançtan söz ediyorum.
MHP’den açık beklenti
Bu inancın en yetkili ağızlardan sürekli dillendirilmesi, Kurtulmuş’un deyimiyle Ak Parti’den sıfır fire olacağı varsayımından hareketle, iktidar partisinin sunacağı teklifin Meclis’te 330-367 aralığında bir oy alabilmesine dönük siyasi dinamiklerin diri tutulması amacını da taşıyor.
Kurtulmuş, Başbakan Binali Yıldırım’ın Bahçeli ile yaptığı görüşmeye atıfla, “330 endişesi taşırsanız, teklifinizi yine de Meclis’e getirir misiniz?” diye sorulması üzerine, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Bahçeli kendi stratejisini açık bir şekilde ortaya koyuyor. ‘Getirin metninizi görelim’ diyor. Dolayısıyla, herhangi bir şekilde bir metin parlamentoya gittiği zaman buradan ben rahatlıkla 330’un çok üzerinde bir sonucun çıkacağını görüyorum. Tavrını açık bir şekilde ortaya koyuyor, bu meselenin fiilen artık çözülmesi gerektiği yönünde kanaat belirtiyor. Ben şimdiye kadarki tanıdığımız Bahçeli tavrından da bunun tersi bir şey çıkacağını tahmin etmiyorum.”
MHP’nin, yeni anayasaya ilişkin kırmızı çizgileri biliniyor.
Bunların başında Anayasa’nın ilk dört maddesine dokunulmaması, üniter yapıyı zaafa uğratacak, eyalet sistemini çağrıştıracak en ufak bir düzenleme içermemesi geliyor.
Kurtulmuş, dünkü açıklamalarında, Türkiye’de en çok bilinen ABD tipi başkanlık modelinin yarattığı algının doğal sonucu olarak başkanlık-eyalet sistemi kampanyasına dikkati çekti.
Planladıkları sistemin içerisinde federal sistem diye bir şey olmadığının altını çizdi.
Keza, “Parlamentonun alternatifi başkanlık sistemiymiş” şeklindeki yanlış anlaşılmaları da düzelten ifadeler kullandı.
2017 mi, 2019 mu?
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, dün NTV’ye yaptığı açıklamalarda, maksimum 15 maddeyi içeren bir teklifle başkanlık sisteminin hayata geçirilebileceğini belirtirken, 3 aylık geçici maddeyle sunulması halinde 2017’nin ocak ayında yasalaşmasının ardından nisan ayında referandum yapılabileceğini söyledi.
İlk kez bir tarih ortaya çıkmış oldu.
Bu durumda, başkanlık referandumunun gerçekleştirilmesi ve kabul edilmesi halinde parlamentonun yenilenmesi zorunluluğu meselesi yol haritası açısından kritik öneme sahip.
Kurtulmuş’un bu soruya verdiği karşılık, Ak Parti’nin referandumundan, “evet” kararı çıkması halinde sisteme ne zaman geçileceği konusundaki iç tartışmasının sürdüğünü ortaya koyuyor.

Kurtulmuş, şöyle dedi:
“Başka bir hukuki mesele de başkanlık sistemi kabul edilse bile mevcut cumhurbaşkanı süresinin sonuna kadar bekler mi, beklemez mi? Buradaki esas hukuki tartışma budur. Bazı hukukçular diyor ki süresi devam eder, süre sonunda yeni bir başkanlık sistemi yapılır. Bazıları da diyor ki referandum zaten en üst hukuk normu olduğu için mevcut anayasal zorunluluğu da kaldırır. Bunu tartışmak lazım.”
Kurtulmuş, “Başkanlık sistemine geçiş, mevcut parlamentonun ve mevcut cumhurbaşkanının görev süresi bittikten sonra mı olacak? Bunların cevabını vermiş olarak mı halka gideceksiniz? Halk 2019’da bu sisteme geçileceğini bilerek mi oy verecek?” gibi daha net bir soru dizisine karşılık ise, “Bunların hepsi tartışmanın nasıl şekilleneceğine bağlı. Diğer partilerle konuşarak alınacak bir mesafedir. Hukuki sorun yaratmayacak şekilde bu sürecin yürütülmesi gerekiyor” yanıtını verdi.
Ancak, referandum kararı alınsa da alınmasa da referandum sonucunda, “evet” ya da “hayır” çıksa da 2017 içinde erken seçimin hükümetin gündeminde olmadığını açık biçimde ifade etti.
