Etyen MAHÇUPYAN
Resmi ideoloji herkesi ‘laik ve Türk’ kimliği etrafında ‘çağdaşlaştırmayı’ hedeflemişti. Ancak bu ‘birleştirici’ yaklaşımın sonucu ülkenin ideolojik zeminde kutuplaşması ve sosyolojik olarak da ayrışması oldu. Çünkü rejimin farklılıklara tahammülü azdı ve herkesi ‘makbul vatandaş’ olmaya davet ederken, bir yandan da sosyoekonomik, kültürel ve siyasi alanda kimlikler arası ayrışmaya dayanan iltimas sistemini sürdürmekteydi.
Böylece ortaya her biri kendi içinde bütünleşen ve diğerinden ayrışan iki büyük cemaat çıktı. Kürtler ise kendi kimlikleri etrafında siyasallaşarak üçüncü bir odak oluşturdu. Söz konusu toplumsal kırılma 1990’lara gelindiğinde kangren olmak üzereydi. Devlet/PKK savaşı ve 28 Şubat toplumun çivisinin çıktığının habercileriydi. AK Parti bu gidişatı tersine çevirdi… Tarihsel olarak çok kısa bir sürede Kürtleri içeren bir toplum tasavvuruna gelinmekle kalınmadı, laik ve dindar cemaatleri esneten, aralarında geçişlilik yaratan ve ikisinin ortasında melezleşmelere imkan tanıyan bir atmosfer doğdu.
***
Rejimin genetiğine işlemiş olan kutuplaştırıcı siyaset, AK Parti sayesinde yumuşadı ve ilk kez kültürel/kimliksel manada merkezle çeper arasındaki mesafe kısalıp çeşitlendi. Ne var ki 2013 yılında başlayan savrulma 2016’ya gelindiğinde AK Parti’yi Cumhuriyet’in kuruluşundaki tek parti zihniyetinin vasat bir taklitçisi haline getirdi. Milliyetçi/ulusalcı koalisyonun desteği ile cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş hedefi, kutuplaşmayı yeniden araçsal kıldı.
Şubat’ın 5’inde kamuoyu ile paylaşılan bir araştırma gelinen noktayı iyi yansıtıyor. Bilgi Üniversitesi’nin 2017 Kasım-Aralık içinde yürüttüğü “Türkiye’de kutuplaşmanın boyutları araştırması”, 16 il kent ve kırında 2004 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılmış.
‘Kendinizi en uzak hissettiğiniz parti’ sorusuna yüzde 52,5 HDP, 24 AK Parti, 13 CHP ve 8,5 de MHP denmiş. Bu beklenen bir dağılım… Vahim olan ‘en uzak hissedilen parti taraftarları’ ile komşuluk, arkadaşlık, evlilik ve iş alanında yüzde 70-75 oranında ‘istemem’ yanıtının alınması. Bunu tamamlamak üzere ankete katılanlar ‘kendisine yakın parti taraftarlarını’ vatansever, onurlu, açık fikirli olarak görürken, ‘kendisine uzak parti taraftarlarını’ ülkeye tehdit oluşturan, zalim ve ikiyüzlü olarak tanımlamışlar. Dahası ‘kendisine en uzak parti taraftarlarının’ basın açıklaması yapmasını, toplantı ve yürüyüş düzenlemesini, eğitim olanaklarından yararlanmasını istemezken telefonlarının dinlenmesini onaylayanlar yüzde 40-50 arasında çıkmış. Buna karşılık bu özgürlüklerden yararlanmalarını olumlu bulanlar 30-35 aralığında kalmış.
‘Kendisine uzak parti taraftarlarına’ reva görülen tek hak ise seçilme özgürlüğü gibi gözüküyor ama orada bile bunu onaylayanlarla onaylamayanlar eşit (yüzde 37,5). Diğer deyişle Türkiye’de demokratik anlayış hala seçme/seçilme eşiğini geçebilmiş değil. Siyaset yapmanın olmazsa olmaz özgürlükleri açısından ise henüz çok gerideyiz…
***
Araştırmaya göre AK Parti ve MHP’liler diğer gruptakilerin kendilerine özendiklerini, maddi durumlarının diğer gruplara göre iyiye gittiğini, iş bulma olanaklarının daha fazla olduğunu, sözlerinin daha geçerli sayıldığını düşünüyorlar… Buna karşılık CHP, İYİ Parti ve HDP’liler ise bu açılardan dezavantajlı olduklarını söylüyorlar.
Diğer deyişle gerçekçi bir tablo… Türkiye’de siyasetin siyasi, kültürel ve ekonomik rant yaratma kapasitesine işaret ediyor, popülizmin niçin cazip olabildiğini hatırlatıyor ve bu arada devlet nezdinde eşitliğin bir hurafe olduğunu da söylüyor. Nitekim karakol, iş başvuruları ve devlet daireleri ile temasta HDP’lilerin yüzde 31-43’ü kendisine ‘kötü davranıldığını’ belirtiyor. Diğer partiler için oranlar CHP 25-28, İYİ Parti 13-22, MHP 8-13 ve AK Parti 6-8…
Anlaşılan o ki kutuplaşma sadece ideolojik olarak değil, bireysel güç ve imkan yollarını açarak da seçmen konsolidasyonu yaratıyor. Sadece hamasi ‘millilik’ için değil, çıkarcılığın ‘yerlileşip’ sistemleşmesi için de kutuplaşma işe yarıyor.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024