Eser KARAKAŞ
Benim Anayasanın 66. Maddesi ile ilgili kişisel önerim Türklük yerine başka bir kelime koymak yerine bu maddeden ilk paragrafını tamamen çıkarmak. Kültürel kimlik olarak kendini Türk gören Türktür, Kürt gören de Kürttür, Ermeni gören de Ermeni, Rum gören de Rum ve dahi başka kimlikler gibi ama tüm bu kültürel aidiyetlerin üst ortak paydası Türkiye devleti vatandaşlığıdır,
“Milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi” komisyonunun çalışmalara başlaması ile birlikte Anayasamızın 66. Maddesi’nde tanımlanan vatandaşlık anlayışı ve sıfatlandırılması önemli tartışmalara konu olmaya başladı. Yukarıdaki cümlede “sıfatlandırılma” ifadesini kullandım, üzerinde duracağım.
İsterseniz önce Anayasamızın 66. Maddesini aynen aktaralım bu sahifeye:
“Türk vatandaşlığı
MADDE 66. – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (Son cümle mülga: 3.10.2001- 4709/23 md.)
Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.”
Bu anayasa maddesinde tartışılan konu çok ağırlıklı olarak birinci cümledeki “Türktür” ifadesi.
Bir kesim ısrarla bu kelimeye (Türktür) asla dokunulmaması gerektiğini söylerken, başka kesimler farklı öneriler getirmekteler, bir kesim o cümlede “Türklük” yerine “Türkiyelilik” kelimesini önerirken başka kesimler de başka öneriler getiriyorlar ama şimdilik tartışmanın ağırlıklı olarak Türklük ile Türkiyelilik arasında olduğunu söyleyebiliriz.
Bendeniz ise, benim getirdiğim öneriyi getiren başkaları var mı bilemiyorum, başka bir şey söyleyeceğim aşağıda. Ama önce ya 1974, ya da 1975’de Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci iken aklımda kalan bir hatıramı aktaracağım.
O seneler siyasetin ve öğrenci olaylarının hareketlendiği 12 Mart sonrası seneler, Boğaziçi’nde de BTS’de (Büyük toplantı salonu) öğrenci forumları yapılıyor, BTS’nin ismi Robert Koleji kuran kadrodan (1872) fen hocası Albert Long’un ismiyle Albert Long Hall diye biliniyor. Bu isim 1902’de Albert Long’un ölümüyle o binaya konmuş bir isim.
1974 ya da 1975’de yapılan bir öğrenci forumunda sosyalist öğrenciler bu Amerikan isminin kaldırılmasını ve yerine binaya Deniz Gezmiş Binası denmesini istiyorlar, başka bir kesimde bu eski isme dokunulmamasını savunuyorlar, ben de hatırlıyorum, binanın isminin değişmemesini savunanlardandım, Deniz Gezmiş’in hatırasına saygım sonsuz ama bina, sokak, köy, şehir isimlerinin değiştirilmesinin bir kentin hafızasını yok ettiğine inanırım, o zaman da öyle düşünüyordum.
İstanbul’da Tatavla semtinin adını Kurtuluş olarak değiştirdiler, orada hala çok sayıda Rum (ağırlıklı olarak), Ermeni, Yahudi vatandaşımız oturuyor, sanki “sizden nasıl kurtulduk” der gibi semtin adını Kurtuluş yaptık.
O forumda çok ateşli tartışmalar yaşanırken aynı dönemde okuduğumuz ve yakın bir dönemde hayatını kaybeden Engin Ardıç da söz aldı, kürsüye geldi ve şöyle dedi sosyalist arkadaşları eleştirerek: “Binalara insan ismi koymak bir Amerikan geleneğidir, siz Albert Long’un ismini kaldırıp yerine Deniz Gezmiş ismini önererek Amerikan kültürünün tam da içinde kalıyorsunuz”.
Bu anı neden aklıma geldi?
Benim Anayasanın 66. Maddesi ile ilgili kişisel önerim Türklük yerine başka bir kelime koymak yerine bu maddeden ilk paragrafını tamamen çıkarmak.
Türkiye devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes zaten tanım gereği vatandaş, bu vatandaşın bir sıfatının olmasının mecburiyetini anlayamıyorum, vatandaşlık tamamen hukuki bir kavram, bir sıfat ile, Türk, Kürt, Türkiyeli, Anadolulu tanımlanmasına hiç gerek yok.
Kültürel kimlik olarak kendini Türk gören Türktür, Kürt gören de Kürttür, Ermeni gören de Ermeni, Rum gören de Rum ve dahi başka kimlikler gibi ama tüm bu kültürel aidiyetlerin üst ortak paydası Türkiye devleti vatandaşlığıdır. Bu vatandaşlık için Türk sıfatını kullanırsak Anayasamızın çok önemli bir ilkesi, eşitlik ilkesini en hafifinden semantik olarak zedeleriz gibime geliyor, yazımın başında neden sıfatlandırma kelimesini kullandığımı açabildim zannediyorum.
Yazıyı hep aklıma takılan bir konu ile bitireyim; Anayasanın 1. Maddesi “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” şeklinde ama nedense, evet nedense 66. Madde “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan……” diye başlıyor, burada 1. Maddedeki Türkiye Devleti neden 66. Maddede Türk Devletine dönüşmüş, kimseden inandırıcı bir açıklama görmedim bugüne kadar.
Böyle yazılar yazarken aklıma hep Fransız heykeltraş Auguste Rodin gelir. Rodin’e sormuşlar, “Üstad, bu muhteşem heykelleri nasıl yapıyorsun?” diye, Rodin’in cevabı çok güzeldir, “Kaba taşın fazlasını atıyorum, geriye bu heykeller kalıyor”.
Ben bizim Kenan Evren Anayasası’nın bile Rodin’in yöntemiyle ciddi bir biçimde düzelebileceğine inananlardanımdır.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025