Etyen MAHÇUPYAN
Gelecekte AKP iktidarının tarihsel anlamını irdeleyenler, bu hareketin İslami niteliğine, çevreden geldiğine, bununla birlikte küresel dünyaya entegre olma taleplerini taşıdığına ve merkezi geri dönüşü olmayan bir biçimde yeniden inşa etmeye çalıştığına vurgu yapacaklar.
Bu sürece ‘içerden’ bakanlar, söz konusu dinamiğin öznel bir misyon algısına da tekabül ettiğinin altını çizecekler. Başbakan’ın birkaç kez söylediği üzere AKP “tarihe karşı sorumluluğunun bilincinde olan” bir siyasi hareket. Bu kavrayışın siyasi atmosferi ve gerilimi doğrudan etkileyen bir sonucu var: AKP’nin Türkiye algısı neredeyse tümüyle siyasi bağlama oturuyor. Diğer bir deyişle AKP, Türkiye’nin tarihsel macerasını siyasi dinamikler üzerinden dönüştürmeye çalışıyor ve böylece siyasi olmayan her şeyi siyasetin alt kategorisi veya bağımlı değişkeni olarak görüyor.
Gezi olayları bu bakışı bir kez daha ortaya koydu. Hükümetin toplumsal talep ve tercihleri siyasi aktörler üzerinden okuduğu ölçüde, siyasi aktörü olmayan, bakışını siyasi dile tercüme etmemiş sosyal hareketlenmelere karşı ‘kör’ olduğunu gördük. Değişimi salt siyasi çerçeve içinde, veya ondan neşet eden bir dinamik olarak tasavvur etmenin bedeli, günümüzün dünyasında bir dizi eylemlilik olarak gözüküp kaybolan toplumsal duygu koalisyonlarını gözden kaçırmaktı. Aynı handikap medya dünyası açısından da geçerli... AKP aslında hiç de haksız olmayan bir bakışla, medyanın bir siyasi aktör olduğunu ve bu hevesinden hiç vazgeçmediğini zaten tespit etmişti. Dolayısıyla kendi misyonunun önündeki muhtemel engellerden birinin medya olacağını bekliyor, İslami kesimin ise bu alanda deneyimsiz olduğunu biliyordu. Sonuç, medyaya bakışta siyasetin sınırının çok dar çizilmesi oldu. Diğer bir deyişle manipülasyonla nesnel habercilik arasındaki gri alana ‘siyasi’ damgası vuruldu ve basının bu sınırı aşmaması beklendi. Sınır aşıldığında AKP hükümeti karşısında bir ‘siyasetçi’ olduğuna hükmederek, ona siyaseten tavır alınmasının da meşru olduğunu varsaydı. Özellikle Başbakan’ın diline yansıyan tespit ve uyarılar, adil bir medya anlayışının olmamasına duyulan tepkinin yanında, siyaset yapmayan bir medya isteğini de yansıttı.
Kısacası AKP’nin toplum tahayyülünde, meşru siyasi aktörleşme yelpazesinde karşılığını bulmamış ya da onun dışında kalan sosyal tercihlerin veya ideolojik tutumların fazla bir anlamı bulunmuyor. Hemen ekleyelim ki, AKP’nin tavrı bir reddiye veya ilkesel dışlama değil. Ama siyasette karşılığını bulmayan taleplerin, hayatın mücadele dinamiği içinde henüz olgunlaşmamış, bu nedenle de işlevsiz olduğuna dair bir kabul. Soru söz konusu anlayışın nasıl anlaşılması ve açıklanması gerektiğidir. Cevap ise muhakkak ki İslami kesimin Cumhuriyet dönemi boyunca kendi sosyaline sıkıştırılması, bir kimlik olarak siyasetin dışında tutulması ve bu alana her girişinde hukuk ve etik kuralları ihlal edilerek engellenmesiyle ilişkili. ‘Laik’ Cumhuriyet siyasi olanı belirli ve dar bir sosyalin içinde aradı ve merkezin etrafında yeni bir cemaatleşme üretti. İslami kesim bu cemaatle hiçbir sosyal bağ kuramazken, daha doğrusu laik kesim hayat tarzı farklılığı üzerinden dindarları sistem dışı bırakırken, İslami çevre laikleri siyaset üzerinden okudu, tanıdı ve kendisini ona göre konumlandırdı. Dolayısıyla İslami kesimin sosyal tarihi, aynı zamanda çok uzun sürede belirginleşip dışa yansıyan bir siyasallaşmayı ifade ediyor.
İki kesim arasında günümüzde yaşanmakta olan melezleşme çok yeni bir olgu ve o da bizzat AKP dinamiğinin eseri. Ancak bunun dışında hâlâ kendi sosyali içinde yaşayan, cemaat olma halini modernliğin her alanına yayan, bunu yaparken dindar hassasiyeti popülerleştiren ve nihayet cemaatsel ağın alanını ve menfaat zeminini genişletmeye çalışan bir kesim mevcut. AKP’nin ‘esas’ tabanı bu... Bu taban epeyce çoğulcu ve hatta giderek bireyselleşmeye müsait. Ne var ki bu bireyselleşme cemaati dağıtmaktansa, sınırlarını genişleterek onu ayakta tutuyor. AKP kendi tabanında sosyalleşme ve mobilizasyon üretip çoğulculuğu sivil alanda teşvik ederken, siyaseti de kendi uhdesinde tutuyor.
Böylece ortaya, ardına tarihsel/toplumsal dinamiğin itici gücünü almış bir siyasi hareket çıkıyor. Bu açıdan bakıldığında AKP bir ‘fetih’ hareketi... Ve bu ruh halinin kuşatması altında dünyanın parçası olduğunu kanıtlamaya, ülkeyi başarılı kılmaya çalışıyor. Ama aynı ruh hali, ‘ötekilerin’ salt siyasi aktör ve misyon niteliğiyle görülmesine, ‘öteki’ taraftaki sosyalin ve temsil yetersizliğinin çoğu zaman gözden kaçırılmasına neden oluyor. [email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024