Yıldıray OĞUR
Belarus’ta iki hafta önceki mizahi seçimden bu yana 26 yıllık diktatör Lukaşenko’ya karşı sokaklarda gösteriler bitmiyor.
Başkent Minsk’ten gelen bir görüntü ise sosyal medyada kısa sürede fenomen haline geldi.
Protesto yürüyüşündeki kalabalığa eşlik eden genç müzisyenler, bizim tulum diye bildiğimiz çalgının Belarus’taki versiyonu olan dudalar eşliğinde çok tanıdık bir şarkıyı çalıyordu.
https://twitter.com/nicolasdepedro/status/1295390507523244032?s=20
Bizdeki bazı aklı evvel akademisyenler bu görüntüye bakınca duda çalan kırmızı giymiş kadından işkillenip, Gezi-kırmızılı kadın-dış güçler üzerine hikayeler yazdılar.
Ama bilenler bir kere daha güçlü iktidarlar karşısında direnen protestocuların marşına dönmüş o rock şarkısına kulak kesildi.
“Peremen” yani “Değişim”, 80’lerin ortasında Rusların efsanevi rock-punk grubu Kino’nun (Sinema) efsanevi kurucusu ve solisti Viktor Tsoi’nin marş haline gelmiş, Sovyetleri yerinden oynatmış şarkısı....
Şöyle diyor sözleri:
“Değişim. Onu yürekten istiyoruz. Değişim. Gözlerimiz onu istiyor. Gözyaşlarımızda, kahkahalarımızda. Damarlarımızda atan nabızda. Değişim için bekliyoruz.”
Aslında rock müzik 70’ler ve 80’lerin ilk yıllarında Sovyetlerde dejenere Batı kültürünü temsil ettiği için yasaklı bir müzik türü.
Ama Gorbaçov’un Glastnost (Açıklık) ve Perestroyka (reform) politikalarıyla rock müziğe de televizyonların, sahnelerin kapıları açılıyor.
Viktor Tsoi, bir taraftan eşi ve çocuğuyla ocakçılık yaptığı bir apartmanın şimdi müze olan kazan dairesinde yoksulluk içinde yaşarken, bir taraftan da arkadaşlarıyla kurduğu Kino grubuyla yeraltında satılan albümler yapan henüz tanınmamış genç bir adam o sırada.
Şöhreti 1987’de final sahnesinde grubuyla şarkı söylediği kült bir Sovyet filmi olan Assa’yla yakalıyor.
Çekik gözleri, saçları, bebeksi yüzüyle Bruce Lee’yi hatırlatıyor izleyicilere.
Çekik gözlerinin sebebi Koreli babası.
Onun da hikayesi ilginç. 19’uncu yüzyılın ortalarından itibaren şimdi Kuzey Kore olan bölgeden çok sayıda Koreli sınırı geçip, Rusya’ya göç ediyor. Rusya’nın uzak doğu topraklarında 200 bine varan bir Rus Koreli nüfusu oluşuyor. Stalin, Japonlarla işbirliği yaptıkları iddialarıyla tıpkı Kırımlılara yaptığı gibi Korelileri de yaşadıkları topraklardan Kazakistan’a ve Özebekistan’a sürmüş. Tsoi’nin babası da o Sovyet Korelilerinden bir mühendis.
Filmle, hem Sovyet gençliği için ekranlarda görülmeye alışılmadık rahat görüntüsü, giyimi, tarzıyla kendisi hem de söylediği şarkı fenomen haline geliyor: Peremen.
Aslında Victor Tsoi’nin politikayla da pek ilgisi yok.
Şarkıdaki “peremen” yani “değişim”den kastı politik bir mesaj da değil, Rusça’da aynı anlamda kullanılan okullardaki tatil zamanını kastettiğini anlatmış bir röportajında. Politik değil, sosyal bir değişim talebi bu.
Ama şarkının patladığı zaman, Gorbaçov’un Perestroyka yılları olunca şarkı bir anda Sovyet gençleri arasında politik değişim talebinin marşına dönüşüyor.
Hatta Gorbaçov bile şarkının gençlerdeki değişim talebini yansıttığını söyleyerek, kendi politikalarına dayanak göstermiş.
Viktor Tsoi, albümleriyle, filmleriyle, konserlerle, televizyon programlarıyla hem Sovyetlerde hem de Doğu Bloku ülkelerinde şöhret oluyor. Tabii KGB’nin yoğun gözetimi altında.
1988 yılında başrolünde oynadığı “İğne” adlı film tüm zamanların en çok izlenen Sovyet filmi olmuş.
Filmdeki uyuşturucu bağımlılığı sahneleriyle o yıllarda Sovyetlerde bahsedilmesi bile tehlikeli meseleler ekrana taşınmış, böyle şeyler izlemeye alışık olmayan gençler filme büyük ilgi göstermiş.
Şöhretin zirvelerindeyken 1988 yılında Sovyetlerin Afganistan işgalini eleştiren savaş karşıtı bir şarkı olan Kan Grubu’nu yapıyor:
“Kolumdaki kan grubum. Kolumdaki seri numaram. Savaşta bana şans dile, şans dile. Burada kalmayayım, burada kalmayayım. Bana şans dile”
Aslında yine politik bir mesajı yok şarkının, bu anlamsız savaşa giden gençlerin isyanını anlatıyor.