Başbakan Yardımcısı’nın yanıtlarından çıkan tablo, Ak Parti’de bir süredir olgunlaştırılmaya çalışılan formülleri doğrular nitelikte.
Nedir bunlar?
Üç formül
Birincisi, yeni anayasaya geçici bir madde konulması yoluyla mevcut cumhurbaşkanının anayasa değişikliğinin halkoylamasında kabul edildiğinin ilan edildiği tarihte başkan seçilmesini hükme bağlamak. Bu formül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkan seçildiği tarihte mevcut hükümetin düşmesi, yeni Bakanlar Kurulu’nun da başkan tarafından dışarıdan atanması prosedürüne dayanıyor.
İkinci formül ise Erdoğan’ın görev süresinin sona ereceği 2019 Ağustos’un kadar şimdiki sistemle devam edilmesi ve 2019 Ağustos’ta hem başkanlık seçiminin hem de milletvekili genel seçiminin yapılması.
Anayasa değişikliğinin referandumda kabul edilmesinin ardından başkanlık ve genel seçimin aynı anda yapılması ise diğer bir seçenek. Bu durumda halkoyuna sunulan metne geçici bir madde konularak tarih belirlenecek.
Şimdilik net olan referandumun 2017 ilkbaharına yetiştirilmeye çalışıldığı.
Referandum kararı çıkması, halktan vize alınması halinde başkanlık sistemine geçiş için 2019 beklenebilir, geçici maddeyle bir geçiş dönemi söz konusu ya da seçime gidilebilir.
Son karar Erdoğan’ın.
Türkiye’nin içeride, dışarıda boğuşmak zorunda olduğu devasa sorunlar var.
Bu sorunlar, yönetim sistemi ne olursa olsun Ankara’da etkin ve hızlı karar alabilen, mekanizması sağlam bir idareyi gerektiriyor.
Dün Kurtulmuş’un söylediği gibi, “Meseleye buradan bakmak lazım. Yoksa bu sadece fantezi bir tartışma değil.”
Bunlardan birincisi, Ak Parti’nin MHP’den beklentisi konusundaki netliği yansıtıyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, her ne kadar güçlendirilmiş parlamenter sistemden yana olduğunu vurgulama ihtiyacı duysa da iktidar kanadının başkanlık sisteminin referanduma götürülmesini sağlayacak 330 oyu bulma konusunda MHP grubundan gereken desteği alabileceği yolundaki inançtan söz ediyorum.
MHP’den açık beklenti
Bu inancın en yetkili ağızlardan sürekli dillendirilmesi, Kurtulmuş’un deyimiyle Ak Parti’den sıfır fire olacağı varsayımından hareketle, iktidar partisinin sunacağı teklifin Meclis’te 330-367 aralığında bir oy alabilmesine dönük siyasi dinamiklerin diri tutulması amacını da taşıyor.
Kurtulmuş, Başbakan Binali Yıldırım’ın Bahçeli ile yaptığı görüşmeye atıfla, “330 endişesi taşırsanız, teklifinizi yine de Meclis’e getirir misiniz?” diye sorulması üzerine, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Bahçeli kendi stratejisini açık bir şekilde ortaya koyuyor. ‘Getirin metninizi görelim’ diyor. Dolayısıyla, herhangi bir şekilde bir metin parlamentoya gittiği zaman buradan ben rahatlıkla 330’un çok üzerinde bir sonucun çıkacağını görüyorum. Tavrını açık bir şekilde ortaya koyuyor, bu meselenin fiilen artık çözülmesi gerektiği yönünde kanaat belirtiyor. Ben şimdiye kadarki tanıdığımız Bahçeli tavrından da bunun tersi bir şey çıkacağını tahmin etmiyorum.”
MHP’nin, yeni anayasaya ilişkin kırmızı çizgileri biliniyor.
Bunların başında Anayasa’nın ilk dört maddesine dokunulmaması, üniter yapıyı zaafa uğratacak, eyalet sistemini çağrıştıracak en ufak bir düzenleme içermemesi geliyor.
Kurtulmuş, dünkü açıklamalarında, Türkiye’de en çok bilinen ABD tipi başkanlık modelinin yarattığı algının doğal sonucu olarak başkanlık-eyalet sistemi kampanyasına dikkati çekti.
Planladıkları sistemin içerisinde federal sistem diye bir şey olmadığının altını çizdi.
Keza, “Parlamentonun alternatifi başkanlık sistemiymiş” şeklindeki yanlış anlaşılmaları da düzelten ifadeler kullandı.
