Bayram ZİLAN
Adaletiyle kıyamete kadar insanlığa örnek teşkil edecek Hz. Ömer’e ait olan “Adalet mülkün temelidir” sözünün Arapçası “El-‘adlü esâsü’l-mülk”tür. Bu Arapça söz tam olarak “devletin veya düzenin esası adalettir” anlamına gelir. Türkçeye çevrilirken “esas” sözcüğü kayıtlara “temel” olarak geçmiş.
“Kenar-ı Dicle’de kapsa bir kurt kuzuyu, gelir de adl-i ilahi Ömer’den sorar onu” diyerek adil olmanın ölçüsünü koyan Hz. Ömer’in adalete ne derece önem verdiğini onun yaşamından ve kılı kırk yararak verdiği “adil kararlardan” biliyoruz.
Hz. Ömer’in Dicle kenarında dolaşan kuzunun hakkının korunmamasının vebalini bile omzuna yüklediği bir adalet anlayışından ilham aldıklarını iddia edip bu anlayışı rehber edindiklerini söyleyenlerin günün sonunda adaleti uygularken “adil olmamasını” neyle izah edebiliriz?
28 Şubat postmodern darbe dönemlerini hatırlıyorum!
O dönemde Sincan’da yaşıyordum.
Sincan Belediyesi’nin Lale Meydanı’nda kurduğu ramazan çadırlarına her yıl katılan ve bu çadır kurulumlarına yardım eden birisiydim.
O dönem darbeye disposable (tek kullanımlık) malzeme edilen çadırda da bulundum. Filistin Gecesi’nde de oradaydım. Tiyatro oynayan ve yargılananların tamamı arkadaşımdı.
O yıllarda iki ablam ve iki erkek kardeşim Sincan İmam Hatip Lisesi öğrencisiydi. 28 Şubat’ta yaşatılan zulmü iliklerine kadar hisseden bir aileyiz. İki ablamın Milli Güvenlik derslerinde başörtülerini açmamak için verdikleri mücadele ve direnişi dün gibi hatırlıyorum.
28 Şubatçı zihniyete karşı Müslümanların haklı direnişi ve “adalet arayışı” gerçekten takdire şayandı.
Herkes “adalet” diye haykırıyordu.
Dönemin yasakçı zihniyetine mahkeme salonlarında duvarlara asılı “Adalet mülkün temelidir” yazısı hatırlatılıyordu.
Hepimiz, adalet sisteminin birilerini kayırdığından, başka birilerini de mağdur ettiğinden dem vuruyorduk.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Siirt’te okuduğu bir şiir yüzünden ceza alan Erdoğan’ı yaşadığı mağduriyet nedeniyle aylarca savunduk. Bunun bir zulüm olduğunu, insanların okuduğu bir şiir yüzünden yargılanamayacağı haykırdık. Hiç bir insanın fikir ve düşüncesini beyan ettiği için yargılanamaması gerektiğini savunduk.
Adaletin mağdur ettikleri olarak “herkes için adalet” istedik.
“Herkes için eşitlik” istedik.
O dönemlerdeki “gözü kapalı adalet heykeli” metaforu çıkışlarımızı hiç unutmuyorum.
Adaletin kişileri renklerine, dillerine, düşüncelerine, ideolojilerine göre ayırmaması gerektiğine inanıyorduk.
Adalet dediğimiz şeyin “eşit” olarak uygulanması gerekirdi.
Gözü açık bırakılan bir adaletin vatandaşlarını göreceğine, tanımlayacağına böylelikle de belleğine yüklenen ve tarifi yapılan “makbul vatandaşları” kayıracağını ve dolaysıyla ötekileri de mağdur edeceğine inanıyorduk.
Bu yüzden adaletin “gözü kapalı” olarak yargılaması ve hüküm vermesi gerektiğine vurgu yapıyorduk.
1997 böyleydi.
Dindar camianın “adalet mücadelesi” ile geçti yıllar.
Aradan 23 yıl geçti.
23 yıl sonra çoğunluğunu 28 Şubat mağduru dindarların ve sağ-sol çatışmalarının olduğu 1980 dönemindeki adaletsizliklerin mağduru olan ülkücülerin oluşturduğu kişilerin oylarıyla yeni bir “adaletsizlik” yaşandı bu ülkede.
23 yıl sonra bu ülkede yine aynı cümlelerle “herkes için adalet” diye haykıranlar, “adalette eşitlik” isteyenler var.
Hazindir ki, “herkes için adalet” isteyerek direne direne tırnaklarıyla kazıya kazıya iktidar olanlar, 23 yıl sonra “sadece belirli kişiler için adalet” sağlayacak bir karara el kaldırdı ve ardında “eşit adalet” diye isyan edecek, çığlıklar atacak mağdurlar bıraktı.
Bu kadim topraklar, bu “kahredici kısır döngüyü” hak etmiyor!
Bu mazlum coğrafya, bu acı veren “fasit daireye” mahkûm edilmeyi hak etmiyor!
Hz. Ömer’in o sözü kulaklarımızda yeniden çınlamalı!
Sadece kendimiz gibi olanların, kendimiz gibi düşünenlerin, burnumuzun dibindeki yakınlarımızın değil, uzaklarda bizimle hiç alakası bile olmayan Dicle kenarındaki kuzuların da hakkını gözetmeli ve savunmalıyız.
23 yıl sonra adalet, mülkün sadece temeli olmamalıydı.
23 yıl sonra aynı davadan yargılanan sanıklardan 1.kattakiler beraat, 2.kattakiler 10 yıl, 3.kattakiler müebbet almamalı.
Mülkün sadece temelinde değil, her katında, her odasında, her salonunda adalet olmalı.
Çünkü adalet, mülkün “sadece temeli” değildir.
Adalet mülkün esasıdır!

Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.05.2024
7.05.2024
3.05.2024
29.04.2024
26.04.2024
18.04.2020
25.02.2020
12.02.2020
19.01.2020
15.01.2019