Süleyman YAŞAR
Gelişmekte olan ülkelerde siyasi iktidar büyük şirketlerin kendi emri altında olmasını ister. İşte bu nedenle gelişmekte olan ülke siyasetçileri devlet kapitalizmine yönelirler. Böylece petrol, kömür, doğalgaz gibi doğal kaynak ekonomilerinde bu türden büyük şirketlerin yönetimi devlet elinde tutulur. Örnek olarak Brezilya’da Petrobas, Rusya’daGazprom gösterilebilir.
Bu arada tarihte bu tip devlet kapitalizmine örnek İngiltere’nin Hindistan’da işlettiği East India Company gösterilebilir. Ve bu şirketler eliyle siyasi iktidarlar genel bütçe dışından ekonomiye yön verirler. Tabii bu arada yandaşlara iş imkânları bu şirketler tarafından sağlanır. Böylece rekabete dayalı kapitalizm yerine tekelci devlet kapitalizmi istikrarlı büyümeyi sağlarken siyasi iktidar bu büyük şirketler sayesinde varlığını sürdürür. Bu arada 1950’li yıllarda Japonya, Güney Kore ve 1870’li yıllarda Almanya’nın, hattâ bağımsızlık savaşına kadar ABD’nin bu yöntemi kullandığını hatırlatmakta fayda var.
Peki, niye anlattık bütün bunları?
Şundan anlattık; Türkiye bir doğal kaynak ekonomisi değil. Ama Türkiye’de devlet kapitalizmini sağlayacak şirketler var. İşte o şirketler kamu bankaları oluyor. Dolayısıyla kamu bankalarını yöneten siyasi iktidar hangi sektörlere ve kimlere ne tutarda kredi verileceğini tayin ederek devlet kapitalizmini uygulayabilir.
ANKARA SERMAYESİ- ANADOLU SERMAYESİ ÇATIŞMASI BAŞLADI
İşte bu nedenle son 13 yılda bu ülkede pek çok özelleştirme yapılırken devlet bankaları özelleştirilmedi. Oysa 2012 yılı sonuna kadar kamu bankalarının özelleştirilmesini tamamlamak için çıkartılan 4603 sayılı yasa hâlâ yürürlükte. Çünkü BDDK gibi bir düzenleyici ve denetleyici kurul varsa artık devlet bankasına gerek kalmaz. Ama amacınız Türkiye ekonomisini rekabetçi bir ekonomi hâline dönüştürmek değilse, hattâ amacınız siyasi iktidarı uzun süre elde tutmak olunca hem BDDK hem de devlet bankaları aynı anda faaliyetlerini yürütürler. Bu arada kamu bankalarının zararları vergilerle finanse edildiğinden sermaye sorunları olmaz. İşte bu nedenle bankacılık sektöründe rekabet ortadan kalkar. Dolayısıyla faizler düşmez, küçük firmalar kredi alamaz ve gelir dağılımı bozulur.
İşte son dönemde Saray çevresi devlet bankaları üzerinden devlet kapitalizmini tasarlayıp İstanbul sermayesi yerine Ankara sermayesini yaratırken, AKP’nin tabanını oluşturan Anadolu sermayesi bu durumdan hoşnut değil. Çünkü son dönemde hem faizler yüksek hem de döviz fiyatları epeyce yükseldi. Bu arada kamu bankaları Ankara sermayesini kredilendiriyor. Ankara sermayesi kamu bankası kredileriyle kamu ihalelerine girip daha da büyüyor. Böylece Anadolu sermayesi sıkışıp kalıyor ve şirketlerini sürdürmekte zorlanıyor. İşte, devlet bankaları üzerinden devlet kapitalizmi tasarımı Saray ile Hükümet arasında ipleri gerdi. AKP tabanından Hükümet’e Anadolu sermayesinin baskısı var.
Anlayacağınız, şimdi açığa çıkan Saray- Hükümet çatışmasının asıl nedeni kamu bankaları üzerinden tasarlanan devlet kapitalizmi tercihi oluyor.
***
Maliye Bakanına duyuru
Maliye Bakanlığı Gelir Uzmanları’nın sorunları var. Bu sorunu dile getiren pek çok elektronik posta geldi. Mesleki kariyere ilişkin bu haklı isteği Maliye Bakanı’nın dikkate almasında fayda var.
“Ben, Maliye Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu olan Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde istihdam edilen Yeterliğe Tabi Gelir Uzmanıyım. Size bu maili atmamdaki amaç mesleğimin ve kariyer unvanımın haksızlığa uğradığını düşünmemdir ki bu durumu şu şekilde açıklayabilirim.
Yeterliğe Tabi Gelir Uzmanlığı mesleği ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36/ORTAK HÜKÜMLER/A-11. Maddesinde düzenlenmiş A Kadro kariyer uzmanlık mesleğidir. Ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddelerinde kariyer uzmanlık olarak sayılan Yeterliğe Tabi Gelir Uzmanlığı mesleği ilk ihdasından bugüne kadarki süreçte sürekli geriye gitmekte ve idarenin takdir yetkisini, merkez taşra ayrımı ve ek gösterge marifetiyle mesleğin aleyhine kullandığı görülmektedir. Gelinen noktada Gelir Uzmanlığı mesleğinin yeniden yapılandırılması zorunlu hale gelmiştir. –E.A.”
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.07.2016
13.07.2016
4.02.2016
2.02.2016
1.02.2016
10.06.2016
31.05.2016
27.05.2016
18.05.2016
17.05.2016