Cengiz AKTAR
Malum önümüzde 2013 sonundan itibaren üç seçim var. Başbakan’ın seçimlerle ilgili stratejisi belli. Milliyetçi seçmeni (artık kimse bu) sıvazlayarak üç seçimi kazanmak ve memleketin istikbalini en aşağı bir on yıl daha belirlemek. Strateji uygulamada. Takvim açısından bu, en aşağı 2015’teki milletvekili seçimlerine kadar millîci mizacın hoşuna gitmeyecek ciddî reform yapılmayacak demek. Ya da 2002-2004 arasında gerçekleştirilenler ayarında reform yapılmayacak demek. AK Parti’nin reform iştahının nasıl kapalı olduğunu ve esas, reform yapmak için iki kez yeterince güçle iktidara gelmesine rağmen derinlemesine bir reform hamlesine teveccüh etmediğini hesaba katarsak bugün bulunduğumuz yerden pek ötesini beklememek lâzım. Reform olsa olsa, o da eğer çatışma ve anlaşmazlıklar kontrol dışına çıkar ve bölgenin istikrarına halel getirecek aşamaya gelirse, dışarıdan telkin edilir veya dayatılır. Bundan da hayırlı ve kalıcı çözüm ve dönüşümler pek çıkmaz.
Uygulamada bu somut olarak şu demek: 1982 Anayasası ikame edilmeyecek, 1980 darbesinin ruhuyla şekillenmiş hukukî ve idarî altyapı değişmeyecek, askerin sivil kontrol altına alınması tamamen akamete uğrayacak ve memleketin kadim iç ve dış çatışmaları ve sorunları çözüme doğru ilerlemeyecek. Reform yapılamadığı ve dönüşüm gerçekleşemediği ölçüde, şimdiden yetersiz hukukî ve idarî altyapı iyice yetersiz hâle gelecek. Diğer taraftan büyütmeye ve kalkındırmaya azmetmiş iktidarın yaratacağı enerji oburluğu, çevre talanı ve barınma hakkı ihlali gibi yeni sorunlar memleketi iyice yönetilemez bir mecraya sokacak.
Bu tablonun AK Partili ve AK Partisiz sanırım herkes farkında. Mesele içinde bulunduğumuz durumla yetinmek veya yetinmeyip itiraz etmek.
Epeydir hükümetin bugüne kadar yaptıklarının düne nazaran ve komşularımıza kıyasla fevkalâde olduğunu dayatan bir promosyon çalışmasıyla karşı karşıyayız. Promosyonun yerel sloganı “eskiden enseden vurulur faili meçhule kurban giderdiniz, artık sadece hapsediliyorsunuz, çıkarsanız bir toki bir de doblo alır yaşarsınız, şükredin”. Promosyonun bölgesel hatta küresel sloganı ise “model Türkiye”. Yeni Türk standartları! Yetmez ama evetçilerin 21. yüzyıla yetmez dedikleri standartlar. Yetmeyeceği açık olsa da ısrarla satılan metalar.
UEFA ile cebelleşirken Devlet Bahçeli “UEFA’nın baskı ve belirleyiciliği altında...” diye başlayan bir beyanda bulunmuştu. Türk standartlarının ilham kaynağı MHP halkın ruh hâlini iyi okumuştu. Nitekim birkaç istisna dışında genel kanaat top sahasında ve herhangi başka bir konuda kırılan kolların bayrak içinde kalması değil mi?
Futbolda savunulan “millî duruş” bana daima Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yoluyla hukuk ve adalet sistemimizin geçirdiği dönüşümü hatırlatır. Türkiye 1989’da kişisel başvuru hakkını kabul etti, AİHM’in yargı yetkisini tanıdı ve böylece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemine dâhil oldu. Özal’ın yasaya imzayı atarken güdük hukuk sistemimizin ancak böyle bir sistemin getireceği kıstaslarla dönüşebileceğini ifade ettiği söylenir. Nitekim tam da öyle oldu, hukuk sistemimiz bu sayede büyük dönüşüm geçirdi. Şimdiyse, dava sayısında yani hak ihlallerinde yaşanan gözle görülür artış nedeniyle sistemi Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yoluyla by-pass etme ve yerel standartlara uyarlama sözkonusu. Bu gidişle günün birinde biriken dosya ve artan tazminat sonucunda tamamen yerel hukuk standardına dönebiliriz.
Daha yakın zamanda ve daha kapsamlı boyutta Avrupa Birliği standartları ile tanışmıştık. Önce gümrük birliği sayesinde sanayi altyapısı dönüştü. Üyelik süreciyle memleketin bütün köhne ve güdük standartları elden geçirilmeye başlandı. Bu dış dinamiğin olumlu dönüştürücü gücü millîci ve ulusalcılarca “gayrımillî” olarak yaftalansa da memleketin dönüşümüne yaptıkları katkı açık.
2005’ten bu yana dış dinamiğe ya da dışarıdan tutulan aynalara artık ihtiyacı olmayacak kadar kendimize yeter olduğumuz farz ediliyor. Ama sonuç ortada.
Her ne kadar dinamik içe dönse ve millileştirilmeye çalışılsa da dış standartlar geçerliliklerini koruyacak. Kopenhag Kriterleri’ne Ankara Kriterleri demekle, AİHM’e kişisel başvuru hakkını Anayasa Mahkemesi’ne şikâyet yoluyla sulandırmakla, UEFA’ya celallenmekle yol almak kolay değil. Olsaydı sonuçlarını bu vakte kadar hissederdik. Zira Türkiye’de 2004’ten bu yana dişe dokunur reform yapılmıyor. Aksine 2000-2004 dönemi reformlarından yani cepten yiyoruz.
Özgüvende aşırıya kaçtıkça, yerellikte ısrar ettikçe normalleşme ve dünyalılaşmada zaman kaybediyor, toplumsal barışa ve kalıcı istikrara bir türlü vasıl olamıyoruz. Kabul görmüş, denenmiş standartları reddettikçe veya kendimize benzettikçe yapılan işler sırıtıyor. En mükemmel örnek sapır sapır dökülen futbolumuz değil mi? Türk standartlarının bedeli var!
Korsan nümayiş
Yazı gazeteye gittiğinde ulusal kaldırım yürüyüşlerinin akıbeti belli değildi. Yürüyüş yasaklamanın garabetine mi CHP’nin bir nevi şekavet olan korsanlıkla tanışmasına mı gülsek? 29 Ekim’in safları öğreticiydi: ulusal cephede CHP, DSP, İP; karşılarında millî cephede AKP ve hükümetin gayrıresmî ortağı MHP!
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020