Etyen MAHÇUPYAN
Kürtlerin hakları konusunda ne kadar süreceği belli olmayan bir çözüm sürecinin hükümet için risk taşıdığı açık.
Dolayısıyla AKP kendisini sağlama almak üzere üç koşula uygun davranmaya çalışıyor: Öcalan’la karşılıklı güvenin oluşması, sürecin kısa tutulması ve şeffaf bir biçimde yürütülmesi. Böylece geri adım atma ihtimali en aza indirgenecek ve sürecin başarısız kalması halinde sorumlunun kim olduğu gözükecek. Öte yandan gözler kamuoyu yoklamalarında, çünkü AKP’nin oyunun ani düşüşler yaşamaması hayati bir unsur. İşin ilginç yanı, oyları sabit tutmak açısından görünüşte hayli riskli gözüken barış sürecinin, gerçekte iktidar için yeni olanaklar da sağlaması. Laik kesim bu son hamle karşısında belirgin bir kafa karışıklığı ve duygusal çalkalanma yaşıyor. Eğer süreç dirayetle yönetilirse, AKP karşıtlığı sosyolojik olarak yumuşayabilir ve laiklerle dindarlar arasındaki melezleşme dinamiğinin hız kazanması hükümete oy desteği olarak yansıyabilir.
Ancak bu kendiliğinden gerçekleşecek bir sonuç değil. İktidarın önündeki yol haritasını stratejik bir biçimde yönetebilme yeteneğine bağlı. Görünen o ki, hükümet bu bağlamda temel bir ayrışma yaratmanın peşinde. AKP’nin yeni hamlesinde artık ‘Kürt sorunu’ ve ‘Kürt meselesi’ birbirinden epeyce farklı alanlar. ‘Kürt sorunu’ şiddet ve PKK’nın geleceğine ilişkin olup, silahların susması, nihayette bırakılması ve PKK mensuplarının çeşitli düzenlemeler sayesinde sivil hayatın parçası haline getirilmesini ifade ediyor. ‘Kürt meselesi’ ise anadilde eğitimi, yerinden yönetimin çeşitli imkânlarını ve statü meselesini ilgilendiriyor. Temel haklar alanına giren konular ‘Kürt sorunu’ ile birlikte çözülecek. Yani anadilin öğrenilmesi, yer adlarının iadesi, Kürtçenin yargı ve bürokraside kullanımı, yerel yönetimde Avrupa şartına uygun adımların atılması ve anayasada Türk kimliğini vurgulamayan bir vatandaşlık tanımının yapılması nispeten kısa sürede gerçekleşecek. Bunlar Kürt siyasetine verilen tavizler olarak değil, Türkiye’nin zaten yapması gereken reformlar olarak sunulacak. Dolayısıyla ‘Kürt sorununun’ çözümü bir anlamda Türkiye’nin demokratikleşmesinin doğal ve ‘kendiliğinden’ ürünü, o sürecin zımni bir parçası haline gelecek.
Buna karşılık ‘Kürt meselesinin’ konuları temel hakları aşan, ancak talep ve siyasetle meşrulaşacak olan değişimler. ‘Temel’ hak bunların potansiyel olarak önünün kesilmemesi, gerçekleşmesi değil… Ayrıca bunların şu an kabulü hükümetin tavizi olarak değerlendirilmeye çok açık. Dolayısıyla AKP bu alanı geleceğe, Kürt siyasetinin maharetine ve basiretine bırakacak. Eğer Kürt siyaseti Türkiye toplumunu bu değişime razı edecek bir siyaset üretebilirse, ayrılıkçılığı ima etmediği sürece AKP’nin buna çok itirazı olmayacak ama Kürt siyasetinin eksiklerinin AKP tarafından kapatılmasını da kimse beklememeli…
‘Kürt sorunu’ ile ‘Kürt meselesi’ arasında ayrışma, AKP’nin hem bu tıkanıklığın üzerine gidebilmesi, hem de oy kaybetmemesi açısından kritik önemde. Çünkü ‘Kürt sorununun’ bitirilmesi için toplumda çok geniş bir fikir ve duygu birliği mevcut. Milliyetçi tabanın bile buna açıktan itiraz etmesi mümkün değil. Buna karşılık ‘Kürt meselesinin’ çözümü henüz sindirilmiş bir olgu olmadığı gibi, Kürt siyaseti tarafından hak edilmiş de değil. Bu alanda atılacak adımların AKP’nin oyunu düşürme potansiyeli epeyce çok. Oysa şiddetin bitirilmesine yönelik her adım toplumsal desteği artırıyor. Dolayısıyla AKP’nin oy kaybetmeden, hatta belki de tersine oylarını artırarak çözüm dinamiğini yönetebilmesinin koşulu, ‘sorun’ ile ‘meseleyi’, yani şiddetin durması ile siyasi hakları birbirinden ayırarak davranması ve bunu çok net bir biçimde sunması.
Başbakan’ın daha görüşmelerin başladığı haberinin ertesi gününde “Öcalan’a ev hapsi söz konusu değil”, “gündemimizde af yok” türünden açıklamalar yapmasının muhtemel nedeni bu. Başbakan, parti içi ve seçmen nezdinde dengeleri korumak, siyasete hâkim olmak, gereksiz milliyetçi muhalefete maruz kalmamak, kartları elinde tutmak, beklentileri yükseltmemek, Kürt siyasetine bedavadan alan kazandırmamak istiyor.
AKP ‘Kürt sorununu’ çözerek ‘Kürt meselesinin’ çözümünü mümkün kılacak yolu açıyor. Ama ondan sonrasının garantisi yok. Kürtlerin de buna razı gelmesi, doğru dürüst siyaset yapmayı öğrenmesi, tüm topluma konuşabilmesi lazım. Bazı Kürtler ‘Kürt meselesi’ çözülmeden ‘Kürt sorunu’ da çözülmez noktasında ısrarlı olmak isteyeceklerdir. Ama buna Kürtleri bile ikna etmekte çok zorlanacaklarını öngörmelerinde yarar var. [email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024