Aydın ENGİN
Evet sıradan, çok sıradan. 2018 sonlarında Türkiye’nin yargı aygıtının halini, tavrını, tutumunu, anlayışını, anlamayışını, anlayamayışını, tercihini, yönünü, yönelimini yansıtan çok sıradan bir mahkeme öyküsü…
Neresinden başlayayım bilemedim. En iyisi ustalarımdan öğrendiğim gibi yapayım, haberi tek cümleye indirip öyle başlayayım.
“Barış için akademisyenler” bildirisinin altında imzası bulunan 1128 akademisyenden biri olan profesör doktor Gencay Gürsoydün İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde 27 ay hapse mahkum edildi…”
Prof. Gürsoy’u tanıyanlar için bu cümleden sonra nokta koyup yazıyı bitirmek mümkün. Tanımayanlar, hele hele Barış için Akademisyenler davasını izlemeyenler için devam edeyim.
10 Ocak 2016’da kendilerini “Barış için Akademisyenler” olarak tanımlayan 1128 akademisyen bir barış çağrısı yayınladılar. AKP iktidarının hiç hoşlanmadığı bir bildiriydi. Hele hele AKP Reisi’ni çileden çıkaran, “aydın müsveddeleri” gibi ağır sözlerle imzacı akademisyenlere yüklenmesine yol açan bir bildiriydi.
Reis kızdıysa Türkiye yargısı “durumdan vazife çıkarma”yı adet bellediğinden kısa süre sonra savcılık bir soruşturma başlattı ve bir iddianame ile imzacıların cezalandırılmasını isteyen bir dava açtı.
Alışılmadık bir uygulamaya tanık olduk. Savcının suç olarak nitelediği bildiri eylemini topluca işleyen akademisyenler grup grup farklı ağır ceza mahkemelerine dağıtıldılar; farklı ağır ceza mahkemelerinde farklı üslûplara sahip ağır ceza başkan ve yargıçlarının karşısına çıkarıldılar.
Her mahkeme kendi siyasal ve ideolojik tercihlerine ve hukuk anlayışlarına ve özellikle başkanların meşrebine göre yargıladı. Ancak sonuç akarbanttan çıkmışcasına 1 yıl 3 aylık cezalar olarak belirdi. Kimilerinin cezası ertelendi. Erteleme istemeyenlerin cezası artık istinaf mahkemesinin kararına kaldı.
Henüz yargılanması bitmemiş yani sürmekte olan çok sayıda akademisyen var. Emin değilim ama galiba henüz mahkeme karşısına çıkmamış akademisyenler bile var. Ama besbelli her imzacı akademisyen yargılanacak.
Bu kadar hatırlatma yetsin.
* * *

Gelelim profesör Gencay Gürsoy’un akademisyenler davasında bugüne kadarki en ağır cezaya çarptırılıp 27 aya mahkum edildiği dünkü duruşmaya…
Yürekler acısı kararın gerekçeli tam metnini buraya aktarmayayım. T24’de ve başka birkaç haber kanalında çıktı.
Ama kararla ilgili bir kaç noktaya da değinmezsek olmaz.
Bir: Kararda Gencay Gürsoy’un TTB (Türk Tabipler Birliği) Başkanı olması ağırlaştırıcı nedenlerden biri olarak sayılmış. TTB Başkanlığı’nın neden ağırlaştırıcı bir neden olduğuna “Herhalde mahkeme başkan ve üyelerinin keyfi öyle uygun görmüş” deyip geçelim.
Ancak kararda aynen şöyle yazıyor:
“…suç tarihinde başkanı olduğu Türk Tabipler Birliği ile birlikte bildiri içeriğine destek çıkar derecede açıklamalarda bulunduğu…”
Prof. Gürsoy’un TTB Başkanı olduğu doğru. Ancak o bildirinin yayınlanmasından yani “suç tarihinden” tastamam altı yıl önce…
Bitmedi.
İki: Hukuk fakültelerinde yargılama usul ve kurallarının öğretildiği dersin hemen hemen başlarında savcı esas hakkında mütalaasını okuduktan sonra dosyaya artık yeni bir belge ya da bilgi konamayacağı anlatılır. Öğretilir.
Kondu ama.
Hem de T24’de yayınlanan bir söyleşi kondu. Söyleşide şiddetin açık seçik reddedildiğini, savaşın taraflarından birinin yanında filan değil savaşın tam karşısında konumlandığının okuma yazma bilen herkesin kolayca anlayabileceği cümlelerle dillendirilmesini bir yana bırakalım.
Savcının esas hakkında mütalaasından sonra dosyaya yeni bir belge konamayacağına ilişkin yargı ilkesini de bir yana bırakalım.
Peki bu yeni belge üstüne söz almak, savunma yapmak için süre isteyen avukatın talebini “Süre talebinin yargılamayı uzatma amacı taşıdığı” gerekçesi ile reddedilmesine ne diyelim? Mahkeme Başkanı’nın acelesi filan vardı, mesela servis otobüsü kalkacaktı filan mı diyelim?
* * *
Boş verin.
Bu uzayan yazıda ortaokul son sınıf öğrencisi yazsa Türkçe dersinde sınıfta kalacağı düşük cümleler içeren kararın son bölümünü olduğu gibi aktarayım da benim ek cümleler yazmama gerek kalmasın.
“…suçun işleniş şekli, sanığın suç tarihindeki konumu, yayınlanan suça konu bildirinin sanığın başkanı olduğu TTB tarafından da kabul edilmesiyle insanlar üzerinde oluşturduğu etkinin boyutu, sanığın bildiriden sonraki bildiriyi kabullenme ve sahiplenme iradesi böylelikle değerlendirilen sanığın kastının yoğunluğu, oluşan tehlikenin boyutu dikkate alınarak takdiren cezanın yasal alt sınırından ayrılıp teşdit sanığın 1 yıl 6 ay ile cezalandırılmasına, suça konu bildirinin basın ve yayın yoluyla kamuoyuna duyurulmuş olması dikkate alınarak cezanın yarı oranında artırılarak 1 yıl 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, duruşmadaki olumsuz gözlemlenen tutum ve davranışları pişmanlık duymamış olması dikkate alınarak indirim yapılmasına yer olmadığına…”
* * *
Sizlere 2018 yılı Türkiye’sinde sıradan, çok sıradan bir mahkeme öyküsü aktardım. Artık nokta koyup bu Tırmık’ı bitirebilirim…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021