Süleyman YAŞAR
Merkez Bankası borç verme faiz oranlarını yarım puan azaltınca faiz tartışması yine alevlendi. Başbakan, Merkez’e “sen dalga mı geçiyorsun” dedi. Merkez ‘de “siyaseti gerersen bu iş böyle olur” türünden bir cevap verdi.
Gelelim tartışmaya...
Tartışılan şu; en aktif Hazine tahvili faiz oranları yüzde 9’un altında seyrederken Merkez’in borç verme faiz oranı yüzde 11,5 düzeyinde bulunuyor. Yine Merkez’in bir haftalık repo faizi yüzde 9,5 oranında tutuluyor. O hâlde Merkez’in politika faizleri, hem tahvil faiz oranlarının üzerinde hem de yüzde 6,6 olan enflasyon hedefinin üzerinde kaldığını belirtelim.
Peki, böyle olunca ne oluyor?
Böyle olunca kredi faiz oranları küçük ve orta büyüklükteki şirketler için yüzde 22’ye ulaşıyor. Tabii pahalı para yatırım maliyetlerini çoğalttığından yatırımlar duruyor. Büyüme hızı azalıyor. İşsizlik artıyor. İşin sadece bir yanı bu oluyor.
Gelelim yüksek faizin neden çıkmaz sokak olduğuna...
Sermaye hareketlerinin serbest olduğu, açık bir ekonomide, enflasyondan arındırılmış faizler ya da reel iç faizler, küresel reel faizlerden yüksek seyrediyorsa ülkeye sıcak para giriyor. Ve sıcak para girişi ülke parasını değerlendiriyor. Böylece o ülkenin satın alma gücü artıyor. Buna bağlı olarak tüketim çoğalıyor.
Tabii bu arada ülke parası değerlendiğinden ithalat kârlı hâle geliyor. İhracat kârlı olmaktan çıkıyor. Dış ticarete konu olmayan malların üretimi çoğalıyor.
“Hangi mallar bu dış ticarete konu olmuyor” diyerek sorarsanız lüks konut, lüks otomobil, lüks lokanta, lüks devlet daireleri, lüks alışveriş merkezleri gibi malları sayabiliriz. Bu arada kârlı olmaktan çıktığı için dış ticarete konu olan malların üretimine yönelik yatırımlar azalınca, ihracat azalıyor,ithalat artıyor, dış ödemeler dengesi bozuluyor. Cari açık çoğalıyor. Anlayacağınız açık bir ekonomide reel iç faizler, küresel reel faizlerden yüksek olunca ülke sürekli ürettiğinden fazla tükettiğinden cari açık kronik hâle geliyor. Hemen unutmadan Türkiye’nin son dört yılda 60 milyar dolar tutarında lüks otomobil ve taşıt aracı ithal ettiğini hatırlatalım.
O hâlde ne yapmalı?
Şunu yapmalı; açık bir ekonomide iç reel faizler dış reel faizlere yakın seviyede tutularak döviz kurları serbestçe dalgalanmalı. Böylece ekonomi rekabet gücü kazanacağından ihracat kârlı hâle gelir ve dış ticarete konu olmayan lüks malların tüketimi kendiliğinden azalır. Dolayısıyla yatırımlar dış ticarete konu malların üretimine yönelir. Zaten bu yılın ilk dört ayında Türk parası rekabet gücü kazanınca ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 oranında çoğaldığını biliyoruz. Öyleyse makro dengeyi yüksek faiz yerine döviz kuruyla oluşturmakta fayda var. Çünkü yüksek faiz makro finansal dengeyi kısa süreli sağlar. Oysa uzun vadede sürdürülebilir yüksek büyüme hızını sağlayacak denge ancak döviz kuruyla gerçekleşir. O hâlde yüksek faizin çıkmaz sokak olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.07.2016
13.07.2016
4.02.2016
2.02.2016
1.02.2016
10.06.2016
31.05.2016
27.05.2016
18.05.2016
17.05.2016