Atilla Aytemur
Mizah hem gündelik hayatımızın, hem de siyasal ve kültürel dünyamızın tuzu biberi, olmazsa olmazı. En sert konuları, tahammülü en zor durumları olmadık hallere sokarak kabullenmemizi; rahatsız olsak da sindirmemizi; hattâ acıtıcı olanı bile tebessümle karşılamamızı sağlayan, en zekice ve en yaratıcı insan eylemlerinden biri.
Günümüzde mizah, edebiyatın, tiyatronun, sinemanın, muhtelif sanatsal gösteri etkinliklerin, karikatürün, şiirin ve müziğin vazgeçilmezi. Ama, iş siyaset alanına gelince neredeyse hepsini geride bırakarak inanılmaz etkili bir silaha dönüşüyor. Öyle ki, giderek kendine mahsus özel bir alan, dil, etki gücü ve kitle tabanı yaratıyor.
Modernleşmenin sunduğu zemin
Modernleşmenin şafağı sökmeye başlayınca Batı’da boy veren mizah dergileri, çok gecikmeden Osmanlı’nın da kapısını çaldı. II. Abdülhamit’in Birinci Meşrutiyet’i ilân ettiği 1876-78 döneminde, Osmanlı’nın çok-dilli kültürel ortamında yavaş yavaş mizah dergileri de görülmeye başladı. Kendilerine biçtikleri rol ise, aşağı yukarı Batı dünyasındakine benzer bir roldü. Bu, en çok da iktidarla aralarında kurdukları ilişkide, özellikle iğneleme ve eleştirme zemininde kendini gösteriyordu.
O dönemden beri toplumumuz mizah edebiyatı ve yayıncılığı bakımından epey mesafe aldı. Siyaset geleneğimiz de her yönüyle bu sanat türünün süratle gelişmesi için bütün imkân ve koşulları sunuyordu. Bu nedenle de güçlü bir mizah geleneği, yaygın bir mizah çizerliği, iktidarlardan kaynaklanan değişik baskı ve engellemelere rağmen istikrarlı bir yayıncılık, son yüz elli yıllık hayatımızda hep oldu.
Nice ünlü dergiler, yazarlar ve çizerler kültürel yaşamımızın bu mecrasında yer aldı. Zamanları dolunca da arşivlerdeki yerlerine ve toplumsal hafızamızdaki köşelerine çekilerek aramızdan ayrıldılar.
Gelenek yaratan dergi
Bunlardan sonuncusu, yazar, çizer ve yönetici ekip değiştire değiştire günümüze kadar varlığını bir biçimde sürükleyen Gırgır isimli mizah dergisiydi. 15-21 Şubat 2017 tarihli son nüshasında yer alan Hz. Musa’yla ilgili tek karelik bir karikatürün neden olduğu tartışmaların ardından sahibi tarafından kapatıldı ve bütün çalışanlarının işine son verildi.
Kapatılan bugünkü Gırgır dergisi, o efsaneleşmiş ve her sayısı gündem belirleyen; yazar ve çizerleri mizah geleneğimizi şekillendiren; doğurganlığıyla bu yayın alanını besleyen ve büyüten ilk Gırgır dergisi değildi. Ünlü derginin 1989 yılındaki yönetim değişikliğinden sonra kadrosu dağılmış, etkisini yitirmiş ve geriye sadece adı kalmıştı. Sahneden çekilen bir efsanenin sadece adı bile olsa, yine de insana bazı şeyleri hatırlatıyor.
İlk kez yayına başladığı 1972’den sonra belli bir dönem siyaset ve kültür hayatımızın son derece önemli parçası haline gelen Gırgır dergisi, geçirdiği once merhaleden sonra 45 yıllık inişli çıkışlı yaşamını noktaladı. Mizah dünyasında dergilerin ortalama ömürlerine bakınca bunun hafife alınacak süre olmadığı görülüyor.
