Eser KARAKAŞ
Cumhuriyet gazetesi çalışanı olan iki gazetecinin, Can Dündar ve Erdem Gül’ün üç ay süren esaretlerinden sonra özgürlüklerine kavuşmaları çok sevindirici.
Ama, sürecin bir noktasında Dündar ve Gül’ün şimdilik özgürlüklerine kavuşmuş olmaları Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) son kararını çok sevindirici bir karar yapmıyor.
Malum, karar, iki gazetecinin özgürlüklerine kavuşmasında on lehte oya karşı üç aleyhte oyla çıktı.
İki gazetecinin süren davalarının tutuksuz statüde sürmesine üç yüce mahkeme hakiminin aleyhte oy vermiş olmaları gerçekten çok düşündürücüdür.
Düşündürücü olduğu kadar da Türkiye için, ama daha da önemli olmak üzere, hukukçu profilimiz için çok üzücüdür.
Meselenin özü de ona üç çıkan sonuç değil, oy kullanan, özellikle de aleyhte oy kullanan hakimlerin bu çok önemli göreve geliş yöntemleridir.
Karara muhalif kalan üç hakimden biri doğrudan Sayın Cumhurbaşkanı, diğer ikisi de son senelerde AKP çoğunluklu, Erdoğan denetimli TBMM tarafından Anayasa Mahkemesi’ne seçilmiş hakimlerdir.
Türkiye ilginç bir çekişmeli dönemden geçmektedir; karara lehte oy veren on hakimin de bu kararlarının altında özgürlükçü, evrensel hukuka dayalı mesleki eğilimlerinin mi yattığı yoksa siyasi bir çekişmenin sonucu mu böyle oy verdikleri, umarım büyük haksızlık yapmıyorumdur, kanımca belirsizdir.
Anayasa Mahkemesi gibi bir yüce mahkeme katında bile siyasetin hukukun önüne geçmiş olma ihtimali sıfır değildir.
Tüm bunları neden yazıyorum?
Geçenlerde elime ABD Federal Yüksek Mahkemesi için, adı öyle değil ama Anayasa Mahkemesi de diyebilirsiniz, ve özellikle de bu kurumda görev yapan hakimler için yapılmış çok ilginç bir araştırmanın sonuçları geçti.
ABD Federal Yüksek Mahkeme yargıçları da doğrudan başkanlar tarafından atanıyorlar ama önemli bir özellikleri yaşamlarının sonuna kadar bu görevde kalmaları yani görevden alınamamaları.
Malum, ABD’de bu atamaları yapan başkanlar bizdeki gibi anayasal anlamda tarafsız cumhurbaşkanları da değil, partili başkanlar.
Söz konusu araştırma Yüksek Mahkeme hakimlerinin verdikleri önemli kararlarla bu kararların ilgilendirdiği başkanların ve başkanların geldiği Kongre grubu, partisi ilişkisi üzerine.
Ve çok ilginçtir, muhtemelen bize ilginç geliyor, çok normal bir şey aslında, tek tek hakimlerin verdikleri kararlar ağırlıklı olarak kendilerini o makama atayan başkanların arkasında durdukları pozisyonların hilafına.
A hakiminin kararda aldığı pozisyon, verdiği karar ağırlık olarak kendini oraya getiren X ABD Başkanının istediği doğrultuda kararlar değil.
Başka bir ifadeyle ağırlıklı olarak kararlar öngörülemiyor.
Ve bu durum senelerdir böyle.
Ben bu hukukçuya, yüksek hakime hukukçu, gerçek hukukçu, gerçek hakim derim doğrusu.
Bizde durum böyle mi?
Maalesef hiç de öyle değil.
Özellikle Anayasa Mahkemesi’nde, son senelerde, son senelerde derken son yirmi-otuz seneyi kastediyorum, kimin kimi atadığı yani hangi hakimin nasıl göreve geldiği ve dosyanın konusu belli iken, kararın nasıl bir çoğunlukla çıkacağını üç aşağı beş yukarı kestirir olduk.
Kimse alınmasın, bu durum çok ayıplı bir hukuk durumudur.
Tahminlerde hep yanılmak istedim ama çok da kısmet olmadı maalesef.
Türkiye’nin hukuk fakültelerinden başlayan bir hukuk ve hakim meselesi var.
Kimse bu sübjektif saptamamı yanlış anlamasın lütfen.
Ben de, hukuka saygılı her vatandaş gibi, hakimlerimizin kendilerini o makamlara atayanlardan bağımsız, yerel ve milli kanunlardan da bağımsız, sadece evet sadece evrensel hukuk ilkelerine göre davranmalarını, karar vermelerini temenni ediyorum.
Anayasanın, üstelik Kenan Evren Anayasasının, 90. ve 138. maddeleri hakimlerimizin evrensel hukuka dayalı kararlar üretmeleri için yeterli.
Yeter ki, bu iki maddeyi hakimler evrensel standartlarda ve özgürlükçü bir bakışla yorumlasınlar.
Yorumlamak istesinler.
Yazımı Pazar sabahı yazdım ve bir üst satırda noktalamış idim ki, ekranlarda Sayın Cumhurbaşkanı’nın AYM kararına ilişkin o korkunç, tüyler ürpertici konuşmasını duydum.
Hukuk tanımadığını açıkça ilan eden bir cumhurbaşkanını ilk kez görüyoruz.
Bu durumda ne yapılabilir bunu da tam bilemiyoruz.
Böyle bir durum kitaplarda da yazmıyor zira teori bir cumhurbaşkanının aleni bir biçimde hukuku, anayasayı tanımayacağını, ihlal edeceğini düşünmemiş.
Hukukçuların, yüksek yargı organları mensuplarının bu duruma medeni ölçüler içinde hukuk tepki vermesi gerekiyor.
Akademisyen bildirilerine karşı senato bildirileri yayınlayan o üniversitelerin bir cumhurbaşkanının hukuku tanımadığını ilan etmesine de yine tepki vermesi gerekiyor.
Ancak, yazımın başında Türkiye’nin hukukçu sorununa değindim.
Üniversitelerin çok büyük bölümü de maalesef bu sorunun bir parçası.
ESER KARAKAŞ / HABERDAR
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025