Ayhan ONGUN
Sözcük karşılığı “bir kimseye ya da bir şeye aşırı derecede coşku ve tutkuyla bağlı olan kimse” anlamına gelen fanatik veya fanatiklik daha çok futbol seyircileriyle girdi yaşamımıza.
Yaşamı boyunca ayağına futbol topu değmemiş, pasif ofsaytı bilmeyen, kornerle aut atışını birbirinden ayıramayan, bırakın uluslar arası futbol kurallarını en basit oyun kurallarından bile habersiz kişilerin; maçın hakemine akıl vermesi, teknik direktöre ayar çekmesi ancak bizim gibi ülkelerde görülür.
Fanatik dediğimiz bu seyircinin tek derdi vardır.
Her durumda kendi takımı galip gelmeli, rakibi alt etmelidir.
Hatta bunun gerçekleşmesi için rakibinizle oynayan takıma teşvik primi, şikenin her türlüsü, en ahlaksız teklifler ve en fenası rakip oyuncunun sakatlanmasına alkış tutmak.
Dikkat ederseniz, salon sporlarında bu söylediklerim çok azdır.
Futbol müsabakasında en saygılı olanı …ne hakem! diye öfkesini kusarken, salon müsabakalarında seyircinin itirazı” yapma be hocam” la sınırlıdır çoğu zaman.
Çünkü salon sporlarının seyircileri en azından bu sporu yapmış, kurallarını bilen, bu nedenle de oyuncunun da, hakemin de yapabileceği hatayı anlayışla karşılayabilen insanlardan oluşur.
En ağza alınmayacak küfürlerin havada uçuştuğu tribünlerde her geçen gün seyirci sayısının niye azaldığını sanırım anlamışsınızdır.
Kendi takımının üstün gelmesi için her yolu mübah sayan bu insanların sorumsuz, duyarsız ve çoğu zaman duygusal tepkilerinden oluşan davranış biçimine de fanatizm diyorlar günümüzde.
Takımını aşırı sevdiğinden, ölümüne renklerine bağlı olduğundan hareketle fanatikliği bir gurur vesilesi yapan ve bu yönüyle övünenlere söyleyecek bir sözümüz var.
Fanatik sözcüğünün bir diğer anlamı da” inançlarında katı olan, bağnaz”
Şimdi var mı bağnazlığıyla övünecek?
Sporda her geçen gün artan bu fanatizm, bir yönüyle aşırı takım sevgisi, bilinçsiz seyir zevkiyle izah edilebilir ve bir ölçüde hoş görülebilir.
Kimi zaman toplumsal çatışmalara ve telafisi mümkün olmayan kutuplaşmalara neden olsa da çoğu zaman fanatik taraftar; kendine ve en fazla, ailesine, çevresine zarar verir.
Peki ya! Siyasi fanatikler?
Bence en tehlikeli olan grup da sanırım bu siyasi fanatiklerdir.
Futbol fanatikleri en azından gazetelerin spor sayfalarını takip ederler, kendi bakış açısıyla futbolcuları analiz eder, yakın takibe alır, onların tüm özelliklerini, yeteneklerini ve hatta özel yaşamlarını inceler, değerlendirmelerini ona göre yaparlar.
Siyasi fanatikler bunların hiçbirini yapmaz.
Onların fanatikliği “inançlarında katı olma ve bağnazlık” üzerinedir.
Ne içinde yaşadıkları coğrafyayı tüm yönleriyle tanıma, ne birlikte yaşamak zorunda oldukları diğer insanları anlamaya çalışma, ne de gelişen ve değişen dünya koşullarına uygun davranış geliştirme çaba ve niyetleri vardır.
Varsa yoksa, rakibi alt etme, ötekine üstün gelme ve kendi doğrularını mutlak sayıp, kendi dışındakilere kabul ettirme, tahakküm etme gibi bağnaz, tutucu bir davranış biçimi.
Bu anlamsız ve toplumu kutuplaştırıcı tavırlarını yalnızca siyaset alanında sürdürseler haydi bir nebze anlaşılabilir.
Ama siyasette sergiledikleri bu seviyesiz tutumu şimdi de spor alanına sokmaya, o kesimi de zehirlemeye çalışıyorlar.
Dört yıldan fazla bir süre göçebe gibi müsabakalarını yabancı statlarda oynamak zorunda kalan Beşiktaş’ın dünya standartlarında yapılan yeni stadı için yapılan açılış töreninde yaşananları düşününce fanatizmin siyaset eliyle hangi boyutlara geldiğini görürsünüz.
Yalnızca Türkiye’nin değil belki de dünyanın en duyarlı, halkla bütünleşmiş taraftar gruplarından biri olan” Çarşı grubu” nun hak ettikleri bu haklı coşkuyu, gönüllerince yaşamalarına fırsat vermediler.
Açılışta Cumhurbaşkanına teşekkür etti diye Beşiktaş başkanını neredeyse linç etmeye kalkan, belki de yaşamı boyunca bir kez olsun o tribün heyecanını yaşamayan siyasi fanatikler, siyaset kurumunu kirlettikleri yetmemiş gibi şimdi de sporu kirletmeye çalışıyorlar.
Bir kimseye ya da bir şeye aşırı derecede coşku ve tutkuyla bağlı olan futbol fanatiklerinin aşırılıklarını zaman içerisinde törpüleyebilirsiniz. Çünkü onlarda en azından takımı yenildiğinde ağlayan, yeri geldiğinde rakibini alkışlayabilen bir ruh hala var. Ama siyasi fanatiklerde böyle bir ruhu bulamayacağınız gibi onların ne eleştiriye tahammülü, ne rakibe saygısı, ne insan sevgisi vardır.