Tsoi, aslında hiç istemese de Sovyetlerin katı ve sıkıcı kültürel ve ideolojik hegemonyasına karşı bir gençlik isyanının sembolü haline geliyor.
1990 yılında henüz 28 yaşındayken şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybedince bu efsane bir mite dönüşüyor.
Ölümünden bir yıl sonra 1991’de, Moskova’da Rusya parlamento binasını komünist darbecilere karşı korumaya çalışanların barikatlarından Peremen şarkısı duyulmaktadır artık...
Hakkında bir tanesi Belarus’un başkenti Minsk’de olmak üzere hatıra duvarları oluşturuluyor, heykelleri dikiliyor.
Peremen de Rusya ve eski Sovyet ülkelerindeki sokak gösterilerinin marşı haline geliyor.
Rusya’daki Putin karşıtı gösterilerde de sık sık söyleniyor.
Rus yanlısı yönetime karşı Ukrayna’daki kanlı Maidan ayaklanmasının marşlarından da biriydi Peremen.
En son da Belarus sokaklarında tekrar duyuldu.
Gencecik yoksul bir rockçının yazdığı şarkı, gerçeklerin sürekli ters yüz edilmesi üzerine kurulu büyük bir propaganda makinesinin ürettiği hikayenin büyüsünü kaçırmıştı.
Sovyet propaganda makinesinin en temel stratejilerinden biri adını, Stalin, Kruşçev ve Brejnev dönemlerinde komünist partinin politbürosunun değişmez ismi olmuş Mikhail Suslov’dan alıyor.
“Suslav Manevrası” denen bu propaganda yöntemine göre neyle suçlanıyorsanız, düşmanınıza onunla saldırmalısınız.
Örneğin Sovyetler, Afganistan’ı işgal ederken, ABD’yi Afganistan’ın içişlerine karışan emperyalist bir ülke olmakla suçluyordu.
1980’lerde ekonomisi yavaş yavaş çökmekte olan Sovyetlerde vatandaşlar Batı ekonomisinin çökmekte olduğuna inandırılmıştı.
Moskova’da yaşayan sıradan bir Rus vatandaşı Batı’nın sadece ekonomik olarak değil, ahlaken, toplumsal olarak da çökmekte olduğunu düşünüyordu.
Ama bu büyülü masal bozulmasın diye günlerce dünyadan saklanmaya çalışılan Çernobil gibi bir facia, insanlara devletin kendilerine yalan söylediğini, ülkenin o kadar da iyi yönetilmediğini gösterdi.
İşlerin aslında anlatıldığı gibi olmadığı, kötüye gittiği ise, Gorbaçov’un Glastnost ve Perestroyka açılımlarıyla ekonomide, kültürde demir perdelerin indirilmesiyle anlaşıldı.
O boşluktan içeri giren Viktor Tsoi ve şarkıları da bu değişimde ve aydınlanmada rol oynamıştı.
Ortaya çıkan güçlü yeraltı mizahı, kulaktan kulağa dolaşmaya başlayan fıkralar da propaganda makinesinin hikayesini gülünç hale getiriyordu artık.
O fıkralardan birinde bir adama karısı gidip ekmek almasını söyler. Adam fırına gider, upuzun bir kuyrukla karşılaşır. Saatlerce kuyrukta bekler. Ama kuyrukta en ufak bir hareket, kısalma olmamaktadır. Saatler sonunda kuyruktan homurtular, sisteme karşı öfkeli sesler yükselmeye başlar. Bağıranlardan biri da bizimkidir. Sonra bir araba yaklaşır. İçinden gri pardösülü KGB ajanları çıkar. Adamın yanına gelip kulağına eğilerek “Bundan beş yıl önce bu işlerin nasıl halledildiğini biliyorsundur. Artık öyle yapmıyoruz ama sen evine git ve bir daha böyle nümayişlere karışma” der.
Adam korkarak eve koşar. Elleri boştur. Karısı “Ekmek nerede” diye sorar. Adam “Ne ekmeği artık devlette kurşun bile kalmamış” diye cevap verir.
Şarkılar, romanlar, fıkraların karşısında koca bir rejimin propaganda makinesi işlevsiz kalır.
Gencecik Viktor Tsoi’nin komünist rejime farkında olmadan vurduğu darbe o kadar unutulmaz olur ki, yıllar sonra Rusya’da komünist bir milletvekili Peremen şarkısının CIA tarafından yazıldığını iddia eder ve konunun araştırılması için önerge verir.
İktidarlar sadece PR faaliyetiyle, propaganda makinesinin gerçekleri ters yüz etmesiyle ayakta kalamaz ve ikna edici olamaz.
Bunun bu yüzyıldaki en güçlü delili, siyasi propagandanın en profesyonelini yapmış Sovyetlerin yaşadıkları.
80’lerin ortalarına kadar ‘her şey harika gidiyor, biz kazanıyoruz’ diye anlatılan resmi hikaye açılan ilk hava boşluğundan giren acı gerçeklerle bir anda tepe taklak olmuştu.
Şimdi de sıra her şeyi dış güçlerle açıklamaya çalışan ama 26 yıl sonra artık ikna edici olamayan Lukaşenko’ya gelmiş görünüyor
Dudalar şimdi onun için sokaklarda Peremen çalmaya başladı...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025