Ufuk COŞKUN
Ülkenin kadim sorununu çözmek için başlatılan barış süreci nihai olarak yasal bir zemine oturtulmuş durumda. Bundan sonra atılacak adımlarla da kalıcı bir barışın tesis edilmesi planlanmaktadır. Ortadoğu zemininde ise daha aktif, daha etkili bir siyasi pozisyonun belirlenmeye çalışıldığının da işaretlerini almaktayız. Çözüm süreci kuşkusuz Türk ve Kürt halkı arasındaki bütünleşmeyi de beraberinde getirecektir. Gerçi ben bu bütünleşmenin temellerinin Başbakan’ın hayatının en ciddi siyasi riskini alarak PKK ile görüşmeler başlattığı anda atıldığını düşünüyorum. Çözüm süreci başından beri bir plan dâhilinde işlemektedir. Fakat bundan daha önemlisi Tek parti dönemi ulus devletçi rejiminin en önemli iki mağduru olan Kürtlerle dindarlar yeni Türkiye’nin ileriye dönük hedeflerinde kader birliği yapmaktadırlar. Çözüm sürecini, paketi ve bütünleşmeyi biraz da böyle okumakta yarar var.
Bu süreçte silahların bırakılması, kanın durması elbette çok mühim bir gelişme. Ne var ki asıl önemli olan; bundan sonra Kürtlerle Türklerin bütünleşmesinde, barış ve huzur ortamının tesis edilmesinde, yeni Türkiye adına ortaya koyacakları siyasi iradenin nasıl seyir edeceğidir. Kürtlerin ve dindar muhafazakâr kesimlerin belirleyecekleri bu özgürlükçü pozisyon hem yeni Türkiye’nin geleceğine hem de Ortadoğu’nun geleceğine önemli katkılar sunacaktır. Başbakan, cumhurbaşkanlığı vizyon belgesini açıklarken çözüm sürecinin yakın takipçisi olacağız mesajı verdi. Bu çok önemli. Bu bakımdan ben paketle birlikte Kürtlerin demokratik haklarının sağlanması yolunda önemli adımların atılacağını düşünüyorum. Dağdan dönüşlerle başlayacak süreçte yeni başkanın sivil anayasaya öncelik vereceğine, eğitim başta olmak üzere, yerel yönetimlerin güçlendirilmesine varana kadar daha birçok alanda sürecin ilerleyeceğine inanıyorum. Kısacası yeni Türkiye, tüm farklı kesimlerin bir arada özgürce yaşabileceği demokratik bir hukuk devleti olacaktır. Bu süreçte Kürtlerle Türklerin oynayacağı rol inkâr edilmez bir gerçektir.
Kuzey Irak'taki özerk Kürt Bölgesel Yönetimi bağımsızlık için referanduma hazırlanırken Türkiye ise son yıllarda geliştirdiği siyasetle 90 yıllık tabuyu yıkıp kendine yeni bir yol belirleme arifesinde. Bugün hem Türkiye’de hem de Kuzey Irak hattında oluşan gelişmelerin Hakan Fidan, Ahmet Davutoğlu, Abdullah Öcalan ve Barzani’nin dışında spontane geliştiğine düşünmüyorum.. Her şey çok titiz bir plan dâhilinde gerçekleşiyor gibi. Elbette bu işbirliğini bozma yönünde bazı kesimlerin çabaları olmuyor değil bunlar olacaktır. Kandil’i etkilemeye çalışan ve çözüm sürecinin kesintiye uğratılmasını arzu eden yapılar var. Ancak bugün hükümetin İmralı’da sadece Türkiye’ye dönük somut barış sürecini görüştüğünü de zannetmiyorum. Bölgeye dönük çok ciddi stratejilerin de temelleri atılmaktadır. Bu bakımdan Kuzey Irak’ta Kürdistan bağımsızlığına kavuşur ve Türkiye’deki Kürtlerle birlikte Türkiye ileriye dönük Ortadoğu’da daha aktif ve etkili bir siyaset belirleme noktasında adımlarını sıklaştırır. Bugün Türkiye’de barış süreciyle atılan her olumlu adım aynı zamanda Ortadoğu’da büyüyen ve güçlenen bir Türkiye demektir.
Kısacası ben ülkedeki strateji yoksunu bir muhalefetin aksine yaşanan tüm gelişmelerin ve atılan her adımın bir plan ve proje çerçevesinde gerçekleştiğini düşünüyorum. Eğer büyük bir ülke olma yolunda ciddi bir irade gösterme çabası içerisindeyseniz zaten bunun başka da bir yolu bulunmamaktadır. Eski statükocu, baskıcı, dışlayıcı, vizyonsuz dar yapıyı muhafaza etmeye dönük gösterilen her tutum ülkeyi 19. yüzyıl bataklığına çekmek anlamına gelir. Oysa ancak büyük hedefleri olan ülkeler özgürlük ve demokrasi anlamında kararlı ve cesur adımlar atabilir. Ve bu vizyon artık Türkiye’de var. Ve AK Parti bunun öncülüğünü yapmaktadır.
Türkiye’deki bazı medya organlarına bakacak olursanız, Tayyip Erdoğan halkını kandıran, ülkeyi sürekli kaosa sürükleyen katı bir diktatör. Bu asla doğru değil. Bir hükümet velev ki bazı kesimlerin oylarını talip olmak adına olsa bile onların hak, hukuk ve özgürlüklerini sağlama yönünde bir takım icraatlarda bulunuyorsa bunun neresi kötü? Keşke bugün MHP’de Doğu ve Güneydoğu’daki Kürt vatandaşların oylarına talip olmak adına bazı açılımlarda bulunsa ve onların gasp edilmiş haklarını savunsa. Bir siyasi parti elbette halkından oy almak adına birtakım icraatlar yapacak ve bu doğrultuda yasal düzenlemeler getirecektir. Kaldı ki Tayyip Erdoğan bunun dışında bir şey daha yapıyor.
Vizyon Belgesi’ni açıklarken ifade ettiği gibi artık ülkede hiç kimsenin devletin karşısında kendini ezik hissetmemesi istiyor. Eski Türkiye ideolojisinin hâkim olduğu yıllarda insanlar devletin hizmetkârı sayılırdı. Kendi varlıklarını devlete borçlu hissederler dolayısıyla hak, hukuk ve özgürlükler anlamında ciddi mağduriyetler yaşarlardı. Üstelik devletin hiçbir imkânından da yararlanamazlardı. Bilhassa Kürtlere reva görülen haksızlığa bugün vicdanlı hiçbir Türkiye vatandaşı inkâr edemez. Onlar ana dillerini konuşamaz, Kürtçe yayınlar çıkaramaz, sosyal hayatın tüm alanlarından dışlanırlardı. Yeni Türkiye ise başka bir şey vaat ediyor. Devletin insanların hizmetinde olduğunu söylüyor. Bu ülkedeki tüm farklılıklarla birlikte huzur ve barış içinde yaşamanın erdemliğinden bahsediyor.Bu doğrultuda bir siyasi anlayış geliştiriyor.Zaten kavga da tam bu noktada çıktı.Bu mücadele Eski Türkiye ile Yeni Türkiye’nin mücadelesidir.
twitter.com/sivildemokrat
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019