Seyfettin Gürsel
Salı günü açıklanan ağustos dönemi mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü istatistikleri işsiz sayısında 76 binlik sınırlı bir azalma ile birlikte tarım dışı işsizlik oranın temmuz dönemine kıyasla 0,4 yüzde puanlık bir düşüş yaşandığını gösterdi. Tarım dışı işsizlik oranı yüzde 15,8’den 15,4’e gerilerken, işsiz sayısı da yaklaşık 4 milyon 200 binden 4 milyona indi.
Bu düşüşün nedeni tarım dışı istihdamda gerçekleşsen 258 binlik artış. Tanım icabı işsiz sayısı ile istihdam sayısının toplamından ibaret olan işgücü de 182 bin arttı. Kısacası haziran döneminde karantina kısıtlamalarının kaldırılmasıyla başlayan istihdam artışına (412 bin) paralel olarak işsiz sayısında da artış meydana gelmişti. Sonuçta işgücü istihdam artışını geçmiş tarım dışı işsizlik oranı da (MEA) yüzde 16,2’den 16,4’e yükselmişti.
Temmuzda güçlü istihdam artışı (564 bin) ağustos döneminde yavaşlayarak devam etti (258 bin) ama bu kez işsiz sayısı az da olsa azaldı; TÜİK HİA istatistikleri hem temmuz hem ağustos dönemlerinde işsiz sayısında 76 binlik azalmalar olduğunu söylüyor. Böylece işgücü artışı istihdamın gerisinde kalınca işsizlik oranı da yüzde 16,4’ten 15,4’e düşmüş oldu.
Sorun işsiz sayısında
İşsizlik oranında iki dönemlik bir sürede 1 yüzde puanlık düşüş elbette iyi bir haber ama işsizliğin bu hızla azalmaya devam edeceği son derece şüpheli. Sorun, Korona salgınının yıkıcı darbeleri sonucu fiilen işsiz olanlar ile resmen işsiz olarak kayda geçenler (aktif olarak iş arayanlar) arasında oluşan büyük farkta.
Aylık işsizlik yazılarımda bu sorunu kâh sis perdesi kâh buzdağı metaforlarıyla tarif etmeye ve oluşturduğu tehdidi vurgulamaya çalıştım. Sorunun özünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
TÜİK son rakamları itibariyle Şubat döneminde işsiz sayısı 4 milyon 19 bin, tarım dışı işsizlik oranı de (MEA) yüzde 14,7 seviyesindeydi. Ondan sonra bildiğiniz gibi korona belası yüzünden küçük çapta bir kıyamet koptu. Mart, nisan ve mayıs dönemlerinde tarım dışı istihdamda yaklaşık 2 milyon (tam olarak 1 milyon 928 bin) kayıp yaşandı.
Normal zamanlarda işsiz sayısında da aşağı yukarı bu kadar artış, farklı söylersek işini kaybedenlerin yeni bir iş bakmaya başlamasını beklersiniz, öyle değil mi? Ama öyle olmadı. Bu dönemde işsiz sayısı sadece 108 bin arttı. Geriye kalan 1 milyon 820 bin fiili işsiz hane halkı anketlerinden buharlaşamayacaklarına göre nereye gittiler?
Bu sorunun doyurucu bir yanıtı şimdilik yok. 2020 HİA mikro verileri yayınlandığında iş aramayan işsizlerin kimler olduğu, neden böyle davrandıkları hakkında bir miktar bilgi edinmeyi umabiliriz. Ama şimdilik şunu kesinlikle biliyoruz: Bu fiili işsizlerin önemli bir bölümü "iş bulma ümidi olmadığı için iş aramayanlara" katıldılar. Nitekim mart-nisan-mayıs dönemlerinde bu ümitsizlerin sayısı 1 milyon 25 binden 1 milyon 455 olağan dışı bir artış sergileyerek tam 430 bin arttı. Bir kısmı da muhtemelen TÜİK’in "çalışma arzusunda olup ama iş aramayanlar" olarak nitelendirdiği kesime intikal etti çünkü bu kesimin sayısında da olağan dışı artış var: Bu vatandaşların sayısı Şubat döneminde yaklaşık 2 milyon iken mayıs döneminde 3 milyon 400 bine yükseldi. Fiili işsizlerin bir kısmının da, özellikle işinden olan kadınların, eve kapandıkları anlaşılıyor.
İşsizliğin daha gerçekçi bir yaklaşımla sorgulanması gerekiyor
Önce neden kısaca "gerçek işsizlik" başlığı yerine böyle bir uzun ve de "alengirli" bir başlığı yeğlediğimi açıklamalıyım. "Gerçek" sözcüğü bana fazlasıyla iddialı geliyor. Tam olarak ne olup bittiğine dair yeterli bilgiye sahip değiliz.
Ayrıca işini kaybedenlerin yanı sıra ücretsiz izne çıkarılanların işten atma yasağı kalktığında ne kadarının sonuçta işinden olacağını da bilmiyoruz. Ayda 1.176 TL’ye talim eden bu zoraki ücretsiz izinlilerin, keza ücretlerinin ancak yüzde 60’ını devletten alan kısa çalışmaya tabi vatandaşların ciddi ölçüde yoksullaşmakta oldukları tartışılmaz. Bu vahim bir sorun ama bu durumun işsizlik soruna katılması bana doğru gelmiyor.
Öte yandan sayılarında sıra dışı büyük bir artış yaşanan fiili işsizleri de görmezden gelemeyiz. Önerim şubattan bu yana işsizliği daha gerçekçi ama aynı zamanda temkinli bir yaklaşımla irdelemek. İş bulma ümidi olmadığı için iş aramayanlar ile çalışma arzusunda olup çeşitli nedenlerle iş aramayanları işsizlere ekleyip işsiz sayılarını ve işsizlik oranlarını yeniden hesaplayabiliriz.
Bu hesapla şubatta yaklaşık 7 milyon işsiz vardı. Tarım dışı işsizlik oranı da bu durumda yüzde 23,3 çıkıyor. Mayısta işsiz sayısı 8 milyon 900 bine ulaşırken işsizlik oranı da yüzde 29,8’e yükseliyor. Ağustosta ise işsizlikte gelinen nokta şöyle: İşsiz sayısı 8 milyon 130 bin, işsizlik oranı da yüzde 26,8.
Kısacası, işsizliğin dayanılmaz ağırlığı nispeten hafiflemiş durumda. Ama işsizliği şubat dönemindeki yüksek seviyesine dahi getirebilmek için istihdamın en az 800 bin daha artması, işsizliği daha makul seviyelere çekebilmek için de güçlü bir tempoyla artmaya devam ederek işgücüne katılım oranını ağustostaki yüzde 49,5’den bir yıl önceki yüzde 53 seviyesine yeniden çıkarması gerekiyor.
Can alıcı soru şu: Bu nasıl olacak?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.12.2025
17.11.2025
3.11.2025
28.10.2025
13.01.2025
6.01.2025
19.02.2024
18.02.2022
12.08.2021
14.07.2021