Etyen MAHÇUPYAN
Sınırlarının ötesine genelde mesafeli bir bakışı olan Türkiye’nin son iki yılda ‘Misak-ı Millici’ kesilmesi ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir. Ancak Kürt meselesinin çözülemediği bir ortamda bunun ilave iki nedeni var. MHP ve ulusalcılarla devletçi bir koalisyona doğru kayılması ve Suriye’de ‘gerekli’ görülen askeri harekata taban desteği sağlanması... Birçoklarının zihninde Musul ve Kerkük’ü ‘bir gün’ yeniden fethetmek gibi bir hayal olabilir. Ama bunu dış politikada ana ideolojik söylem olarak öne sürmek şartların getirdiği bir durum.
***
Arap Baharı kısa yükselişini yaşarken, Türkiye’nin böyle bir söylemi yoktu. Müslüman alemin liderliğini üstlenme tasavvurunu yansıtan bir ahlaki kalkışma dili geçerliydi. Hayaller bir yana, Türkiye o süreçte doğru bir siyaset izledi. Adaletten ve özgürlüklerden yana oldu, baskıcı zalim bir rejimi değil ona karşı çıkan halkın talep ve iradesini destekledi. Aynen Avrupa ülkeleri ve ABD gibi… O dönem Türkiye yalnız değildi ve evrensel doğruları savunan saygın bir Müslüman ülke olarak itibar görüyordu.
Ancak iki olay bu olumlu konumu değiştirdi. Arap Baharı Esat-İran-Rusya üçlüsünün manipülasyonları sayesinde itibarsızlaştırılıp bastırıldı. Diğer ülkeler ‘gerçekçi’ davranıp Suriye’deki değişimin kısa vadede olamayacağını görürken, Türkiye pozisyonunun içerdiği ahlaki normları çiğneme kaygısıyla bu adımı atamadı. ‘Katil’ dediği Esat’a yeniden ‘nötr’ bakmayı kendisine yediremedi. Belki de Arap Baharı’nın dünyası o denli çekiciydi ki, iktidar o dünyanın bittiğini içselleştirmekte zorlandı…
İkinci olay IŞİD’in sahneye çıkışı oldu. Türkiye’nin en önemli partneri ABD için esas tehdit buydu ve Türkiye’den ‘gereğini yapması’ beklendi. Türkiye’nin tek başına hiçbir şey yapmayacağı belli olunca, ABD işi yapacak bir taşeron aradı ve PYD’yi buldu.
Bu gelişme Türkiye’nin iç dünyasındaki asıl tehdit algısını uyandırdı. Kendi sınırında bir PKK devletinin kurulma ihtimali her türlü demokratik çözüm fikrinin kenara konmasına neden oldu. Türkiye uzun süre neyi istemediğini tam olarak söyleyemedi. Giderek bağımsız devlete değil, PYD kontrolünde çoğulcu bir bölgesel idare birimine, hatta Kürtlerin yönetimde olduğu her türlü özerkliğe karşı bir konum aldı. Barzani’nin referandumuna verilen duygusal tepki, sürecin yönetilememesi ve IKBY’nin İran/Rusya eksenine yanaşmak zorunda kalması bu siyasetsizliğin sonucuydu. Bugün Türkiye PYD’ye karşı Afrin harekatını yapıyor ve PKK’nın ezeli rakibi olan Barzani’nin IKBY’si bu harekatı kınıyor…
Öncesinde Fırat Kalkanı ile Türkiye Suriye’de bizzat var olmak zorunda kalmış ama o bataklığa saplanmak istememişti. Özgür Suriye Ordusu bu duruma tam çare olamadı. Hem ÖSO Sünni Arap muhalefetin askeri açıdan zayıf kısmını temsil ettiği için, hem de Türkiye’nin muhalefete karşı ataerkil ve hiyerarşik tutumu nedeniyle. Asıl önemlisi Türkiye Suriye’de yerel güçlere dayanan ve kendisini idame ettirebilen bir yaşama modeli kuramadı…
Ardından İdlib’e girmeye talip olundu ama bunun bir tuzak olduğu anlaşılamadı… Rusya/İran ilk etapta Türkiye’yi El Nusra ve onun Sünni ortakları ile karşı karşıya getirdiler. Şimdi Rusya destekli Esat’ın klor gazlı bombalarına karşı çıktığında da, Türkiye’yi El Nusra’ya destek veriyor gibi gösteriyorlar.
***
Başarı gibi gözüken Astana/Soçi sürecinin de son toplantı ile nereye geldiği herkesin malumu. Esat rejimi Rusya’nın koruması altında istihbarat teşkilatı eksenli sahte bir meclis oluşturuyor, Sünni muhalefeti temsil eden Türkiye ise bu duruma ağzını açamıyor… Toprakları asıl sahiplerine iade etmekten söz ediyoruz ama aslında Esat’a teslim ediyoruz.
Başa dönersek, kritik konunun Suriye, Esat veya Sünniler değil, PYD ve oradan giderek Kürtler olduğu görülüyor. Sünniler iktidarın hayalini süslüyor ama Kürtler korkusunu tetikliyor ve milliyetçi/devletçi atmosferde korkunun gerçekliği hayali bastırıyor… Korkuyu temel dürtü olarak yaşamanın zorluğu karşısında da Misak-ı Milli’ye sığınarak denkleme bir miktar hayal eklemiş oluyoruz…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024