Celal BAŞLANGIÇ
Hayatını tiyatroya vermişti sevgili dostum Mustafa Yalçın.
İzmir Devlet Tiyatrosu sanatçısıydı, ama yaşamı boyunca bu ülkenin bütün coğrafyasına taşımıştı en büyük aşkı tiyatroyu.
Fırsat buldukça buluşurduk akşamları.
Soframız; tiyatroyla, sanatla, şiirle, siyasetle dolu büyük bir şölene dönüşürdü.
12 Eylül'ün en karanlık günlerinde bile hiç yitirmemişti umudunu.
"Oğlum" derdi, "Merak etme, biz yaşama ustasıyız, bunları da alt ederiz."
Bu ülkenin, 12 Eylül'den beter bir tünelin karanlığına girdiğini göremeden okyanusların sonsuzluğuna uğurladık O'nu.
Ama eminim, bu koyu karanlıkta bile, yılların deneyiminden damıtılmış bir bilgelikle okuduğu iki şiirin arasına sıkıştırırdı geleceğe ilişkin umudunu:
"Biz yaşama ustasıyız, bunları da alt ederiz..."
Yaşadığımız süreçte, tam da Mustafa Yalçın'ın hep altını çizdiği "yaşama ustası olma" sınavından geçiyoruz.
İnsan hakları savunucuları, akademisyenler, hukukçular, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, sendikacılar, sosyalistler, solcular, demokratlar, iktidara yamanmamış liberaller; hırsızlığa, yolsuzluğa, adaletsizliğe karşı çıkan dindarlar da, muhafazakar demokratlar da, bütün muhalifler de aynı karanlık tünelden, aynı yüzleşme sınavından geçiyor.
"Umut Nöbeti", "Haber Nöbeti" başladığından beri ısrarla altını çiziyorum ki, Türkiyeli gazeteciler 21. yüzyılın ilk büyük direnişini yapıyor; basın özgürlüğü için, halkın haber alma, bilgi edinme hakkı için...
Çünkü gazetecilerin en yakın geçmişteki ortak mücadelesi en son 1990'lı yılların ikinci yarısında Metin Göktepe davası ve sonrasında gerçekleşmişti.
Yıllardır AKP iktidarının medyayı ele geçirme, iktidara uşak olmayan gazetecileri işsiz bırakma, gözaltına almı, tutuklama, hapis cezası verme gibi adım adım tırmanan anti demokratik tavrına karşı büyük bir sessizlik vardı.
Zaten birkaçı dışında gerçekleri yazan gazete kalmamıştı. Olanlar da çeşitli yöntemlerle yok ediliyordu.
Yandaş olmayan televizyonlar iktidarın verdiği güçle ele geçiriliyor, bu yöntem sökmezse de medya mülkiyetiyle oynayarak iktidarın uydusu haline getiriliyordu atanan kayyumlar yoluyla.
Birer birer kapatılıyordu gerçekleri yazan internet siteleri.
Tüm bu olumsuzluklara karşın gazeteciler "yaşama ustası" olmaya başlamışlardı halkın haber alma hakkını savunmak için.
Çağın getirdiği çeşitli iletişim olanaklarından da yararlanarak, çeşitli medya mecraları kullanılarak herkes basın özgürlüğünü, söz söyleme hakkını, gerçekleri halka ulaştırma uğraşını hayata geçirmek için büyük bir çaba harcıyordu.
İşte böyle bir sürecin ortasında, bu ülkenin üzerine çöken karanlığı aydınlığa dönüştürmek için bir zerre de olsa katkı sunmak için harekete geçmişti Said Sefa'nın Genel Yayın Yönetmenliği'nde Haberdar.
Farklı görüşlerden, siyasetin, hayatın farklı alanlarından gelen bir yazar yelpazesi oluşturmuştu. Ama hepsinin tek bir ortak paydası vardı; demokrasiye inanmak.
Bir yandan demokratik bir Türkiye, özgür bir gelecek konusunda farklı önermeleri olan yazarlar yazmaya, Ahmet Memiş "komutası"ndaki ekip de haber üretmeye başlamıştı.
Benzerleri arasından çok kısa bir sürede sıyrılıp bağımsız yoruma, iktidarın sansürüne karşın doğru habere gereksinim duyanların vazgeçilmez birkaç adresinin başında gelmeye başladı Haberdar.
Bugün de bu alandaki çabasını eksiksiz sürdürme uğraşında.
