Etyen MAHÇUPYAN
Bir süredir bu köşede çıkan yazılar iki ana temayı bir araya getiriyor. Biri İslami kesimin aydınlarının henüz kendi zihniyetleri ve cemaatleriyle bir yüzleşme yaşamadıkları, hatta bundan kaçındıkları.
İkincisiyse aynı kesimdeki hızlı refah artışının ve küresel sisteme entegrasyonun, kaçınılmaz olarak aile kurumunun ve kadın/erkek ilişkisinin niteliğini değiştirmekte olduğu. İki konu arasındaki bağlantı ise İslami kesimin intelijentsiyasının bariz erkek egemen karakteri ve bu durumun aile ve cinsiyetçilik meselelerinde tutucu bir vesayetçiliğe kapı açması.
Bu durum, geleceğe uzanan temel bir dönüşümün ve gerilimin de habercisi. Çünkü görüldüğü kadarıyla İslami kesimi kamusal alana ve siyasete taşıyan dinamikler esas olarak erkeklerin öncülüğünde yaşanmış olsa da, bu sürecin sosyal hayata yansımasında kadınların çok belirleyici bir rolü var ve bu rol, klasik muhafazakâr aile sistematiğini de özgürleştirme yönünde işlev görüyor. Ne var ki bu açılım, aileyi kamusal alana bir bütün olarak taşırken, onun öğeleri olan kadın ve çocuğu da bireyselleştirmekte. Bu nedenle 'aile' kurumu giderek erkeklerin savunduğu bir ahlakçılık sembolüne dönüşüyor. Bireyselleşen kadın üzerinden tasarımlanan sosyal ve kültürel hayat ise aileyi 'geçirgen' bir katılımcı nüve olarak yeniden oluşturuyor. Kısaca söylemek gerekirse, erkeklerin 'İslamcı' modernliğine karşı, şimdi karşımızda kadınların taşıyıcılığında 'İslami' bir modernleşme enerjisi var.
Erkekler bu gelişmeden rahatsız. Nitekim aileyle ilgili sempozyumların başlıca konuşmacılarının ve sonrasında yazanların da neredeyse hepsi erkek. Söylenenler ise kabaca aynı: Ailenin ne kadar önemli olduğu, dış etkilerden, değişimden korunması gerektiği, kadının kendi fıtratına uygun davranma zorunluluğunun unutulmaması vs. Değerlendirmeler ailenin bir 'erkek' kurumu olduğunu ve erkeğin tasavvurundaki kadını tanımlamaya hizmet ettiğini ima ediyor.
Bu bağlamda yazanlardan örneğin Ali Bulaç, ailenin 'sarsıntı' geçirdiğine işaretle, bu sarsıntının 'türümüzün neslini devam ettirmesini' olumsuz etkileyen üç sorunla bağlantılı olduğunu söylüyor. Birincisi, kadınla erkek arasındaki 'fıtri rollerin dağılımında' ve 'beşeriyetin örfünde on binlerce senedir devam eden toplumsal konumlarda' bir altüst olmanın yaşanmasıdır. Yani kadınların, erkeklerin işlerini yapmaya kalkmaları ve ailenin dışında bireyler olarak kamusal alana girmeleri. İkincisi, 'neslimizin devamı için zaruri olan' bağımlılığı sona erdiren nikâhsız beraberliklerin artık yadırganmamasıdır. Nikâhın niçin nesli devam ettirirken, nikâhsızlığın bunu yapamadığı ise herhalde nikâhın aile oluşturma özelliği nedeniyle çocuk yapmayı özendirmesi. Bu doğal değil, kültürel bir sonuç ve gidişat nikâhsız beraberliklerin de uzun vadeli aile düzenleri oluşturduklarını gösteriyor. Üçüncüsü ise, 'kadınların doğurganlık heveslerini kaybetmelerine paralel olarak doğurganlık kabiliyetlerini kaybetmeye başlamalarıdır'. Bulaç'ın evrim kuramına itibar ettiğini bilmiyorduk, ama demek ki doğurmaya doğurmaya bu yeteneğin kaybolabileceğini düşünüyor.
Bu üç sorunu bir araya getirdiğinizde; kendi hayatının ilkelerini koymak isteyen ve bunu özgürce yaşamaktan yana olan bir kadın tipolojisi çıkıyor. Burada işleyen algıya göre modern kadın; çalışan, nikâh dışı beraberliklere karşı olmayan ve çocuk sahibi olmaya kendi iradesiyle karar veren biri. Bu kadının ataerkil bir erkek dünyası için ne denli tehditler oluşturduğu açık. Çünkü bu kadın duruşu, ailenin kabuğunun kırıldığı, çocukların bireyselleştiği bir ortamı ifade ediyor. Bu ise erkek denetimi altındaki cemaatsel dünyanın çoğullaşması, farklılaşması, eş düzeyli hale gelmesi ve kaçınılmaz olarak şeffaflaşması demek. Bulaç, bu sorunların modernliğe ait olduğunu söyleyerek bir yandan kadınları 'bize ait olmayan' bu kültüre karşı uyarmaya çalışıyor, öte yandan çözümün İslami değerlerden ayrılmamakta olduğunu ima ediyor. Oysa ortada sadece modernliğin cazibesinde kalarak savrulan kadınlar yok. Böyle örneklere rastlansa da, İslami kesimde asıl dinamik, kendi modernliklerini üreten yeni bir kadın davranışının ortaya çıkması ve üstelik bu varoluş halinin İslami kimliği taşımasıdır. Dolayısıyla buna ne kadar 'modern' denebileceği de ucu açık bir soru. Galiba asıl mesele -ve erkekler için de asıl sorun- modernliğin sıkıntıları değil, ataerkil cemaatsel yapının artık bugünün genç kadınına anlamlı bir hayat sunmamasıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024