Spor yöneticilerinin bu tehlikeyi fark edip, siyasileri sahalardan da tribünlerden de uzak tutmalarında yarar vardır diye düşünüyorum.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- SU AKAR, YOLUNU BULUR!
19.08.2021 - İKTİDAR ÇOCUKLARINI KURBAN VERİYOR!
31.03.2021 - ÖĞRETMEN OKULLARININ EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ YER
17.03.2021 - BOĞAZİÇİ’NDE NELER OLUYOR?
3.02.2021 - AK PARTİ KİMLERİ TEMSİL EDİYOR?
23.10.2020 - DEVLET KİN GÜDER Mİ?
30.09.2020 - CHP KURULTAYININ ARDINDAN
28.07.2020 - GENÇLERİ DOĞRU ANLAMAK GEREK
19.05.2020 - İSTİM ARKADAN GELİR Mİ?
15.05.2020 - HER ŞEY BİR VİRÜSLE BAŞLADI……….
19.03.2020
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Hrac Madooglu
Kubayi ornek gostererek kapitalizmin reklamini yapmissiniz ama burda es gectiginiz onemli sebepler var: Kubada neden Komunist devrim oldu? Cunku ABDli buyuk sirketlerin yagmaladigi, kanini emdigi bir ulke idi Kuba, Komunist devrimden once. ABD oraya kukla bir devlet, basina da her istedigini yapan insafsiz bir diktator koyarak, o kucuk ulkeyi somurdu de somurdu. Kubalilarin cok buyuk bir cogunlugu aclik, sefalet icinde yasarken, Kubanin baskenti Havana, Amerikalilarin cokca ziyaret ettigi bir kumarhane sehri idi. Devrim olunca ABD, Kubayi dusman ulke ilan etti. Tarihte "Domuzlar Korfezi Cikarmasi" diye bilinen bir askeri harekatla Kubaya saldirip ele gecirmek istedi. Basaramadi. CIAin belgelerinden de ABDnin, Kastroya 300den fazla suikast girisiminde bulundugunu biliyoruz. Daha da onemlisi ABD, Kubaya ambargo koydu. Bu ambargo 50 seneyi askin bir sure ve hala bugun de devam etmektedir. ABDde Havana purosu satmak bile yasaktir, suctur. Tum dunya ulkelerini de tehdid ederek, Kuba ile ticaret yapilmasini engellemistir. Devrim yapildiginda zaten somurulmus, yagmalanmis, cok yoksul birakilmis bir ulke olan Kubanin yoksullugunun devam etmesinin nedeni Komunist olmasi degil, ABDnin uyguladigi vicdansiz politikadir. Yoksul bir ulke olmasina karsilik olumlu taraflari da vardir. Mesela, ABDde 4-5 milyon insan evsiz-barksiz sokaklarda yatip kalkarken, Kubada herkesin basini sokacak bir evi vardir. ABD kendi vatandaslarina saglik hizmeti vermezken, Kubada devlet halkin tum hastane, doktor, ilac masraflarini karsilamaktadir. ABDde 10 bin dolardan fazla olan dogum ucreti, 100 bin dolardan fazla olan acik kalp ameliyati Kubada bedavadir mesela. Kanser arastirmalari ve tedavisi konusunda da dunyanin en onde gelen ulkelerinden biridir Kuba. Baska karsilastirmalar da yapilabilir. Mesela ABDde senede 14 bin cinayet islenirken, Kubada bu sayi 15-20 kisiyi gecmez. ABDde yuksek egitim cok pahalidir, Kubada egitim masraflarni devlet karsilar. ABD, Kuba ambargosunu kaldirirsa Kubanin ekonomisi 10 sene icinde duzelir...Kapitalizm, temeli tuketim ustune kurulmus bir duzendir. Bugun kapitalizminin en onemli dayanagi kredi sistemidir. Insanlar, kredi kartlarini kullanarak, kendi imkanlarinin cok otesinde tuketmekte ve odeyemiyecekleri borclarin altina girmektedir. Bunun sonu bireylerin de, ulke ekonomilerinin de iflasidir. Nitekim ABDde halkin %85nin bankalara ve finansman sirketlerine buyuk miktarda borclari vardir. Bu borclarin faizleri de cok yuksektir. Devletin de 17 trilyon borcu bulumaktadir, ve bu borcun faizini odeyebilmek icin 10-12 senedir karsiliksiz dolar basmaktadir. Altin rezervleri, tukenmistir. Devlet hazinesi tam takirdir. Ekonomi uzmanlarinin da belirttigi gibi, Kapitalizmin kirilma noktasina gelinmistir. Kapitalizmin en buyuk zararlarindan biri de, bu gezegene vermekte oldugu, onarilmasi mumkun olmayan hasardir. Asiri tuketimin sonuclarindan biri olan ve "Greenhouse Effect" denilen olay, ekolojinin dengesini bozmaya baslamistir. iklim degismekte, dogal felaketler artmakta, bircok bitki ve hayvan turleri basdondurucu bir hizla yok olmaktadir. Kapitalizm iyidir, tuketim neden kotu olsun derken yaklasmakta olan kiyameti gormemezlige gelmek, gelecek nesillere yapilabilecek en buyuk vicdansizliktir.