Sinan ÇİFTYÜREK
Önümüzdeki hafta dokunulmazlıkları ele alacak olan Meclis Komisyonu toplanıyor. Komisyon, anayasa değişikliği ile ilgili AKP’nin hazırladığı ve CHP ile MHP’nin de “destek veririz” dediği dokunulmazlık dosyalarının Meclis genel kuruluna taşınmasını görüşecek.
Bilindiği gibi hakkında soruşturma dosyası bulunan vekillerin dokunulmazlıkları kaldırılmadan yargı vekile dokunamıyor. Çünkü Anayasanın 83. Maddesi, “Suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili Meclis'in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” diyor.
Üç parti anayasanın bu hükmünü bir defaya mahsus geçersiz kılabilmek için geçici bir madde ekleyerek işi çözmeye çalışıyorlar. Anlaşılan üç parti anayasaya aykırı da olsa fiilen Kürt karşıtlığı ekseninde bir kez daha anlaştılar. Zaten CHP Başkanı Kılıçdaroğlu’da açıkça, “anayasaya aykırı düzenleme geliyor. Buna rağmen biz evet diyoruz. Demokrasi için bir bedel ödenecekse öderiz” diyor.
Her şey bir yana hangi demokrasi? Kürde ve kendisine başkaldıran herkese “ya baş eğeceksin ya baş vereceksin” söyleminin devletin en tepe noktasında açıkça dile getirildiği bir rejimde demokrasiden bahsedilir mi? Kılıçdaroğlu demokrasinin gereği değil de “asker brifinginin gereğini yerine getirdim” deseydi mesele anlaşılırdı!
Hırsızı, dolandırıcıyı, rüşvetçiyi, kara para aklayıcısını değil de özgürce söz söyleme hakkını kullanan vekile dokunabilmek için Anayasanın ilgili maddesinin değiştirilmesi üzerine anlaşıyorsun ve bunu da “demokrasi için” yaptım diyorsun! Buna kim inanır?
Bilindiği gibi Anayasa maddesinin değişmesi için Mecliste gerekli olan oy sayısı 367! Eğer bu sayıya ulaşılmazsa o zaman referandum gibi daha fazla zaman alacak bir yola başvurulacak ki bu nedenle ilgili maddenin değişimi için anlaşan üç parti de fire tartışmaları da konuşuluyor. Eğer üç partideki fireler, maddenin değişimi için gerekli olan 367’nin altına düşmezse demek ki Kürt vekile dönük 1994’te yapılanlar benzeri tekrarlanacak.
2 Mar 1994 yılında DEP vekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıp gözaltına alınarak tutuklanmalarının üzerinde 22 yıl geçti. Bugün yapılmak istenen de özünde aynı uygulama. Hedef Kürt vekil odaklı ama söylem ya da kamuoyuna sunulan görüntü farklı. Eğer bu kez de resmiyette 1994 yılında olduğu gibi sadece Kürt vekili hedef alan donulmazlıklar kaldırılmaya çalışılsaydı böyle bir uygulama içerde ve dışarıda büyük tepkilere yol açacağından, dahası Kürt siyasetini halklar nezdinde mağdur duruma düşürüp sahiplenme zeminini güçlendireceğinden korktukları için, görünürde “hepsini kaldırıyoruz” diyerek sözde genelleştirdiler. Fakat “soruşturma dosyası bulunan tüm vekillere dokunacağız” genel spotun altı kazıldığında altında esas Kürtlerin çıkacağı açık. Rakamlar da bunu doğruluyor! Örneğin;
Dosyası bulunan toplam milletvekili sayısı 129. Bunun 25'i AKP, 51'i CHP, 45'i HDP, 7'si MHP'den, biri ise Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka. Fakat vekil başına düşen dosya sayısına gelince tablo netleşiyor. Şu an “Meclis Anayasa ve Adalet Karma Komisyonunda bulunan 567 dokunulmazlık dosyasının 44'ü AKP, 170'i CHP, 333'ü HDP, 16'sı MHP milletvekillerine, 5'i ise Nazlıaka'ya ait bulunuyor.” Dikkat edilirse dosyası bulunan vekil sayısında CHP önde ama dosya sayısında ise 333 ile HDP diğer üç partili vekillerin toplam dosya sayısını aşıyor!
Demek ki donulmazlık meselesinde işin özünde olduğu kadar sayısal olarak da söylem genel icraat ise Kürt vekile özel olacağı açık. Hükümetten daha fazla icra yetkisini kullanan Erdoğan’ın açıkça “dokunulmazlıkların kaldırılmasının terörle mücadelenin bir aracı” olduğunu söylemesi şunu gösterir; Hükümet ve devlet yetkililerinin ileri sürdürdükleri “vatandaşlıktan çıkarma, dokunulmazlıklarının kaldırılması, yargılanma” vb. tehditlerin tamamı esas olarak Kürt siyaseti odaklı olacağı: dahası Meclise taşınıp kaldırılmak istenen dokunulmazlıklarda, söylemin genel icraatın ise Kürt vekillere dönük özel olacağı açıktır!
