Cengiz AKTAR
Gezi Parkı’nın o muhteşem keşmekeşi, o rengârenk yaratıcılığı, o zekâ dolu mizahı, o yumuşak anarşisi arasında en hoşuma giden mekân kütüphaneydi. İlk gün parkın çimlerinin üstünde kitabını okuyan, polislere kitap okuyan ya da dikilmiş polislerin karşısında yerde kitap okuyan gençlerin kareleri belleğime nakşedildi. Polis ve kitap: Kol gücüyle beyin gücünün münazarası... Zor hatta imkânsız!
Sonra geldi kütüphane, kütüphaneye karton karton kitap armağan edenler, kitap kuyrukları... İlk saldırı 11 haziran gecesi geldi, epeyi tahribat oldu ama hızla onarıldı. Ölümcül saldırı cumartesi, 15 haziranda geldi. Mıntıka artık adı konmamış bir sıkıyönetim altında olduğundan kütüphanenin akıbetini bilmek pazartesi itibariyle mümkün değildi. Ama tahmin etmek zor değil, temizlik işçileri kitaplara farklı muamele yapmamıştır ve kitapları da kütüphaneyi de temizlemiştir zahir.
Partisinin cumartesi günkü Ankara gövde gösterisinde “temizlik” emrini verdiydi büyük usta. Yerel memura da uygulamak düştüydü. Temiz, jilet gibi, pırıl pırıl, elbet steril, boş ve “gözaltında” bir park yapmak. Belediyenin şu ortamda bundan daha ulvî bir işlevi olabilir mi? Temizlik sonrasında 152.000 çiçek dikmişler, hani şu dünyanın parasına satın alınıp dikilen bir seferlik dandik çiçeklerden.
“Gezi Parkı Kütüphanesi”nin akıbeti akla Ray Bradbury’nin şaheserlerinden Fahrenheit 451’i hatırlatıyor ister istemez. Kitap 1951 tarihli, Nazi Almanyasından yeni kurtulmuş Avrupa’da Sovyet totalitarizminin zirve yaptığı yılların eseri. Bradbury’nin tasvir ettiği totaliter dünyada itfaiyenin işi kitap yakmaktır. Kâğıt 451 Fahrenheit derecede tutuşur. O dünyada bilgi sadece televizyondan özel hazırlanmış programlarla verilir, kitap bulundurmak yasaktır. Bizim penguenler gibi...
Dezenfeksiyon
AKP’nin memleket sathında iştahla soyunduğu yenileme çalışmalarının temelinde tabii ki gözü dönmüş bir rant arayışı var. Ancak bunun ardındaki temizlik ve yenilik saplantılarını gözden kaçırmamak lâzım.
Dumansız hava sahasından alkolden arındırılmış vücutlara, Başbakan’ın “şahsî” mülkü olan İstanbul’daki “mezbelelikler” Ayazma, Fener/Balat, Süleymaniye, Sulukule, Tarlabaşı’ndaki“kentsel dönüşüm” mesailerindeki “yeni” ve “temiz” fetişizminden bugünkü Gezi temizliğine kadar hayatımız artık iktidarın marazî ruh hâliyle şekilleniyor.
Temizlik çalışmalarında maksat, ahlâk ve tarif dışı, farklı düşünen, farklı görünen, derme çatma olanın kazınması, sürülmesi ve imha edilmesidir. Temizledikten sonra da yenileme!
Toplumun başhekiminin lûgatçesindeki çapulcu ve marjinallerin deratizasyonu, bulundukları alanın da dezenfeksiyonu. Mezbeleliklerin ise, telaffuzu imkânsız İngilizce adlar taşıyan Türk-kitch yapılarla ikame edilmesi. Diğer adıyla Ottoman Disneyland!
İktidarın ve genelde siyasî İslâm’ın “yeni takıntısı” yeni değil. İstanbul’da Bizans denince tüylerin nasıl diken diken olduğunu biliriz ancak eski alerjisi Bizans’la sınırlı değil. İktidarın gaspı addedilen Cumhuriyet dönemi kalıntılarının da önce temizlenmesi sonra ihyası sözkonusu. Tıpkı Gezi’deki gibi.
“Temiz görüntü” de bir başka takıntı biçimi. Örneğin belediyenin bir türlü anlayamadığı bir husus var. Şehre gelen turist buraların kendi kentinden farklı olan kısımlarıyla ilgileniyor, yoksa dünyanın her yerinde bulunabilecek cam konteynırdaki çiçekçiyle değil. Bu temiz/yeni görüntü takıntısı bir-iki nesil öncesinde kırsalda yaşayan AKP’li belediyecilerin modernlik anlayışı.
Sonuçta şehrin kendine has dokusu, Dubai misali beton/ asfalt/ cam putperestliği, diğer yanda temizlik ve yenilik takıntısına giderek artan dozda kurban ediliyor. Bu topyekûn tektipleştirmenin ardında yatan felsefe ta Rönesans’tan gelen 19. yüzyılda kemale eren yeni insan ve temiz toplum yaratma sevdasındaki pozitivist toplum mühendisliğidir. Başbakan, o daracık ufkuyla dinî ve buralara has bir felsefeden esinlendiğini zannetse de...
1915’ten itibaren yerli ve yabancı gayrımüslimlerinden “arındırılarak” türkleştirilen/ müslümanlaştırılan İstanbul’un bütün saldırılara rağmen biteviye ürettiği kozmopolit yapı iktidarda alerji yaratmaya devam edecek. Gezi’nin mini ölçekte gerçekleştirdiği mekân siyaseti de o alerjiye karşı şekillenmeye devam edecek. Yeşil cin de şişeden çıktı!
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Nedir bu Birleşik Arap Emirlikleri?
24.01.2026 - Savaş notları
1.03.2022 - AB’nin fantezi, distopya, sinizm ağırlıklı Türkiye hibe programları
4.01.2022 - İsrail’in bitmez gazası
18.05.2021 - AB umudu yok edildi, hâlâ ‘umutsuz olma’ deniyor
10.05.2021 - Çöküşün kökü Soykırım’da olmasın?
24.04.2021 - Cephelerde sıkışma had safhada
24.03.2021 - Yurtta savaş cihanda savaş
23.02.2021 - Afrin’in işgâlinin üçüncü yıldönümü
20.01.2021 - HDP’nin sonu anamuhalefetin sonu olur
12.01.2021
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































nuhungemisi
Haklısınız... Yükümüz yumurta küfesi ve süt! Hızlı gitsen yumurta kırılacak, yavaş gitsen süt bozulacak: http://www.izmirizmir.net/izmirizmirnet-akil-insanlari-goreve-cagiriyoruz-y3184.html
nuhungemisi
Haklısınız... Yükümüz yumurta küfesi ve süt! Hızlı gitsen yumurta kırılacak, yavaş gitsen süt bozulacak: http://www.izmirizmir.net/izmirizmirnet-akil-insanlari-goreve-cagiriyoruz-y3184.html