Cengiz AKTAR
On yılda AB de Türkiye de elbet değişti. AB 2004’ün mayıs ayında gerçekleşen tarihî genişlemeyle birlikte önce 25 sonra 28 üyeli, kıtanın büyük kısmını kapsayan devasa bir yapıya dönüştü. Bu genişlemenin beraberinde getirdiği varsıl ile yoksul ülkelerin bütünleşme sorunları, 2008’de patlayan ekonomik krize eklemlenince vatandaşların gözünde her daim kullanışlı bir günah keçisi olan AB, kuşku odağı hâline geldi. Bunun sonucunda, genişleme politikası fiilen sürse de Soğuk Savaş sonrasındaki itibarını yitirdi, zihinlerde rafa kalktı.
Türkiye’de ise 2004 sonbaharında daha önceleri görülmemiş bir heyecan ve özgüven hâkimdi, zira o yılın aralık ayında müzakerelere başlanacağı kesinleşmişti. Nitekim yılsonu zirvesinden, geçen yıl üye olan Hırvatistan ile Türkiye’nin fiilen müzakerelere başlaması kararı çıktı. Hükümet bu andan itibaren AB işinin peşini bıraktı. AB çıpasının verdiği garantiyle başka ufuklara yelken açtı. Bu esnada Sarkozi yönetimindeki Fransa başta olmak üzere Türkiye’nin tam üyeliği olasılığına sıcak bakmayan Batı Avrupalı ülkelerden radikal bir muhalefet başladı. Her daim farklı ve “hoşlanılmayan” bir aday olan Türkiye bu muhalefeti pek dikkate almadı, bildiğini okumaya devam etti ve AB işini kerhen yapmayı sürdürdü. 2006 sonunda, onyıllardır süren Kıbrıs sorunu müzakerelere ilk ciddî darbeyi vurdu. Kıbrıs Cumhuriyeti gümrük birliği kapsamına alınmadığı için sekiz fasıl askıya alındı, açılan fasılların kapanmaması kararı alındı. 2006 kararı 2009’da teyit edildiği gibi, Kıbrıs kendi başına altı faslı daha veto edeceğini açıkladı. Bu arada Sarkozi beş faslın açılmasına kategorik olarak karşı olduğunu açıkladı. Hükümet, böylece akamete uğrayan müzakerelerin canlanması için ciddî bir çaba sarf etmedi. Retorikle idare etti, tavan yapmış olan özgüveniyle AB işini iyice savsakladı, hatta AB ile alay eder hâle geldi, bunu topluma da aşıladı. Aynı esnada Terörle Mücadele Kanunu’nun yeni sürümüyle Kopenhag Siyasî Kriteri’ne, arkası gelecek ilk darbeyi vurdu.
Bugün Avrupalı Türkiye karşıtları ile hükümetin gönülsüzlüğü aynı noktada buluşmuştur.Türkiye’nin AB perspektifi artık laftan ibaret bir ilişkidir. Eskiden asker darbe yapar, radyodan yaptığı ilk açıklamada “NATO’ya, CENTO’ya bağlıyız” derdi. NATO da Soğuk Savaş’ın hatırına ses çıkarmazdı. AB işi de biraz buna benziyor. Batı ve AB, Türkiye daha vahim maceralara girişmesin diye, ilişkiyi hasada bırakmayı yeğliyor.
Bu olumsuz tablonun karşısında yakın zamanda Alman Marşal Fonu’nun yıllık transatlantik eğilimler araştırmasında, AKP politikalarından bunalmış halkın AB ilgisi canlanmışa benziyor. AKP’nin sunduğu adaletsiz toplum ile insan, doğa, medeniyet düşmanı ve sadece tüketen kalkınmanın alternatifi yine ve hâlâ AB üyeliği. Otoriterlikten totaliterliğe evrilen siyasetin, mezhepçi ve savaşçı dış politikanın alternatifi yine ve hâlâ AB üyeliği.
Ancak AB ilişkisinin canlanabilmesi için hükümetin laftan icraata geçmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı ve hükümet AB’yi stratejik hedef olarak belirleseler de, müzakereleri kararlılıkla sürdüreceğini belirtseler de bu yeterli değil. Hükümetin AB konusunda ciddiye alınabilmesi için ilkin kesin bir katılım tarihi telaffuz etmesi ve bunu AB ile pazarlık etmesi, ikincisi müzakerelerin önündeki engellerin kalkması için Kıbrıs’ta yapıcı tavır alması ve Kopenhag Siyasî Kriteri’ni yeniden yerine getirmek için siyasî ve hukukî reform yapması gerekiyor. Bundan aşağısı ülkenin AB istikbalini kurtarmaz.
Bu hükümetin böyle bir ufku ve programı olmadığı için müzakerelerin başlama kararından on yıl sonrasının hazin tablosunu tarihe not düşmekle yetineceğiz bugünlük. Türkiye’de devran illâki bir gün dönecek. AKP’nin geride bırakmış olacağı enkazın en iri parçası AB ilişkisi olacak.
Twitter@AktarCengiz
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020