Aydın Selcen
Ülkemizi, dükkânı kapatıp “yeni yerimizde yakında hizmetinizdeyiz” diyerek, taşımak olanağımız yok. Hem küresel çatışma, rekabet fay hatlarından birinin üzerinde oturuyoruz hem yakın çevremiz, Suriye, Irak, İran, çoğu zamanki gibi ateş çemberi. Hem ulus ve devlet olarak yönümüzü, yönelimimizi şaşırmamamız hem ulusal güvenliğimizi gündelik olarak sağlama alacak akılcı taktiksel adımları sürekli güncelleyerek atmamız zorunlu. Ulus ve devlet olmak özelliğimizi yitirmeden, çözülerek toplumdan toplama dönüşmeden, devleti enkaza çevirmeden.
Kaynak: Dr. Mohamad Reza Hafeznia – www.irangeopol.com
Bu genel jeostratejik arkaplan önünde söz konusu üç komşumuzla ilgili son gelişmeleri anlamlandırmaya çalışalım. Dilerseniz, Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi*’nin haziranda gerçekleşmesi beklenirken herhalde erkene alınması uygun görülen Ankara ziyaretiyle başlayalım. Yenilik yok, “bıkkınlık veren ezberlerden” söz etmiştim, aynen devam.
Irak deyince üç anahtar sözcük dolaşıma sokulur: Güvenlik, yeniden imar, insani yardım. Nitekim, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da son Irak ziyaretinde Irak’a, hele şu içinde boğulduğumuz ekonomik bunalım ortamında, beş milyar ABD Doları tutarında katkı sözümüze sadık olduğumuzu yinelemişti. “Güvenlik” deyince 1990’lı yılların başında PKK’nin Kandil’e iyice yerleşmesinden itibaren Bağdat’la o konuda işbirliği arayışı anlaşılır. Hükümetler askere döner, asker çatık kaşla bakar, hariciye protokol üzerinde çalışır, ziyaret vesilesiyle protokol imzalanır vs. Bu defa da o cenahta bir farklılık yok.
Oysa, ABD’nin yine 1990’ların başındaki ilk müdahalesinden bu yana PKK’nin yuvalandığı yerlerin KDP denetimindeki alanda olduğu, Kandil dağ silsilesinin KDP ve KYB taraflarından girişlerinin yanı sıra, İran tarafıyla da bağlantılı bulunduğu, buraların hiç birinde Bağdat’ın esamisi okunmadığı gibi, esasen Irak’ın Türkiye’ye böyle bir ikram yapmakta hiçbir çıkarının bulunmadığını da herkes bilir. Ayrıca konunun yerli ve milli Kürt Meselesi boyutu da vardır. Söz oraya gelecek olsa, asker çakmak bakışlarla “sivil tarafın işidir” der, susar, velhasıl ite-dürte bu diplomatik ortaoyunu devam eder, gider.
Irak’ın “yeniden imarına katkı” demek de, “bize inşaat ihalelerinden, özellikle ballı altyapı ihalelerinden aslan payını verin, serde komşuluk hakkı var” demektir. “İnsani yardım” ise, elde kalan ne kadar gıda ürünü varsa, Irak’a ihraç etmek demek. Sonra bu ihaleler “yatırım”, gıda ürünü taşıyan kamyonlar da, “insani yardım konvoyu” olarak anlatılır. Bağdat ziyaretlerinde İmam Azam ve Abdülkadir Geylani türbelerinde Fatiha da okudun muydu, resim tamam olur. Ve tabii, haşa dış kapının dış mandalı Kürtler yerine “soydaş” Türkmenlerle fotoğraf verilmesi ihmal edilmeden.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak Başbakanı Abdülmehdi’yi 15 Mayıs’taki kabulü
Şimdi dönelim diğer komşumuz Suriye’nin “donmuş çatışma” ortamına. Donukluk Idlip’te eriyor. “Idlip” dediğimiz yerin yüzölçümü, Bab ile Afrin ceplerinin toplamı kadar. Ülkemizde sayılarının 3.8 milyon olduğu tahmin edilen Suriyeli sivil varken, Idlip’te de üç milyon civarında sivilin yerleşik bulunduğu varsayılıyor. Bu insanlar, Suriye’nin çeşitli çatışma alanlarından 2011’den bu yana oraya sığınmış Esat muhalifleri ve Esat’la uzlaşma eğilimleri yok gibi.
Ankara ne zaman ki S-400 alımından cayar gibi oldu, Moskova Idlip’in güney yarısını havadan ve yerden bombardımana başlayarak Suriye ordusunun ileri harekatının önünü açtı. Hatta kimilerinin iddiasına göre, Afrin’in güneyinde Deniz Piyade Yüzbaşı Celalettin Özdemir Rusların “dost ateşiyle” şehit oldu, Milli Savunma Bakanı Akar’ın “beklenmedik” çıkışı da bu elim vakadan kaynaklandı. Harekatın başına da Kaplan Kuvvetleri’nin komutanı Putin’in gözdesi Süheyl Hasan’ın geçtiği belirtiliyor.
