Beril DEDEOĞLU
Son dönemde dünyadaki birçok devletin eski yöntemler ile yeni durumlar arasında sıkışmaktan kaynaklanan kararsızlıklar yaşadığı, dost-düşman tanımlarını esnek ve hatta kaygan bir zeminde tuttukları söylenebilir.
Sadece Suriye konusuna doğrudan müdahil devletlerin birbirleriyle ilişkilerine bakmak bile, dost-düşman ayırımının lineer biçimde yapılamayacağını ortaya koymaya yetiyor. Örneğin Esad rejimi, İran, Rusya ve YPG ile dost; DEAŞ, ÖSO ve diğer muhaliflerle düşman, Türkiye ile çatışmalı, ABD ile mesafeli. Ancak Rejimin müttefiki olan İran, Rejimin karşı olduğu Türkiye ile Rejimin olmadığı bir masada Suriye’nin geleceğini ele alıyorlar. Esad’ın mesafeli durduğu ABD’nin en yakın müttefiki YPG, YPG de Türkiye hariç her devletle ittifak kuruyor. YPG, DEAŞ’la mücadele ediyor, Türkiye de DEAŞ’la mücadele ediyor; ama aynı anda Türkiye YPG ile de mücadele ediyor. Benzer biçimde İran DEAŞ’la mücadele ediyor, ABD de DEAŞ’la mücadele ediyor; ama aynı anda ABD İran ile de mücadele ediyor.
Kim kiminle dost
Bu ve benzeri örnekler uluslararası ilişkilere dair stratejilerin öncelikle dost ya da müttefik olana dikkat edilerek hazırlanması gereğine işaret ediyor. İlişkilerin lineer olmama halinin kriz bölgelerinde ve özellikle de “dostlar”la daha fazla açığa çıktığı söylenebilir. Dolayısıyla bugün için Suriye’de kim kiminle birlikte, kim kiminle çatışıyor sorularına verilen yanıtların, gelecekteki ilişkilerin ana hatları açısından fazla anlamı olmayabilir.
Değişken dost-düşman ilişkilerini karmaşıklaştırmak, devletlerin koşullardan en fazla yararı sağlama faaliyetleri anlamına gelir. Kazanılanı elde tutma, eldekini başkalarına kaptırmama, başkalarının kazandığını ele geçirme, oyunun zeminini oluşturuyor. Kullanılan yöntemler ise muhtelif. Örneğin bir devlet başka bir devleti bazı kurumları aracılığı ile yerip, bazı kurumları aracılığı ile övebilir. Mesela İran resmi basın yayın organı Türkiye’yi kimyasal silah kullanmakla itham ederken, dışişleri bakanı Türkiye ile olumlu ilişkileri ifşa edebiliyor. Bu, İran’ın sadece Türkiye’ye değil, hatta belki Türkiye’ye bile değil, esas olarak başka ülkelere bir şeyler söylemeye çalıştığı, “onunla dost isen benimle olan dostluğunu sorgularım” dediği anlamına geliyor.
Kimse kimseyle dost değil
“Eldeki bende kalsın, göreli üstünlüğüm sürsün” anlayışının pek de başarılı olmayan uygulamaları da bulunuyor. Bu konudaki örnek için, Türkiye’nin Fransa ve Almanya ile ilişkilerine bakılabilir. Son bir yıl içinde önce, Türkiye ile Almanya arasında krizler yaşandı; o sırada Fransa ile önemli ve olumlu işbirliği adımları atıldı. Sonra, bugünlerde, Almanya ile ilişkileri normalleştirme yolunda girişimler başlarken Fransa arka arkaya Türkiye’yi kızdıracak açıklamalar yaptı.
Muhtemelen AB çerçevesinden bakarak “iyi polis-kötü polis” oynadıklarını düşünüyor olabilirler. Ancak bir devletle iyi olunca, diğeri ile kötü olmak gerekmiyor; bu oyun oldukça demode. Belki sonuçları açısından Türkiye’nin AB çerçevesindeki dezavantajlı durumunda bir değişiklik olmayabilir, ama Almanya ve Fransa’dan birinin diğerine oranla çok daha büyük avantaj sağlayacağının garantisi olamaz.
Kara Avrupası ülkeleri, biriyle iyi olunca, öbürüyle kötü olmak gerekmediğini Birleşik Krallık’tan yeterince öğrenememiş olabilirler. ABD bıraksa, bugün İran’ın bile gayet başarılı biçimde uygulayabileceği yöntemleri Fransa, Almanya ya da Hollanda’nın uygulayamadığını görmek üzücü.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.02.2019
15.02.2019
13.02.2019
25.01.2019
16.01.2019
11.01.2019
9.02.2019
4.02.2019
2.02.2019
28.12.2018