Cengiz AKTAR
Konu üzerine daha çok konuşulacak. Bugünkü bilançoya bakacak olursak Ankara’nın dışarıda (hattâ turizm ve ihracatçıların çığlıklarını hesaba katarsak içeride de) kaybeden olduğu açık.
- Malî piyasalar bu işten hiç hoşlanmadı. Tamamen Saray güdümüne giren ekonomi yönetiminin yarattığı endişe böylece katlandı.
- Olay sonrası yetkililer arasında hâlâ süren kakofoni ve birbirini yalanlayan beyanlar hem burası hem dışarısı için endişe kaynağı.
- Rusya’nın tüm ekonomik ilişkileri gözden geçirme, yokuşa sürme, gaz şantajı, turizmde olduğu gibi seyahat alarmı verme tepkisini ciddiye almak gerekiyor. Bu çerçevede tek hayırlı karar Akkuyu’nun iptali olabilir!
- Rusya’nın şimdilik Dışişleri Bakanı Lavrov’un resmî ziyaretinin iptali ile verdiği tepki Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin bu aralar yapılması planlanmış olan mutad toplantısının iptaline kadar gidebilir.
- Ankara’nın terör gruplarıyla ilişkileri konusunda yabancı basında artarak çıkan yazılar ve bilgilere bundan böyle Rusya’nın resmî makamları da eklendi ve ithamlar bir üst kademeye çıktı.
- Bu çerçevede Ankara’nın “Türkmenleri savunuyoruz” argümanının nasıl içi boş ve sahte bir gerekçe olduğunu kavramak için şu makaleye başvurulabilir: http://sendika7.org/2015/11/turkmen-dagi-gercegi-ve-akpnin-savas-provasi-hamide-yigit/
- Ankara’nın çoktandır iflas etmiş olan Suriye politikası bu girişimle iyice içinden çıkılmaz bir yere sürüklendi, müzakere masasında zaten tabureyle yetinen Ankara’nın her bakımdan istikrarsız, muğlâk ve şimdi gereksiz tehlike yaratabilecek bir koalisyon ortağı olduğu algısı güçlendi.
- Bu çerçevede NATO müttefiklerinin uçak düşüren Türkiye’yi “bu nedenlerle uçak düşürülmez” diyerek korumaya pek gönüllü olmadıklarını görmek gerekiyor.
- Yunanistan’ın hava sahasını binlerce defa ihlâl eden ve ihlâl etmeye devam etmekte hiçbir beis görmeyen Türkiye’nin bu konuda öne sürdüğü kıta sahanlığı/ sahiplik argümanı, Suriye’nin 1939’da ilhâkını hiçbir zaman kabullenmediği ve uçağın düşürüldüğü Antakya (Hatay) için bir gün önüne çıkabilir.
- ABD’nin başını çektiği Batı ile Rusya arasında 14 Kasım’da Viyana’da varılan geçiş dönemi anlaşmasının önemi ve Rusya’nın anti-IŞİD koalisyonu ortaklığı gerekliliği uçağın düşürülmesiyle azalmadı, arttı. Keza düşürülen uçağın Rusya’nın Suriye operasyonlarına ket vurması düşünülemez.
- Ankara, Soğuk Savaş’ın en gergin zamanlarında dahî uçağı düşürülmemiş ve şu sırada Batı ile ciddî bir çekişme döneminde olan Rusya’nın karizmasını çizen çok vahim bir hata yaptığını er veya geç anlayacaktır.
CİHAT YAZILARI
Canlı bombaları ve akıl hocalarını bir nebze anlayabilmek için klasiklere müracaat edelim. Daima ufuk açıcıdır. Bugün Elias Canetti’nin çözümlemeleri. “Güçle iktidar arasındaki ayrım oldukça farklı bir başka alanda, bir dine çeşitli düzeylerde tabi olmakta görülebilir. Tanrı’ya inanan herkes sürekli O’nun iktidarı altında olduğuna inanır ve bu iktidarla kendi tarzında uzlaşmıştır. Ancak bunu yeterli bulmayan insanlar vardır. Bu insanlar, Tanrı’nın kesin bir müdahalesini, tanrısal gücün tanrısallığını fark edip hissedecekleri doğrudan bir edimini beklerler. Tanrı’nın vereceği emirlerin beklentisi içinde yaşarlar. Onlara göre Tanrı, yöneticinin özelliklerinin daha açık bir türüne sahiptir. Her özel vakada, O’nun etkin iradesi ve bu insanların etkin ve bariz tabiiyeti dinin özü haline gelir. Bu türden dinler kadercilik öğretisine yatkındır bu dinlere inananlar başlarına gelen her şeyin Tanrı’nın iradesinin doğrudan bir ifadesi olduğunu her zaman hissederler. Böylece bütün hayatları boyunca boyun eğmek için yeni vesileler bulurlar. Sanki az sonra ezilmek üzere çoktan Tanrı’nın ağzına girmiş gibidirler. Ama bütün hayatlarını bu berbat yerde, cesaretlerini kaybetmeksizin ve hâlâ doğru olanı yapmaya çabalayarak yaşamak zorundadırlar. İslâmiyet ve Kalvenizm, bu eğilimin en kuvvetli biçimde sergilendiği dinlerdir. Bu dinlere inananlar, Tanrı’nın gücü için yanıp tutuşurlar, sadece O’nun gücü onları tatmin etmeye yetmez. Çünkü Tanrı’nın gücü çok uzaktadır ve onları fazla serbest bırakır. Küçük yaşlarda kendilerini sonsuza değin teslim ettikleri emir beklentisi, onlarda derin izler bırakır, ayrıca diğer insanlara karşı tutumları üzerinde de ciddî bir etki yapar. Bu sürekli emir beklentisi, askerlerinkine benzeyen bir inanan türü, kendileri için hayatın en gerçek temsilcisi savaş olan ve hayatı savaştan ibaret gördükleri için gerçek savaşlardan korkmayan insanlar yaratır.” Kitle ve İktidar s.285
Twitter@AktarCengiz
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020