Akın ÖZÇER
Geçen hafta sonu Mardin’de Artuklu Üniversitesi ve Şarkiyât Araştırmaları Derneği’nin birlikte düzenlediği “Anayasa: tecdîd ve istikbal – demokratik bir anayasanın çerçevesini çizmek ” başlıklı sempozyuma konuşmacı olarak katıldım. Şimdiye kadar yeni anayasa ile ilgili hiçbir konferansın başlığında yer aldığını görmediğim “tecdîd” ve “istikbal” gibi Arapça kökenli kelimelerle belli ki kentin çok dilliğine ve kültürlülüğüne dikkat çekilmek istenmişti. Çeşitli uygarlıklara evsahipliği yapmış bu kentte Türkçenin yanı sıra Arapça, Süryanice ve Kürtçe de konuşuluyor. Bu çok dillilik, üniversiteye bağlı Yaşayan Diller Enstitüsü’nün varlığına da anlam kazandırıyor. Enstitü’nün bu adı almasının öyküsü Roni Margulies’in son yazısında anlattığı gibi biraz farklı olsa da.
“Yaşayan diller” kavramı, üniversitede Kürt Dili ve Edebiyatı adıyla bir anabilim dalı açılmasına alternatif olarak geliştirilmiş. Bu formülü eleştirmek de, ama belki Kürtçe akademik çalışma yapmanın bir yolu olarak değerlendirmek de mümkün. Zira Anayasa’nın 42. maddesinin son fıkrası “Türkçeden başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” diyor. Yeni Anayasa’da demokratik hukuk devletine yakışmayan böyle bir fıkranın yeri yok elbette. Ama anadilde eğitimin önünü tıkayan bu düzenlemenin bugüne kadar gerçekleştirilen Anayasa değişikliklerinin kapsamına neden alınmadığı ayrı bir soru işareti olarak önümüzde duruyor.
Kabul etmek gerekir ki kart-kurt hikâyeleri, Kürtçe diye bir dilin olmadığı safsatalarıyla bir dönem askerlik yapan gençler (üniversite mezunları dâhil) başta olmak üzere insanların beynini yıkamakla bir anadili yok etmek mümkün değildi. Öyle olsaydı General Franco’nun kırk yıllık diktatörlüğü döneminde yasakladığı Baskça gibi sadece Kilise çevrelerinde ve kırsal kesimde konuşulan ve fiilen ölmekte olan bir dil çoktan yok olurdu. Oysa Baskçanın yasaklanmasıyla birlikte bu dili öğreten gizli bir örgüt (EKİN) ortaya çıkmakla kalmadı, halktan gördüğü destekle ne yazık ki ilerde şiddeti araç olarak kullanacak bir örgüte (ETA) de dönüştü.
Baskça ya da “euskara”, konferansın ademimerkeziyetçilik konulu ilk oturumunda ana hatlarını aktardığım İspanyol Anayasası’nın ilgili hükümleri (Madde 3) uyarınca, artık Bask Ülkesi özerk topluluğuyla sınırlı olmak kaydıyla İspanyolca ile birlikte ikinci resmî dil niteliği taşıyor. Franco döneminde Bask dili yasaklanmasa ve baskı altında tutulmasaydı bugün belki Baskların anadili olarak kalacak, ayrıca yöresel resmî dil niteliği kazanmayacaktı. Basklara talep ettikleri takdirde ve ölçüde bireysel temel hak olarak “anadilde eğitim” hakkı tanınacak ama bu dilin bugün olduğu gibi adeta küllerinden canlanması belki hiç mümkün olmayacaktı.
Bugün Türkiye’de muhalefet partileri CHP ve MHP anadilde eğitime karşı çıkıyor; AK Parti’nin konuyla ilgili tutumunun da net olduğu söylenemez. Oysa altını her vesileyle çizdiğim gibi anadilde eğitim kolektif değil topluca kullanılan bireysel bir hak. Zira bu hakkın öznesi birey, kendi kaderini belirlemede olduğu gibi millet veya halk, yani bir insan topluluğu değil. Liberal demokrasilerde kimsenin hangi gerekçeyle olursa olsun bireysel temel hak ve özgürlüklere karşı çıkma hakkı yok. Yeni anayasa çalışmaları bu nedenle sürüncemeye girer ve başka bir bahara kalırsa, bugün sadece BDP’nin savunduğu demokratik özerklik ve özerk bölgelerle sınırlı ikinci resmî dil talepleri belki ileride yaygınlaşabilir. Aklın yolu sorunları yumurta kapıya dayanınca değil zamanında çözmekten geçiyor çünkü.
Türkiye’nin yumak haline gelmiş sorunlarına bakıldığında, aklın yolundan gitmediği ve çözüm yerine çözümsüzlüğü benimsediği sonucunu çıkarmak mümkün. Bunun neden böyle olduğu ayrı bir tartışma, dolayısıyla yazı konusu. Sorun aslında 20’li, 30’lı yılların siyasi fikir yapısıyla hareket ettiği halde çağdaş olduğunu sanan bir zihniyetin şu veya bu şekilde siyasete hâkim olmasından kaynaklanıyor. Bu zihniyete bir şey kabul ettirebilmek için aradan yıllar geçiyor. Örneğin Kürtçe TV için 2000 yılında Türkiye’yi böler safsatasıyla yer yerinden oynuyor ve Türkiye tam dokuz yıl kaybediyor. 2007’de yeni anayasa yapılmasın diye halkın oyuyla seçilmiş bir partiyi kapatmaya dahi kalkışan bu zihniyet bugün Kürt sorununu çözecek demokratik bir anayasaya izin verir mi bilmek kolay değil. Sadece vesayet kurumlarına hâkim olmakla kalmıyor, aynı zamanda siyasi partilere de sızmış bulunuyor çünkü.
Tarihî Kırklar Kilisesi’nin çanlarının Ulu Cami’nin ezan sesine karıştığı sokaklarında dört dilin konuşulduğu bir kent Mardin. Nüfusu sadece 80 bin belki ama bu özellikleriyle farklılıkların birarada yaşandığı bu kent çokkültürlülüğünü güvenceye alacak yeni anayasayı herkesten daha çok istiyor sanki. Yoğun katılımlı sempozyumun kahve molalarında konuşmacılara yöneltilen sorulara ve dile getirilen görüşlere bakılırsa böyle bir izlenim edinmek mümkün.
Yeni anayasanın, Artuklu Üniversitesi’nin sevilen rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay’ın açılış konuşmasında dile getirdiği gibi, insanları tek tipleştirmeye çalışan zihniyete karşı “farklılıklardan oluşan ahenge” dayanması önem taşıyor. Bunun güvencesini ise, bölge insanının zaten özümsemiş olduğu ilk bakışta görülen birarada yaşama kültürü oluşturuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025