Roni MARGULIES
Birçok dostumun da aralarında bulunduğu bir yazarlar grubunun bir görüşü, daha doğrusu olayları değerlendirme konusunda bir yaklaşımı var.
“Biz,” diyorlar, “devleti de eleştiririz, PKK’yi de eleştiririz.”
İtiraf edeyim ki bu görüşü tam olarak anlıyorum.
Bu dostlarımın siyasî duruşu ve dünyaya bakışı ile tutarlı bir görüş.
Ve bu dostlarımla hiçbir sorunum yok. Devleti eleştirmekte onlarla omuz omuza durmaktan gurur duyuyorum, onların varlığı beni güçlendiriyor ve benim varlığımın da onlara güç kattığını umuyorum.Başka konularda yollarımız ayrılır, önemli değil.
Ayrılığımız siyasî görüşlerimizdeki temel bir farktan kaynaklanıyor.
Temel fark devlet ile ilgili.
Bu sabah Star gazetesinde şöyle bir haber var:
“Hrant Dink davasının tutuklu sanıklarından Yasin Hayal’in babası Bahattin Hayal cinayet sonrası devlet yetkililerinin kendisini arayarak ‘Hayırlı evlat yetiştirmişsin, tebrik ederiz’ dediklerini aktardı.”
Aynı habere göre, cinayetten sonra Emniyet’te yaptığı bir görüşmede Bahattin Hayal’e “oğlunun önemli işler yaptığı, devlet için çalıştığı” söylenmiş.
Bir iki bölüm daha aktarayım Star’ın haberinden:
“Bahattin Hayal, ismini vermediği bir devlet görevlisinin ise cinayetten sonra kendisini kutladığını, ‘Vatana millete hayırlı bir evlat yetiştirmişsin’ diye kendisini tebrik ettiğini belirtti.”
“Trabzon Emniyeti’nde görevli Yahya Öztürk’e ifade verirken de kendisine ‘Biz devlet ve milletimiz için çalışıyoruz. Yasin de devlete çalışanlardan biridir. Yasin gibilere bu devletin ihtiyacı var’ dediğini anlattı.”
Haberin başlığı, “Dink azmettiricisi Yasin Hayal’in babasından şaşırtan iddia”.
Bu başlıkta “şaşırtan” kelimesini ben gerçekten çok şaşırtıcı buluyorum.
Devletin halka hizmet etmekle görevli bir yapı olduğunu düşünenler için, Bahattin Hayal’in söyledikleri “şaşırtıcı” olabilir.
Benim için değil, çünkü ben devletin öyle bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Devlet, bir coğrafyada yaşayan insanlar arasında çelişkiler olduğu için, farklı kesimlerin farklı ve uzlaşmaz çıkarları olduğu için, o çelişkileri bastırmak için ortaya çıkar.
Yani devlet, uyumun değil, uyumsuzluğun sonucudur. Bütün toplumun uyum içinde olduğu, çelişkilerin olmadığı yerde devlete gerek olmaz.
Ve devlet, o çelişkileri egemen olanların, güçlü olanların çıkarları doğrultusunda bastırmak amacını güder.
Hükümetler açıkça toplumun belli kesimlerini temsil eder. Ama hükümetler seçimle gelir, seçimle gider, hep değişir.
Devlet seçilmez, değişmez, hep kalır.
İngiltere’de bir zamanlar “Yes Minister” (Başüstüne Sayın Bakan) adlı bir komedi dizisi vardı. Dizi, İşçi Partili bir bakan ile müsteşarı arasındaki ilişki çerçevesinde kurulmuştu. Her hafta bakan radikal bir şeyler yapmaya, bir şeyleri emekçilerden yana değiştirmeye çalışır, müsteşar her hafta ya bunun niye yapılamayacağını anlatır ya da bakanın önerisini uygulayacakmış gibi davranıp kuşa çevirir, bürokrasiye boğar ve boşa çıkartırdı.
Bakan hükümetti, gelir giderdi; müsteşar devletti, hükümetler değiştikçe o yerinde kalır, hep kendi bildiğini yapardı.
“Kötü” devletlerden, “derin” devletten söz etmiyorum. Bütün devletler böyledir. İdarî yapısı ve maarif sistemi, silahlı kuvvetleri ve kolluk güçleri, yargısı ve cezası ile her devlet böyledir.
Toplumun üzerinde ve dışında, bağımsız ve tarafsız görünür, ama temel işlevi mevcut durumu sürdürmek, duruma muhalefet edenleri engellemek ve cezalandırmaktır.
“Dewlet bi ker be jî xwe lê meke” sözünün derin gerçeği burada yatar. Devlet eşek de olsa binme! Hiçbir koşulda devlete güvenme. Her toplumun emekçileri, yoksulları, ezilenleri, güçsüzleri bu gerçeği içgüdüsel olarak bilir: Mevcut durumu değiştirmeyi amaçlıyorsan, er veya geç karşında devleti bulursun.
Ben mevcut durumun, Türkiye’nin haldeki durumunun değişmesini istiyorum.
Pek çok açıdan istiyorum, ama şu anda en güncel isteğim Kürt halkının durumuyla ilgili.
Büyük bir kalabalık bu durumu değiştirmek için hareket halinde.
Belki hatalar yapıyorlar, belki gözlerinin üstünde kaşları var, belki bazıları kötü niyetli. Olabilir.
Ama değişim istemekte haklılar ve karşılarında devleti buluyorlar.
İsteyen istediğini eleştirebilir.
Ama temel sorun devlettir, değişimin önünde duran (doğası icabı) devlettir. Temel eleştiri devlete yöneltilmelidir.
Yazarlar
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023