Oğuz Aral ve efsanevi Gırgır
Gırgır dergisi ilk sayısından itibaren on yedi yıl boyunca Oğuz Aral’ın liderliğinde yayınlandı. Derginin el değiştirme olayı sonraki yıllarda birkaç kez daha tekrarlandı. Bir süre Sözcü gazetesinin eki olarak çıktı. Son bir yılı aşkın bir süredir ise bağımsız bir mizah dergisi olarak yayın hayatını sürdürüyordu. Lakin sonradan çıkarılan ve “Gırgır” adını taşıyan dergilerden hiçbiri, karikatürist Aral’ın yönettiği ilk Gırgır’ın düzeyini yakalayamadı.
Anlaşıldığı gibi, toplumsal hafizaya nakşedilen ve olağanüstü etkili olan mizah dergisi, Oğuz Aral’ın Gırgır’ıydı. Asıl ününü bu ilk dönemde kazandı. Bir dergi için inanılmaz olsa da, tirajı beş yüz bini buldu. Yine aynı dönemde SSCB’de yayınlanan Krokodil ve ABD’de yayınlanan Mad dergileriyle kıyaslandı; dünyanın en ömürlü, etkili ve çok satan üçüncü büyük mizah dergisi olarak tarihe geçti.
Oğuz Aral, Turhan Selçuk ve Ferruh Doğan tarafından 50’lı ve 60’lı yıllarda bir süre çıkarılan TEF isimli mizah dergisinde ifadesini bulan “toplumcu” ve muhalif yayın çizgisini sürdürdü. Argoyu, cinselliği, gündelik mahalle hayatı ve dilini, mizahın ve çizginin verdiği bütün imkânları kullanarak bu dergiyle toplumsal platforma taşıdı.
Mizah dergiciliğinin okulu
Mizah dergiciliği, Türkiye’de çoğu kez dergi kurucularının muhtelif nedenlerle ayrılıp yeni dergiler çıkarmalarıyla büyüyen ve genişleyen bir sektör. Yayın kadrolarına, toplumsal saflaşmalarda tuttukları yere ve yayın çizgilerine bakıldığında bunu görmek mümkün.
Oğuz Aral’ın sanata, hayata ve siyasete bakışının hakim olduğu Gırgır dergisi de, mizah ve karikatür dergiciliğinde bir okul oldu. Sonraki yılları şekillendirecek çok sayıda kadronun yetişmesinde rol oynadı. Öyle ki, hem kendi içinden ayrılan çok sayıda çizer gidip başka dergiler çıkardı, hem de diğer dergiler Gırgır’ın sanatsal duruşu ve fikir hattından büyük ölçüde etkilendi. Bu bağlamda, şu anda bu sanatsal piyasada çalışmakta olup da Gırgır’ın rahle-i tedrisinden geçmeyen yok gibi.
Gırgır dergisinin sarı ve siyah renklerden ibaret özgün bir formu vardı ve bu yönüyle de bir marka haline geldi. O zamana kadar büyük ölçüde yazının yardımcılığıyla varoluşunu sürdüren çizginin, yazı olmaksızın da güçlü bir ifadeye sahip olacağını gösterek, ona bağımsız varolma zemini sundu. Uzun yayın hayatında kapağa taşıdığı konu ve hicvettiği kişilerle birçok defa siyasal gündemi belirledi ve toplumsal hayatı etkiledi.
Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli dönemeç noktaları ve öne çıkan konuları Gırgır’ın kapağında ve diğer sayfalarında daima öncelikli yer buldu. Öyle ki, öncelikle bu derginin ele aldığı sosyal, siyasal, kültürel, dinî ve iktisadi konular üzerinden giderek, yakın dönem tarihimizin ilginç ve hatâ payı küçük bir özetini çıkarmak pekâlâ mümkündür.
Tarihsel öncüler
Tabii ki Gırgır dergisinde ifadesini bulan sanatsal ve teknik yetkinlik bir günde ortaya çıkmadı. Onun da devraldığı bir miras, eğitiminden geçtiği bir mizah ve dergi okulu vardı.
