Etyen MAHÇUPYAN
İnsan davranışı alanında elde edilen bulguların belki de en çarpıcısı birbirimizi kandırma ihtimalinin olmaması. Başkaları üzerinde belirli bir intiba bırakmak üzere çeşitli taktikler izleyebiliriz ama aslında karşımızdakiler bizi gerçek halimizle tanırlar. Güç ve çıkar ilişkileri ya da çeşitli endişe ve tedirginlikler veya mahalle baskısı, ayıp kavramı gibi kimi nedenler yüzünden gerçek algılar dışarı vurulmuyor olabilir. Ama nihayette kimse kendisini gizleyemez ve başkalarını kalıcı biçimde aldatamaz. Bunun nedeni öteki kişilerde gördüğümüz özelliklerin ‘insana ait’ olduğu bilgisine içsel olarak haiz olmamız…
Dolayısıyla insanların ‘zorunlu samimiyet’ diyebileceğimiz bir hale mahkûm olduğunu ileri sürebiliriz. Bilimsel çalışmalara göre insanların çevrelerine ve durumlara uyum ihtiyacı zaman içinde iki genel davranış kalıbı üretmiş. Birinde kişi çekingen, kendisini sakınan bir ruh halinde davranıyor. Çözümü kendisini rahatlatmak, hayatını kolaylaştırmak için arıyor, ama bunu başkalarına benimsetmek gibi bir niyeti olmuyor. Diğerinde ise kişi kendisi için çözüm üretmek üzere müdahale ederken, bununla yetinmeyip norm koyucu olmaya da çalışıyor. Başkalarının da kendi önerdiği ‘doğru’ davranışı uygulamasını istiyor. Sosyal psikolojinin bulgularına göre her iki grubun alt ‘dalları’, çeşitli ama hepsi de samimiyetle kendisini ortaya koyan kişi tarzları var.
Ancak bunlara ilave bir davranış kalıbı, giderek karakter bütünlüğü de mevcut. Bu kişi bir yandan kendi gerçek niyetini gizlemeye çalışırken, çevresini ve olayları da kendi çıkarı doğrultusunda şekillendirme peşinde oluyor… Bu kişiye oportünist deniyor. Karşısındakine nasıl davranacağı tamamen kendisi ile o kişi arasındaki güç dengesi üzerine oturuyor. Eğer bir şekilde ‘astı’ ile muhatapsa otoriter bir yöntem tutturuyor, gücünü her fırsatta gösteriyor ama örneğin eksik bilgi vererek karşısındaki kişinin kendisine bağımlı hale gelmesini sağlıyor. Eş düzeyli kişilerle muhatap olduğunda ne kazanıp ne kaybedeceği muhasebesi yapıyor, karşılıksız bir şey vermemeye çalışıyor, rakiplerini oyun dışına itmek için yalan söyleyebiliyor, fitne sokabiliyor ve manipülasyon yapabiliyor. ‘Üstleri’ ile muhatap olduğunda ise yaltaklanıyor, ‘ne kadar müthişsiniz beyefendi’ klişesi çevresinde bir edebiyat üretiyor, pohpohlamalarını kendisini küçültecek raddeye kadar sürdürmekten gocunmuyor. Giderek müptezelleşmeyi bir zül olarak değil, stratejik bir kazancın gereği olarak sahneye koyuyor.
Oportünistlerin peşinde oldukları şey bir güçlü kişinin ardına gizlenerek dizginleri elde tutma isteği oluyor… Pek azı da bizzat birinci adam mertebesine kadar çıkabiliyorlar. Korktukları şey ise afişe olmak, gerçek niyetleriyle tanınmak… Birçok oportünist niyetlerini saklı tutmayı becerdiğini sanarak yaşıyor. Bunu beceremediğini hissettiğinde ise sinip gizlenmekle daha ‘cesur’ olmak arasında gidip geliyor.
Bu kişiliklerin en hızlı yükseldiği kurumsal yapılar ataerkil zihniyette olanlar. Çünkü buradaki yöneticiler saygı ve övgüye daha kolay tav olabiliyorlar. Türkiye de esas olarak ataerkil bir toplum. O nedenle içimizde çok sayıda oportünist var. Aralarında kişisel rekabet olmayacak kadar mesafe olduğunda, bu oportünistlerin birleşip ‘takım’ oluşturmasına, siyasetten pay kapmaya çalışmasına da tanık oluyoruz. Bu safha çoğu zaman karşılıklı dolduruşa gelerek saldırganlaşmayı ama aynı zamanda ne derece gülünç olunduğunu fark etmeyecek kadar ahmaklaşmayı da getiriyor. İronik olan şu ki, kazançlı çıkmak için sahnede daha fazla yer almaları gerekiyor, ama sahnede olduklarında da toplum onları daha apaçık biçimde tanıyor…

Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024