Yanı yıllarca birikmiş dosyaları indirmekle, topluma “bakın biz hükümet olarak iktidar partisi dahil herkesin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını hedefliyoruz” mesajı verilecek ama pratikte Kürt vekiller hedef alınacak.
Donulmazlıklar kalkınca rüşvetçi, dolandırıcı, kamu malını hırsızlamış dosyaları olan vekil ve bakanlar mı yargılanacak? Hayır! Sembolik olarak belki bir iki tane kurban verilebilir ama bu göstermelik adımlarla birlikte siyaset dosyaları indirilecek ki orada da HDP’li vekiller yargılanacak demektir. Dediğim gibi belki göstermelik birkaç tane dolandırıcılıktan, rüşvetten dosyası bulunan vekil de yargılanacak ama esas siyaseten sözünü söyleyen yargılanacak ki burada yine bedeli Kürt vekile ödetilecek!
AKP iktidarının denetiminde hareket eden siyalaştırılmış yargının da mevcut siyasal konjonktürde esas Kürt vekillerin dosyalarını raflardan indireceği açıktır. Böylece önce Amed, Suruç, Ankara’da sivil halkı hedef alan bombalamalarla, sonra altı aydan beri kentlerde halka açılmış savaş üzerinden ortamın terörize edilmesiyle sivil siyasetin etkisizleştirilmesi hamlesine, yeni bir halka eklenmek isteniyor. Akademisyenlerin cezaevlerine konulduğu, öğrencilerin dershanelerde gözaltına alındığı, muhalif seslerin susturulduğu süreçte bu halkaya Meclisteki muhalif ses olarak HDP’li vekillerin susturulması da eklenmek isteniyor.
Dokunulmazlık zırhının kaldırılması neden şimdi gündeme taşınıyor? Neden dün 17-25 Aralık operasyonlarının ardında gündeme taşınmadı da şimdi taşıyor? Çünkü kentlerde halkımıza savaş açılarak etkisizleştirilmek istenen sivil siyasete yeni bir halka eklenmek istiyor.Çünkü içeride hükümetin ırkçı milliyetçi siyasetle hareket etmesine eklenen ırkçı mahalle baskısı Meclise yansıyor. Çünkü hükümete dışarıdan Kürt meselesi nedeniyle basınç artıkça daha çok içeride sivil siyasetin alanını daraltmak istiyor. Çünkü zayıf ihtimal de olsa Kürtsüz anayasa hesapları var. İşte bu ortamda Mecliste muhalif ses olarak Kürtlere tahammül edilemiyor. Bunlara CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu askerden aldığı brifing üzerine devletin milli çıkarları gereği “anayasaya aykırı olduğunu” söylediği yasa tasarısına “evet diyeceğiz” söylemini de ekleyin!
Sonuç olarak; elbette dokunulmazlık zırhı altında genel olarak rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılıkla yüklü dosyaları bulunan vekil, bakan, üst düzey bürokratlara yargı yolunun açılması savunulmalıdır fakat vekilin kürsü dokunulmazlığı da dahil bireyin ifade etme özgürlüğünü kısıtlayacak her adıma ise hayır demek lazım!
Dokunulmazlıkların fiiliyatta esas Kürt vekiller odaklı kaldırılacak olması zaten olabildiğince gerilimli olan siyasal süreci daha da gerekecektir ki yine bunda da en büyük zararı sivil siyaset görecektir. Bu durumda HDP’ye oy veren milyonlarca insanın emeğinin karşılığı ortadan kaldırılarak sivil siyasetin etkisizleştirilmek istenmesi, Türk devletinin ve AKP’nin bilinçli olarak krizi yönetme politikasının bir parçası gibi görünüyor. Buna dikkat edilmelidir!
Gerek Türk devleti ve gerek 14 yıldır iktidar olan AKP; kendi pratiğinde sürgün, soykırım, kırsal alan ve kentleri yakıp yıkma, Kürt dili ve kültürüne baskı ve yasaklarla nihayet bombardımanlarla hal edemediği Kürt, Kürdistan meselesini dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla da hiç mi hiç çözemez!
Eğer gerçekten beklendiği gibi esas HDP’li vekillere dokunulursa o zaman halkımız sivil itaatsizlik temelinde buna güçlü karşı koyması lazım. Bunun zemini var ve her geçen gün yeniden güçleniyor da!
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018