Ümit Akçay
Geçtiğimiz haftanın ekonomik gündemi açıklanan yeni vergilerle şekillendi. Maliye politikası adımları, özellikle orta ve alt gelir gruplarının harcanabilir gelirini azaltacak şekilde formüle edilmiş oldu. Diğer yandan geçtiğimiz haftada TL’deki değersizleşmeye kısa bir mola verildi, ta ki 18’indeki kademeli değersizleşmeye kadar. Yazının yayınlanacağı gün TCMB’nin faiz kararı enine boyuna tartışılacak. Hem bu tartışmanın hangi zeminde yapıldığını hatırlatmak, hem geçen hafta kaldığım yerden devam etmek için bu yazıda ‘yeni normal’ konusunu ele alacağım.
Bildiğiniz gibi, geçen hafta, Altılı Masa’nın dönmeyi vaat ettiği ‘eskinin normalin’ bugünkü rejimi ürettiğini ileri sürmüştüm. Bu hafta ise şu görüşü tartışacağım: Yeni normal ortodoksiye dönüşle değil, melez modellerle tanımlanıyor.
ESKİ BÜYÜME KOALİSYONU
Melez modellere gelmeden, geçen haftanın eksik kalan hikayesini tamamlayalım. 2002-2013 arası dönemde güçlü TL (ve dönemin sonralarına doğru göreli olarak düşen faiz), AKP’nin kurduğu büyüme koalisyonunun merkezinde yer alıyordu. Ekonomik büyüme, sermaye girişlerine dayalı ve iç talep çekişliydi.
Değerli TL sayesinde ithalat kolaylaşıyor, reel ücretler anlamlı bir şekilde artmasa da borçlanma olanakları sayesinde alım gücü korunabiliyordu. Yine geçen hafta değindiğim gibi bu model, fiyat istikrarını ve ekonomik büyümeyi sermaye girişlerine bağımlı hale getirmiş ve yerli tarımsal ve sanayi üretiminin altını oymuştu. Kronik yüksek cari açık ve kronik yüksek işsizlik, bu modelin oluşturduğu en önemli sorunlardandı.
2013’TEKİ DÖNÜM NOKTASI
2013’te ABD merkez bankası Fed’in para politikası tercihlerini değiştirmesi, Türkiye gibi ülkeler için kritik bir dönüm noktası oluşturdu. Küresel finansal çevrimin genişleme döneminden daralma dönemine geçmesi, ‘bol para’ döneminin sonunu simgeliyordu. Fed, kademeli olarak önce miktarsal genişlemeyi yavaşlatacağını, sonra da bilançosunu yeniden daraltmaya başlayacağını ve ek olarak da faiz artışlarına başlayacağını ilan etti. Bu gelişme zamanla Türkiye gibi ülkelere yüksek getiri için giden yatırım fonlarının yeniden ABD’ye dönmesine neden oldu. Fed’in faiz artış döngüsünün zirvesinin görüldüğü 2018’de Türkiye ve Arjantin’de döviz krizi yaşandı.
Kısacası 2013, Türkiye için bir dönüm noktasıydı. Bu ekonomik dönüm noktası, aynı zamanda Gezi Parkı protestoları ve devlet içindeki iktidar mücadelesinin yoğunlaştığı 17-25 Aralık operasyonları ile de birleşti ve 2013 iktidar için aynı zamanda bir siyasi dönüm noktası haline de geldi. Bu dönemden sonra ekonomik büyüme yavaşladı. Büyüme yavaşlayınca, sermayenin farklı fraksiyonlarından ve değerli TL sayesinde belirli tüketim seviyesine ulaşmış orta sınıfların bazı kesimlerden oluşan büyüme koalisyonunu bir arada tutmak AKP açısından giderek daha zorlaştı.
YENİ BÜYÜME KOALİSYONU
Bunun nedenlerinden biri, özellikle sermaye grupları içinde çıkarları farklılaşan kesimlerin varlığıydı (sermayenin farklı fraksiyonlarının sektörel çıkarının incelenmesi için ODTÜ Gelişme Dergisi’nin son sayısında çıkan makaleme, özellikle s. 204’deki tabloya bakılabilir). Kısacası, 2018 sonrasında AKP’nin iktidarını koruma stratejileriyle Türkiye’nin yerleşik büyük sermaye kesimlerinin (kolaylaştırmak için TÜSİAD olarak düşünebiliriz ancak farklı boyutları var) çıkarları dönemsel olarak ayrıştı.
TL’deki istikrarı korumak için faizi artırma zorunluluğu, işsizliği artırdığı ve AKP’nin seçmen desteğini aşındırdığı ölçüde, giderek siyasi olarak uygulanabilir olmaktan çıktı. Bu andan sonra, TL’nin değersizleşmesinden daha fazla faydalanan sermaye kesimlerinin iktidar bloğundaki güçlerinin artması ile yeni bir büyüme koalisyonu oluştu.
Yeni büyüme koalisyonu, pandemi döneminde tedarik zincirlerinin kısalmasından yararlanmak için, iktidarın sanayideki ‘kontak kapatmama’ stratejisini destekledi. Bunun ardından ise 2021’deki Eylül-Aralık arasındaki faiz indirimlerinden oluşan para politikası deneyi geldi.
Bu süreçte enflasyon patladı ancak daha çok kişinin daha ucuza çalıştığı bir dönemin kapısı aralandı. 2023 seçimlerinde AKP’nin iktidarını korumasının nedenlerden biri de bu istihdam artışlarıydı. Böylelikle yeni büyüme koalisyonunun kitle tabanı oluştu. Bu dönemde büyükşehirlerde yaşayan orta gelirli kesimler (yaygın olarak beyaz yakalılar olarak adlandırılıyor) yeni büyüme koalisyonundan dışlandı ve bu 2023 seçimlerinde AKP’nin büyükşehirlerde eriyen oyları olarak karşımıza çıktı.
YENİ NORMAL
Oluşan bu yeni zeminde ‘rasyonellere dönüş’ ya da ‘ortodoksiye dönüş’ söylemleri, esasında büyüme koalisyonunda bir değişimi ima etmektedir. Ancak, AKP’yi ‘ortodoksiden uzaklaştıran’ dinamik yerinde kaldığı sürece, dönüş girişimleri ekonomideki kriz risklerini azalma amaçlı olmaktan öteye gidemiyor. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde yeni u-dönüşleri ve bunların bileşiminden oluşan zikzaklar görmek şaşırtıcı olmayacaktır.
Dahası, bu yeni normal sadece Türkiye içindeki sınıfsal ve siyasal güç dengelerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış, kendine özgü bir sonuç değildir. Dünyadaki çoklu kriz ortamı, ortodoks neoliberal reçeteyi giderek daha fazla aşındırırken, ekonomik milliyetçiliğin (ya da bizdeki deyimiyle milli iktisadın) yükselişini getirmektedir. Bu son söylediklerim epey netameli konular, farkındayım. İleriki yazılarda açmayı deneyeceğim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
17.01.2026
5.01.2026
21.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
3.12.2025
26.11.2025
17.11.2025
2.11.2025