Bayram ZİLAN
Kürt meselesi yıllarca hem uluslararası güçlerin Türkiye ve Ortadoğu’da manevra kabiliyetini yükseltmiş, hem de Türkiye’deki vesayetçilere yaşam kaynağı olmuştur.
Öyle ki, Kemalist-Resmi ideolojinin emniyet sübabı kurumlar, bu kurumların içine çöreklenmiş derin yapılar, demokrasi-dışı yöntemlerle iktidara gelmeye alışmış siyasetçiler ve azim ve kararlılıkla mücadele eden vatansever(?)ler, Kürt meselesinin çözülmesi için uğraş veriyor gibi görünerek arka planda bu meselenin bit(iril)memesine hizmet etmiştir.
Çünkü Kürt meselesi, “bölünme paranoyası”nın en geçer akçeydi. Aslında Cumhuriyetin kurucu mühendisleri de bu ülkeyi masa başında “korkular” üzerine inşa etti. Çünkü geçmişle bağı kopartılarak, sıfırdan, bir gecede kurulan devlete tabi olacak bir halk yoktu. Dolaysıyla mevcut halkın varlığının, kültürünün, geçmişinin ve aidiyetinin yok sayılması gerekiyordu. Bir başka deyişle 1 gecede kurulan Cumhuriyet’e sıfırdan bir halk tipolojisi gerekiyordu. Bunun için Cumhuriyetin kurucu mühendis ideologları masa başında cetvel marifetiyle “makbul vatandaş portresi” çizdi. Bu portreye uymayan milyonlarca “farklılığı” hal etmek gerekti. İşte bu projeyi uygulamanın en iyi yolu “şeriat geliyor” “bölünüyoruz” gibi sanal korkular üretmekti.
Nitekim resmi ideoloji, tedavüle sokulan suni korkular üzerinden toplumsallaşmaya çalıştı.
Son 30 yılı çatışmayla geçmiş, 100 yıllık Kürt meselesi, işlevselliği açısından bizzat devlet organları tarafından çözülmemek üzere oluşturulmuş, kurgulanmış ve bugüne kadar sürmesi cebren istenmiş bir meseledir.
Kürt meselesinin Kürtlerle bir ilgisi de yoktur. Kürt meselesi, Kürtleri mesele edenlerin meselesidir.
Mevcut siyasal iktidarı, Cumhuriyet tarihi boyunca süregelen iktidarlardan ayıran en önemli özellik de, “sanal korkular” üzerinden politika geliştirmemesidir. Kürtlerle değil, Kürtleri mesele edenlerle mücadele etme yoluna gitmesidir.
Kabul edelim veya etmeyelim, Ak Parti, mühendis devletin kadim kurgularını, laboratuarda üretilmiş sanal korkuları ve masa başında cetvel marifetiyle çizilmiş “makbul vatandaş portresini” tarihin çöp sepetine atmayı başarabilmiş tek iktidardır.
Ak Parti iktidarı “muhafazakâr demokrat” kimliğiyle doğal olarak “şeriat geliyor korkusu”nu boşa çıkartmış, başlattığı çözüm süreci ve açtığı demokrasi paketleriyle “bölünme paranoyası”nı tarihin çöp sepetine atmıştır.
Türk Solu’nun açmazı da bu noktada karşımıza çıkmaktadır.
Yıllarca Kürtlerin ölümü üzerinden varlığını pekiştirmiş İstanbul sermayesi, Cihangir’in tuzu kuru, lümpen solcuları, Marks’ın “kapital”i dışında hiçbir sosyalist okuma yapmamış üfürükten sosyalistler, konformist, ulusolcu aydınlar, 5 yıldızlı evlerindeki kuş tüylü yataklarından Kürtlere talimat yağdıran köşe yazarları, barış süreci başladığından beri büyük bir boşluk ve bocalama içerisine girmiştir.
Kürtlerin sokaktan çekilmesiyle Türk-Solu, bütün konforunu ve varlığını başkasının acısı ve ölümü üzerinden devam ettirme keyfiyetini kaybetmiştir.
Gezi sürecinden beri “sokak çok güzel, gelsenize” diye Kürtlere davetiye çıkaran Türk-Solu, Kürtlerin barış kararlığını bir türlü aşamamış, bütün tahrik ve kışkırtmalara rağmen Kürtleri sokağa çekememiştir.
Artık, Türk-Solu, oturduğu yerde kılını kıpırdatmadan, Kürtlerin cesareti ve samimiyeti üzerinden “devrim romantizmini” gerçekleştirecek “devrimci Kürt” bulamamaktadır.
İş başa düşmüştür. Nişantaşı’nın elitist solcuları, Bağdat Caddesi’nin sosyalizmi Engels’in bir afili cümlesini evindeki duvara asmak sanan sosyalistleri ve Boğaziçi’nde akademisyenlik yaparken, kendinden başka kimsenin kendisine inanmadığı köhnemiş merkez medya yazarları sokağa çıkmak zorunda kalmıştır.
Ancak aktivizm, değerli pasifizime benzememektedir. Hele Mc Donalds’ta hamburger yerken “antikapitalizmcilik” yapmaya hiç benzememektedir.
1 Mayıs İşçi Bayramı’nda günler öncesinden gazete manşetlerinden yaptıkları çağrılara, boy boy billboard ilanlarına, neredeyse bütün otobüs duraklarına astıkları korsan afişlere rağmen ses getirecek bir kitleyi meydanlara indirememişlerdir.
1 Mayıs, aynı zamanda Türk-Solu için bir sonun başlangıcıdır.
Evet, “yıllarca Kürtlerin sırtına binerek “devrimcilik” oynayan romantik solcular devri”nin sonuna geldik.
“Tarihin sonu” henüz gelmedi ama Fukuyama’ya “Türk-Solu’nun Sonu”nu yazmak için önemli bir fırsat doğdu.
Game Over Türk-Solu
@bayramzilan
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.05.2024
7.05.2024
3.05.2024
29.04.2024
26.04.2024
18.04.2020
25.02.2020
12.02.2020
19.01.2020
15.01.2019