Toplumculuk eğilimi mizah alanında daha çok 1950’li yıllardan başlayarak kendini gösteriyor. Bu dönemde dikkat çeken iki dergi var. Biri TEF, diğeri de İlhan Selçuk tarafından kurulan Dolmuş isimli dergi. Bu yayınlarda Bedii Faik, Ferruh Doğan, Ali Ulvi, Tonguç, Turhan Selçuk, Mıstık ve Oğuz Aral gibi son derece yetkin yazar ve çizerler görev alıyor. Çok partili sisteme geçen Türkiye’nin toplumsal ve siyasal yaşamına dair sorunları, dergilere kendi bakış açılarından yansıtıyorlar. İşte Gırgır dergisi yukarıdaki isimlerin arasında yer alan bir grup tarafından çıkarıldı.
Bu bağlamda, mizah dergiciliğimizin bir bakıma epey eskiye dayandığını söyleyebiliriz. Araştırmalar mizah yayıncılığının Batı’da meydana gelen gelişmelere bağlı olarak Osmanlı’ya da yansıdığını, Fransız ve Amerikan devrimlerinin bunda etkili olduğunu gösteriyor.
Modernleşme geliştikçe, dergi ve gazete toplumsal hayatın vazgeçilmezleri arasına girdikçe, mizah ve karikatürün de tarihi olaylar karşısında ve toplumsal algının şekillenmesinde yapısına uygun bir rol üstlenmesi ister istemez kaçınılmaz hale geliyor.
Diyojen, Aydede, Akbaba ve Marko Paşa
İlk mizah dergimiz Diyojen’dir. Osmanlı vatandaşı Teodor Kasap tarafından çıkarıldı. 1869’da önce Rumca ve Fransızca, 1870-1873 arasında ise Türkçe yayınladı. Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik ve Ali Bey gibi zamanın ünlülerinin yazılarıyla yer aldığı dergi, politik sebeplerle üç kez kapatıldı.
Toplam 183 sayı çıkan Diyojen, çıkışını hazırlayan şartların ideolojik çerçevesine bağlı bir yayın çizgisi izledi ve bu özellikleriyle de kendisinden sonraki mizah dergilerini büyük ölçüde etkiledi. Büyükölçüde, zamanın padişahı II. Abdülhamit’i konu aldı; Batı’dan esinlenen, büyük ölçüde modernist içerik taşıyan bir dille, değişik cephelerden işledi.
Diyojen’den bugüne çok sayıda mizah dergisi çıktı. Bunlar hem doğurganlık, hem devamlılık sergiledi.
Aralarında en ilginç olanlarından biri Marko Paşa’dır. Kasım 1946 - Mayıs 1947 arasında 22 sayı yayınlandı. Baş hedefi, artık son yıllarındaki CHP iktidarıydı. Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz gibi isimler yazı kadrosundaydı. Bu kadronun sık sık politik sebeplerle hapsedilmesi derginin yayın periyodunu etkiliyordu. Bu şartlara rağmen zamanına göre büyük tirajlar aldığı alıyordu. Kapatılınca sırasıyla Merhumpaşa, Malumpaşa, Yedi-Sekiz Hasan Paşa, Hür Marko Paşa, Bizim Paşa, Ali Baba ve Kırk Haramiler gibi isimlerle ard arda aynı ekip yeni derdi isimleriyle devam etti.
Bu yazının konusu mizah dergiciliğinin tarihi olmamakla beraber, Kurtuluş Savaşı döneminin siyasal yönelimi farklı olan Aydede’sini; onu takip eden ve 55 yıllık bir ömre ulaşan Akbaba’yı; onları ete kemiğe büründüren Yusuf Ziya Ortaç ve Refik Halid Karay’ı da hatırlamadan geçmek olmazdı.