Haberdar'da yazı yazmam konusundaki önerisini konuşurken, "Benim yazılarım biraz serttir, acaba koyabilir misin?" diye sormuştum şaka yollu Said Sefa'ya.
Çok ciddi yanıtlamıştı:
"İstersen sitenin şifresini vereyim, kendin direkt gir yazını."
Bu yanıt beni içtenliğine inandırmıştı. Bugüne dek de bir kez olsun yanılmadım bu inancımda. Tek bir yazımın, tek bir satırına, tek bir cümlesine "Böyle yazmışsın ama..." gibisinden en küçük bir itiraza tanık olmadım.
Baskının giderek yoğunlaştığı; gazetecilerin, yazarların, yayın yönetmenlerinin gözaltı, tutuklama, hapis cezası tehdidinin arttığı bir süreçte Said Sefa'nın bu tavrından ödün verdiğine hiç tanık olmadım.
Belki aynı mahalleden, aynı siyasal geçmişten gelmiyorduk ama ülkenin gidişatına ilişkin aynı kaygıları duyuyorduk, aynı barış, demokrasi, özgürlük ve adaletin peşindeydik. Gerisi teferruattı.
AKP'nin ağır saldırısı altındaydı Said Sefa ve onun yönettiği Haberdar. Sadece AKP'nin olsa iyi. Kendini "solcu" sanan "ulusolcular" da, kendilerine "sosyalist" diyen "nasyonal sosyalistler" de bu yolda AKP'nin kokuşmuş ekmeğine yağ sürüyor, zalim değirmenine su taşıyorlardı.
Üzüldüğüne, canının sıkıldığına çok tanık oldum ama en ufak bir yılgınlık, çıktığı zorlu yolculuktan cayma gibi en ufak bir pişmanlık çizgisi görmedim yüzünde, tavırlarında.
Cemaat çizgisinde yayın yapan Bugün ve Kanaltürk televizyonları ile gazeteleri "kayyum zoru"yla gasp edilirken de omuz omuza basın özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını savunuyorduk Said Sefa ile.
Silivri Cezaevi önünde de birlikte duruyorduk "Umut Nöbeti"ne; hem Can Dündar ve Erdem Gül için, hem Mehmet Baransu ve Hidayet Karaca için, hem de içerideki Kürt gazeteciler için...
Diyarbakır'da "Haber Nöbeti"ni de birlikte tutuyorduk yanmış yıkılmış Sur'da.
Özgür Gündem Gazetesi'nin boğulmasına karşı birlikte girmiştik "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği" sırasına...
İçinden geçtiğimiz bu karanlık dönemde, basın özgürlüğünü; halka doğru haber ulaştırma, gerçekleri tüm çıplaklığıyla yorumlayan, analiz eden yazılarla halkın bilgi edinme hakkı için yayın yapan Said Sefa yönetimindeki Haberdar'dan okurlara ulaştığım için çok mutlu oldum.
Ancak bazen yeni süreçler, yeni arayışlar, aynı yolda ama farklı mecralarda hayatı sürdürme, mücadeleyi farklı alanlara taşıma ihtiyacını getirir önünüze koyar.
Bu nedenle Haberdar'daki yazarlığımı "şimdilik" sonlandırma, başka alanlarda, başka mecralarda ama aynı doğrultudaki mücadelede yeniden buluşmak üzere "bana müsaade" deme noktasındayım.
Elbette bunu bir ayrılık olarak görmüyorum. Haberdar'la da, Said Sefa'yla da, onun "gerçekler, ama sadece gerçekler" için "haber canavarı" olan ekibiyle aynı doğrultuda daha çok birlikte yürüyeceğiz.
Çünkü inançlarımız, ilkelerimiz, özlemlerimiz doğrultusunda daha çok yapacağımız işler, yazacağımız çok haberler, röportajlar, yazılar bizi bekliyor.
Gözümüzü almasın bu karanlık.
Paranın padişahlığı da, iktidarın acımasızlığı da, diktatörün zulmü de bu dünyada hükümdar olmaz. Bunu da aşarız. Aynen yoldaşım Mustafa Yalçın'ın, 12 Eylül'ün en karanlık günlerinde söylediği gibi:
"Biz yaşama ustasıyız, bunları da alt ederiz..."
Çıktığımız uzun ve zorlu yolculukta hep bir arada olacağız; bu ülkeye barış, özgürlük ve adalet gelene kadar!...
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021