Ayhan ONGUN
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerdeki ilginç açıklamaları toplumda yine kafaları karıştırdı.
Değişime, diyaloğa ve uzlaşıya açık yaklaşımları ve bu konularda gösterdiği duyarlılık kamuoyunda biraz şaşkınlık yarattı.
Kimileri endişeyle, kimileri ihtiyatla karşılarken, bilimsel kuşku temelinde objektif ve gerçekçi bakış açısıyla değerlendiren önemli bir kesimde bu değişim olumlu karşılandı.
Bir yanıyla baktığımızda; iktidara geldiği günden bu yana Erdoğan’ı kabullenemeyen, tanımak istemeyen ve hatta yok sayan ulusalcı kesimler için bu durum hiç inandırıcı değildi ve” Erdoğan kesin taktik bir manevra yapıyordu.”Onun tek amacı başkanlığa giden yoldaki engelleri ortadan kaldırmaktı ve darbe girişimi de bunun için uygun koşulları yaratmıştı.
Bir diğer kesime göre ise; atılan adımlar ne kadar olumlu da olsa, sonunda bundan AK Parti ve Erdoğan kazançlı çıkacaktı, o yüzden desteklemek doğru olmazdı.her ne pahasına olursa olsun, Erdoğan dan gelecek her hamle tehlikeliydi ve karşı çıkılmalıydı.
Her iki kesimin dayandığı temel arguman, geçmişte de Erdoğan ve AK Parti benzer adımlar atmıştı ama işine gelmediği anda hiç tereddür etmeden vazgeçmişti!.
İki görüşte de öne çıkan konu, iktidarla toplumun belli kesiminde oluşan güven bunalımıydı ve en önemli sorun da bu bunalımın aşılamayacağına ilişkin toptancı önyargılardı.
Eğer devletin en tepesindeki kişi” Türkiye de artık hiçbir şey 15 Temmuz öncesindeki gibi olamaz, hele de ben hiç eskisi gibi davranamam” diyorsa ona inanmak ve normalleşme adına atılan adımları desteklemek zorundayız.
Biliyorum, şu an birçoğunuz geçmişi örnek göstererek böyle bir değişimin mümkün olamayacağını iddia edeceksiniz.
Değişim dediğimiz olgu, bugünden yarına gerçekleşebilecek bir şey olmadığı gibi, kimin ne kadar değişebileceğine karar vermeye hiçbirimizin ne hakkı ne de yetkisi vardır.
Aksi durum, değişimin özüne de sosyolojisine uygun düşmez.
İnsanlar değişmeli ki, toplum değişsin.
Toplum değişsin, önyargılarından kurtulsun ki, barış ve diyalog ortamı oluşsun, kutuplaşma sona ersin.
15 temmuz sonrası iktidar kanadındaki bu değişikliği bir taktik olarak da değerlendirebiliriz. Yaşadığımız küresel dünyada oluşan ekonomik ve siyasal konjöktür AK Parti ve Erdoğan’ı bu değişime zorlamıştır, ülkeyi tek başına yönetemeyeceklerini anlamışlardır şeklinde yorumlamak da mümkün.
Doğrusu ben kendi adıma Erdoğan ve AK Parti de zorunlu bir zihniyet değişimi yaşandığını düşünüyor ve bu gelişmeyi önemsiyorum.
Bu değişime de salt AK Parti karşıtlığı üzerinden bakarak temkinli yaklaşanları da anlamaya çalışıyorum.
Türkiye’nin normalleşmesi, gerçek anlamda demokratik, sosyal bir hukuk devleti olabilmesinin yolunun, birbirimizi anlamaya yönelik bir toplumsal uzlaşı kültürünün yerleşmesinden geçtiğine inanıyorum.
İnanıyor ve umuyorum ki, kim tarafından hangi niyetle olursa olsun; atılan her olumlu adım toplumda gerçek karşılığını bulur ve tez zamanda normal bir ülkede yaşıyor olmanın hazzını ve keyfini süreriz.
Bunun çok kolay olmayacağını da biliyorum kuşkusuz.
Ancak sürekli gerilim, kaos ve terör ortamında, kin ve nefret söylemlerinden kurtulmamız, barış dili kullanmamız ve geleceğe ilişkin umutlarımızı diri ve taze tutmaktan başka da çıkar yol görünmüyor.
Başkalarını ötelemeden, ötekileştirmeden, eşit yurttaşlık temelinde barış içinde bir arada yaşayabilmenin ortam ve koşullarının oluşması her birimizin göstereceği çaba ve fedakarlıkla ancak mümkün olacaktır.
Asıl bu konuda yapılacak çalışma ve çabalar kutsaldır.
Barış ve demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine değer veren herkesin tabularından arınması, ortak akıl etrafında birleşmesi gerçeği yaşamsal önem kazanmıştır.
Bizlere düşen görev de, bu gerçekten hareketle; sevgi odaklı, insan ve emek eksenli bir dünyanın oluşması, özgür bireylerin barış içinde yaşadığı demokratik bir Türkiye özleminin sürdürülmesi, hayata geçirilmesi için halk iradesine saygı göstermek, bunun dışındaki tüm baskıcı, darbeci zihniyetlere karşı hep birlikte mücadele etmek olmalıdır.
15 temmuz darbe girişimi, bunun olabileceğini kanıtlamıştır.
“Dünyada değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. “
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020