Mizah, topraklarımıza ilk girdiği dönemden beri, ağırlıkla siyasal olayları kendine konu almıştır. Bu nedenle de, cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar veya zamanın başka yöneticileri, her dönemde mizahın ana maddesi oldu.
Mizah dergileri muhaliftir, ama nasıl…
Mizah dergileri genellikle kendilerini muhalif olarak tanımlayageldi. Mevcut iktidar ve uygulamalarını kişiliğinde toplayan şahsiyetlerin etrafında, söz ve çizgilerini oluşturdu. Ama bunun her zaman ilkeli olduğunu söylemek o kadar kolay değil.
Hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet ve devamında toplumdaki politik ayrışma, ideolojik tercihler, kamplaşmalar mizah dergiciliğine de yansıdı. Bu da genel olarak muhalif olarak tanımlanan mizah dergiciliğinin belli dönemlerde belli olaylar karşısında tavıralışlarında kendini gösterdi. Örneğin iktidardaki güçle temel bazı konularda düşünsel bir ortaklık ve yakınlık söz konusuysa, mizahta çoraklaşma, sessizliğe bürünme, birçok şeyi küçültme veya görmezden gelme tutumu hakim oluyordu.
Yahut iktidarda karşı olunan güçler söz konusuysa, mizah dergiciliğinin yayınları, dili, çizgileri coşuyor ve neredeyse başlıbaşına bir muhalefet odağı haline geliyordu. Yani, toplumdaki bölünmenin yansıması aynıyla, hattâ daha inceltilmiş ve saldırganlaştırılmış ürünlerle, mizah platformunda kendine yer buluyordu. Mizah dergiciliği tarihimizin özeti kabaca böyle bir şeydi.
Tarihi Gırgır dergisi de (1972-1989) bunu dışında kalmadı. Sanatsal yönüyle, çizgi ve sözdeki yaratıcılığı ve vurgu gücüyle, teknik yeterliliğiyle, gündemi yakalama kapasitesiyle son derece başarılıydı. Satışı, kendinden söz ettirmesi, dünya ölçüsündeki başarı grafiği zaten bunları doğruluyordu.
Ama kapaklarının ve seçip işlediği konuların politik ve ideolojik içeriği, ya da verdiği bütünsel mesaj, Türkiye’de saflaşmanın belirlediği sınırların dışında değildi. Hattâ o çerçevenin pekişmesine yarıyordu; iyice kitleselleşmesinde ve istenen algıların oluşmasında etkin rol oynuyordu. Bu yönüyle de kendinden öncekilerden aldığını devam ettirdi ve kendinden sonrakilerin çoğunun da çerçevesini belirlerdi. Bu özel alanı inceleyecek olan araştırmacıların elde edecekleri ideolojik ve politik sonuçların, toplumumuzdaki genel ideolojik ve politik saflaşmanın neredeyse bire bir yansıması olması hiç şaşırtıcı olmaz.
Gırgır’dan geriye sadece adı kalmış olsa da, sonunda onun da hayatımızdan çıkması ister istemez insana bir hüzün veriyor.
NOTLAR
(1) 17 Şubat 2017 tarihli Evet nasıl anlatılıyor? yazımın “Vank’ın çocukları” başlıklı son bölümünde verdiğim bilgiler arasında geçen “Kızılbaş/Alevi” şeklindeki tanımlamaya Eray Gül isimli bir okurum gönderdiği mektubuyla, yalnızca “Alevi” tanımının kullanılmasının daha doğru olduğunu belirtti. Bu uyarıyı dikkate alacağım.
(2) Yusuf Kaplan isimli okurum da gönderdiği mektubunda ideolojik ve politik tutarlılık konusunun önemine değiniyor.Toplumumuzda yarılmalara yol açan, tarihsel bakımdan da önemli politik sorunlarda sık rastlanan çifte standardlı davranış ve değerlendirmelerin, inandırıcılık ve samimiyet sorunu yarattığına işaret ediyor. Bunlara katılmamak mümkün değil.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022