2017 mi, 2019 mu?
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, dün NTV’ye yaptığı açıklamalarda, maksimum 15 maddeyi içeren bir teklifle başkanlık sisteminin hayata geçirilebileceğini belirtirken, 3 aylık geçici maddeyle sunulması halinde 2017’nin ocak ayında yasalaşmasının ardından nisan ayında referandum yapılabileceğini söyledi.
İlk kez bir tarih ortaya çıkmış oldu.
Bu durumda, başkanlık referandumunun gerçekleştirilmesi ve kabul edilmesi halinde parlamentonun yenilenmesi zorunluluğu meselesi yol haritası açısından kritik öneme sahip.
Kurtulmuş’un bu soruya verdiği karşılık, Ak Parti’nin referandumundan, “evet” kararı çıkması halinde sisteme ne zaman geçileceği konusundaki iç tartışmasının sürdüğünü ortaya koyuyor.
Kurtulmuş, şöyle dedi:
“Başka bir hukuki mesele de başkanlık sistemi kabul edilse bile mevcut cumhurbaşkanı süresinin sonuna kadar bekler mi, beklemez mi? Buradaki esas hukuki tartışma budur. Bazı hukukçular diyor ki süresi devam eder, süre sonunda yeni bir başkanlık sistemi yapılır. Bazıları da diyor ki referandum zaten en üst hukuk normu olduğu için mevcut anayasal zorunluluğu da kaldırır. Bunu tartışmak lazım.”
Kurtulmuş, “Başkanlık sistemine geçiş, mevcut parlamentonun ve mevcut cumhurbaşkanının görev süresi bittikten sonra mı olacak? Bunların cevabını vermiş olarak mı halka gideceksiniz? Halk 2019’da bu sisteme geçileceğini bilerek mi oy verecek?” gibi daha net bir soru dizisine karşılık ise, “Bunların hepsi tartışmanın nasıl şekilleneceğine bağlı. Diğer partilerle konuşarak alınacak bir mesafedir. Hukuki sorun yaratmayacak şekilde bu sürecin yürütülmesi gerekiyor” yanıtını verdi.
Ancak, referandum kararı alınsa da alınmasa da referandum sonucunda, “evet” ya da “hayır” çıksa da 2017 içinde erken seçimin hükümetin gündeminde olmadığını açık biçimde ifade etti.
Başbakan Yardımcısı’nın yanıtlarından çıkan tablo, Ak Parti’de bir süredir olgunlaştırılmaya çalışılan formülleri doğrular nitelikte.
Nedir bunlar?
Üç formül
Birincisi, yeni anayasaya geçici bir madde konulması yoluyla mevcut cumhurbaşkanının anayasa değişikliğinin halkoylamasında kabul edildiğinin ilan edildiği tarihte başkan seçilmesini hükme bağlamak. Bu formül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkan seçildiği tarihte mevcut hükümetin düşmesi, yeni Bakanlar Kurulu’nun da başkan tarafından dışarıdan atanması prosedürüne dayanıyor.
İkinci formül ise Erdoğan’ın görev süresinin sona ereceği 2019 Ağustos’un kadar şimdiki sistemle devam edilmesi ve 2019 Ağustos’ta hem başkanlık seçiminin hem de milletvekili genel seçiminin yapılması.
Anayasa değişikliğinin referandumda kabul edilmesinin ardından başkanlık ve genel seçimin aynı anda yapılması ise diğer bir seçenek. Bu durumda halkoyuna sunulan metne geçici bir madde konularak tarih belirlenecek.
Şimdilik net olan referandumun 2017 ilkbaharına yetiştirilmeye çalışıldığı.
Referandum kararı çıkması, halktan vize alınması halinde başkanlık sistemine geçiş için 2019 beklenebilir, geçici maddeyle bir geçiş dönemi söz konusu ya da seçime gidilebilir.
Son karar Erdoğan’ın.
Türkiye’nin içeride, dışarıda boğuşmak zorunda olduğu devasa sorunlar var.
Bu sorunlar, yönetim sistemi ne olursa olsun Ankara’da etkin ve hızlı karar alabilen, mekanizması sağlam bir idareyi gerektiriyor.
Dün Kurtulmuş’un söylediği gibi, “Meseleye buradan bakmak lazım. Yoksa bu sadece fantezi bir tartışma değil.”
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2018
25.05.2018
23.05.2018
19.05.2018
16.05.2018
12.05.2018
9.02.2018
5.02.2018
2.02.2018
28.04.2018