Cengiz AKTAR
Albert Hirschman’ın 1970 tarihli Exit, Voice, and Loyalty: Responses to Decline in Firms, Organizations, and States (Terk, itiraz ve sadakat: şirketler, örgütler ve devletlerin gerilemesine tepkiler) kitabı Türkiyelilerin önündeki seçenekleri mükemmel ortaya koyar. Üstelik sade 1 Kasım sonrasında değil, bu 200 yıldır böyle!
Sadakat ya da biat mâlum, çoğunluğun hâli. AKP’nin dağıttığı ihaleden, sadakadan, tüketim olanaklarından veya itibardan gayet memnun, özgüvenli bir kitle var. Onların terk etmek veya itiraz etmek gibi bir dertleri yok. Hayatlarını yaşıyorlar.
Terk ilk önce Kürtlerin toprakla ayrılması demek ve bu muazzam bir şiddete gebe. Daha sınırlı boyutta, doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı ülkeyi terk etme travmasını göze almış bireylerin gitmesi demek. 200 yıldır göçülen ve bu yüzden sürekli kaybeden toprakların yeni göçlere maruz kalması. 1 Kasım sonrası gitmek/ kalmak ikilemi ile özetleyebileceğimiz bu ruh hâli kısır bir tartışmayla cereyan ediyor. Esasen tartışma bile yok, giden gitti veya gidiyor, konuşmuyor artık.
Gelelim itiraz ve mücadeleye. İtiraz siyasetin galebe çalması, ufukta cılız da olsa ışık demek. Türkiye’nin modernlik serüveni yeniden ve gerçekten şimdi başlayacak demek. Tektip dayatmaların karşısında çalışanın, kadının, çocuğun, doğanın, hayvanın, farklı cinsel eğilimlinin, etnik ve dinî farkların hakkını arayan kavgalar şimdi başlayacak demek. Cinin şişeden çıktığı, insanların AKP’nin biçtiği Sünnî marka deli gömleğini giymeyeceği bir Türkiye ve küresel vicdandan kimsenin azade olmadığı bir dünya o kavgaların sigortaları. İktidarın karşısında, geçmiş dönemlerden farklı olarak meşruiyet kazanmış, itiraz etmesini öğrenmiş ve sesi gittikçe gür çıkan bir toplum var.
Ancak kalmaya niyetli olanların “hiçbir yere gitmiyoruz”, “burası bizim” yollu hamasî lakırdılardan sonra hangi yolları izleyecekleri meçhûl. “Kalan sağlar bizimdir” dedikten sonra mücadelenin, itirazın nasıl cereyan edeceği konusunda kafalar karışık. İlk refleks, mücadelenin muhalefette lider değişikliğiyleolması gerektiği. Tepedekine mutlak bir beceri atfeden bu mücadele biçimi sorumluluk almayan ve lider değiştirince herşey hallolacak sanan bir acizlik. Ne var ki önümüzde uzayıp giden ve ucu görünmeyen dönem, güçlü, karizmatik liderliklerle dahî baş edilebilecek bir dönem olmayacak. Zira siyaset alanı 1946 sonrasında görülmediği kadar daralmış ve kararmış durumda. İntikam şehvetiyle alan daraltan ve gözünü karartmış bir iktidar var artık. Her çeşit muhalif, doğa, kent ve toplum üzerindeki baskı artarak çoğalacak. Görünen o ki gazeteler kapanacak, üniversitelere el konacak, Gezi Parkı’na kışladan bozma avm yapılacak, Kanal İstanbul da… “Tüket ve kes sesini” memleketin yeni sloganı olacak.
Dolayısıyla siyaset yapmanın ya da sadece konuşmaya devam edebilmenin sivil ve yeni yollaraihtiyacı var. Parlamento dışı siyaset alanında AKP’nin epeyidir süren zulmüne karşı çıkan, karşı çıkmakla kalmayıp alternatif çözümler üreten kadın, işçi, çevre, medya ağırlıklı itirazlar çok değerli. Pasif ya da pasifik yani şiddetsiz direnişlerle ilerleyen bu itiraz ve muhalefet biçiminin gücünü küçümsememek lâzım. Eksik olan, itirazlar arası dayanışma ve eşgüdüm, bu sağlanmadan sonuç almak çok zorgözüküyor.
Yerellik ve bölgecilik bir bakıma Kürt Siyasî Hareketi’nin Türkiye’ye öğrettiği bir mücadele biçimi olarak siyasette yerini almış durumda. Bu da çok değerli ve itirazların yeni dönemdeki temel zemini olmaya aday.
Yurtdışından muhalefet II. Abdülhamid döneminden bu yana olduğu gibi, bir başka mecra. Her ne kadar mekânsal sorunu olsa da iletişim imkânları bu mecrayı da anlamlı kılıyor. Kürt Siyasî Hareketi’nin onyıllardır nasıl Avrupa’dan yayın yaptığını hatırlamak kâfi.
Sonsuz iletişim olanakları, hükümetin en korktuğu ama engelleyemediği sosyal medyayı itirazın en güçlü mecrası konumuna getiriyor. Bunun önünü almak asla mümkün değil; Çin ve İran gibi en kontrol altındaki ülkelere bakmak kâfi. Öyle anlaşılıyor ki susturulan medya sonunda yurtdışından yayın yapacak.
Hiçbir iktidar, devrimlerin erken dönemleri dışında toplum ve bireye kendiliğinden özgürlük bahşetmez. Dünyada varolan özgürlükler iktidarlara rağmen elde edilir daima.
Twitter@AktarCengiz
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021