Aşağıdaki haritadan da görebileceğiniz üzere, Hmeymim Üssü’nü güvenceye almak adına önce 2011’den bu yana muhaliflerin elinde olan Qalaat Al Mudiq ve topografik önemi olan Tel Osman yükseltisi alındı. Harekatın kapsamının, yeni sınırın doğu-batı hattında Halep-Lazkiye karayolu olacak ve kuzey-güney hattında da Halep-Hama karayoluna kalıcı işlerlik kazandıracak biçimde ilerleyeceği görülüyor. Bu durum aynı zamanda, Han Şeyhun, Cisr el Şugur, Maarat el Numan, Ariha ve Sarakip nüfus merkezlerinin kuvvetle muhtemelen yakın vadede yani yaz aylarında el değiştireceği anlamına da geliyor.
Kaynak: Dr. Fabrice Balanche – www.washingtoninstitute.org
Böylece Türkiye’nin denetiminde Idlip yerleşim birimi ve yakınındaki Taftanaz Hava Üssü kalacak. Bölgede yerleşik üç milyon sivilin kayda değer bölümü, bu kuzey yarıya, daha önceki alanın yarısına ve o tek yerleşim birimine, sırtları Türkiye sınırındaki duvara yaslanarak yığılmış olacak. Gazze’nin yüzölçümü 365 kilometrekare ve nüfusu iki milyona yakın. Yani buranın oradan aşağı kalır yanı değil fazlası olacak. Tek geçim kaynakları da Cilvegözü’nün Suriye tarafı Bab el Hava kapısından alacakları haraçtan ibaret kalacak. Üstelik sivil nüfusun içinde elli bin civarında muharip var. Bunların kabaca beşte üçü El Kaide uzantısı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) mensubu. Üç bin kadar da Cisr el Şugur’da yuvalanmış silahlı Uygur bulunuyor.
İşte son telefon görüşmelerinde Erdoğan’ın Putin’e “Esat işbirliğimizi sabote ediyor” yakınması; Çavuşoğlu’nun Idlip’te kalıcı ateşkes öngören “Soçi Mutabakatı” ve “Astana ruhu” hatırlatması; Akar’ın yukarıda değindiğim protestosu bu vahim gelişmelerden kaynaklanıyor. Ateşkesi kalıcı sanan Türkiye’ye karşılık Putin’in Idlip için bir “ağır çekilmiş Rakka senaryosu” öngördüğü de ortaya çıkıyor. Idlip’le karşılaştırıldığında S-400 satışının Putin’in yemek listesinin sonunda olduğu da anlaşılıyor.
Fırat’ın doğusuna tek yanlı askeri müdahale tutkusunda ise ayaklar nihayet suya erer gibi. Sanki en başından beri, en akla yatkın çıkış yolu olduğunu ileri sürdüğüm, bir “melez çözüm” üzerinde ve oldukça alçakgönüllü ama gerçekçi bir zeminde ABD-SDG-TSK üçgeninde uzlaşı zeminine yaklaşılıyor. Buna göre öyle 30 km. filan değil çok daha sığ bir derinlikte ve münhasıran Arap nüfuslu mini-ceplerde, ABD güçleriyle eşgüdümlü olmak kaydıyla noktasal TSK konuşlanmalarına cevaz verileceğe benzer. YPG’nin olası tepkisinin önü de Öcalan’la görüşme kanallarının açılmasıyla alınmaya çalışılıyor sanırım.
Buna karşılık, TSK’nin Suriye’den eğer günün birinde çekilecekse, en son çıkacağı yerin, topografik ve demografik özellikleri nedeniyle, Afrin olacağını öngörürüm. Dolayısıyla, YPG’nin Afrin’e karşılık Fırat’ın doğusunda ortak konuşlanma önerisi havada kalıyor. Bir de NATO içinden (?) bir üçüncü gücün oluşturulacak “güvenli bölgeye” yerleştirilmesi iddiası dolaşıyor ki, hiç olası gözükmüyor. Zaten Ankara, “Kürt Meselesi” olarak adlandırdığı dosyanın uluslararasılaşmasına öteden beri karşı çıkar ama içeride de ulusal barışçıl çözümü bir türlü yapılandıramaz.
Tüm bunlar olurken, Rusya ile ABD’nin güvenlik, istihbarat, terörle mücadele ve Suriye’de nihai siyasal çözüm konularında doğrudan ikili müzakereye başlamış olmaları hem iyi hem kötü haber. İyi, çünkü ikisi arasında anlaşırsa, arada sıkışmaktan kurtuluruz. Kötü, çünkü bizim oturmadığımız masada, bizim de ulusal çıkarlarımız görüşülüp, karara bağlanıyor olacak. İşte, diplomaside poz kesmek ile tutum almak arasındaki; gider yapmak, racon kesmek, posta koymak ile tepki göstermek arasındaki farkları, nüansları da belki deneye-yanıla, düşe-kalka öğreniyoruzdur diye umuyorum.
Tüm okurlarımın 19 Mayıs Bayramı’nı kutlarım: Her Şey Çok Güzel Olacak.
*Değerli büyüğüm Cengiz Çandar, Adil Abdülmehdi ile ta 1970’lerde Lübnan yıllarında başlayan dostluğunu “Mezopotamya Ekspresi” kitabında anlatır. Aciz bendeniz de 2000’li yılların başında Bağdat’taki tanışmamızı yeni çıkan “Gözden Irakta” kitabımda aktardım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024