Ferhat KENTEL
Ne ilginç bir durum... Göz göre göre şiddetin dili üretiliyor, yeniden üretiliyor, sonra bir daha üretiliyor, katlanarak üretiliyor. Kimin haklı olduğunun hiçbir anlam taşımadığı bir aşamadayız artık.
“Devrim”e gidiyoruz! “Devrim” lâfın gelişi... “Ya o taraftasın ya bu taraftasın”ın ikili keskinliğine doğru gidiyoruz.
Başbakan uyguladığı “çok özel” politikalarla “ara renk” diye bir durumun sesinin kısılmasına ve yavaş yavaş ortadan kalkmasına tam gaz olanak sağlıyor. Yani artık “Başbakan’ın tarafı” ve “karşı taraf” var.
Hızlı ve radikal dönüşüm zamanlarında, bu dönüşüm zihinlerde kaotik sonuçlar yaratmaya başladığı zamanlarda, eş zamanlı olarak insanların kendilerini bağlı ve güvende hissedecekleri aidiyet aileleri de ortaya çıkar. Çok kutuplu toplumsal gerilimler sayıca azalır, netleşir. Toplumsal hareketler bireranafor gibi, tam örtüşmese de yakınlarda duran hissiyatları, hassasiyetleri kendi içlerine çekerler.
İçinde kafanıza yatan düşünceler, tutumlar ve tavırlar olsa da, tam olarak kafanıza yatmayan bir grupla örtüşmemekten kaynaklanan ve “aslında...” diye başladığınız cümleleri bir kenara bırakırsınız; “evet bunlar haklı” dersiniz...
“Aslında...” diye başlayan cümleleri öbür tarafa saklarsınız. İçinde kafanıza yatan düşünceler, tutumlar ve tavırlar olsa da, “aslında...” diyerek “onların neden haksız olduğunu” kendinize de anlatıp ikna olursunuz. Sayıları azalan ve ikiye düşen anaforlardan birinin içine hızla dalmaya başlarınız.
Şimdi olduğu gibi...
Artık bir yanda “Erdoğancılar” var. Onlar, “Aslında Erdoğan, keskin üslûbuyla, kibriyle bu zemini hazırladı, 3500 polisle üniversiteye geldi!” gibi argümanları bir kenara bırakıp, “aslında üniversitede öğrenciler bilim yapmak yerine sadece şiddet tezgâhlıyorlar; öyleyse vurun öğrencilere!” demenin dilini inşa ediyorlar.
Diğer yanda “anti-Erdoğancılar” var. “Aslında başörtülülerin bir türlü giremediği bir ‘kale-üniversite’ olarak ODTÜ’de kemalizm esintili ‘solcu’ öğrenciler sadece AKP’nin dindarlığına takıntılı kalmış eylemler yapıyorlar!” gibi argümanları bir kenara bırakıp, “aslında Erdoğan herkese savaş açtı; öyleyse vurun Erdoğan’ın polisine!” demenin dilini inşa ediyorlar.
Herkes kendi sorularını, şüphelerini bir kenara bırakıyor; sesindeki çatlakları, yamuklukları düzeltiyor; çıkıntılarını zımparalıyor ve girdiği anaforun anafikrinde nesneleşiyor.
Adeta 70’li yılların ruh hâline benzer bir durum yükseliyor. Bir tarafta “sağcı” Milliyetçi Cephehükümetleri ve onların nesneleştirdiği slogan atan taraftarlar, diğer yandan “devrimci halk cephesi” (ya da cepheleri) ve onların sloganları.
İnsanın bu durumda “Bravo... bravo... Başardınız; hepinizi, bütün anaforlarınızı tebrik ederim” diyesi geliyor...
Ama ben iflah olmaz bir iyimserim... Bu memleket bu yazıyı böyle bitirmemek için yeterli miktarda veri ve yaratıcılık sunuyor. Bu yaratıcı insanlar ve hareketler sayesinde başka bir zihniyetin mümkün olduğunu hepimize gösteriyorlar.
İzmir’de “Yeni Anayasa için Barış Girişimi”(http://yenianayasaicinbaris.blogspot.com/) bir yıldır her cumartesi Alsancak’ta barış için sessiz eylem yapıyor.
Gürültüden patırtıdan, boş sloganlardan, hamaset üslûplarından geçilmeyen anaforlar dünyasında İzmir'deki bu insanlar “barış olmadan makul bir anayasa yapılamaz” diyorlar.
Girişimin aktivistleri, Barış Nöbeti eylemini geçtiğimiz haftalarda da, Roboski katliamınınfaillerinin ortaya çıkarılmamasını protesto ederek yaptılar.
“Acıyı değil, barışı paylaşalım” derken, pankartlarında çok basit bir şeyi dile getirdiler: “Belki kızacaksınız ama bir çift sözüm var: Eğer beni öldüren bombalar adaleti de öldürmediyse, adalet talep ediyorum. Yoksa o kocaman pahalı bombalarını beni öldürmekte harcadığı için devletten özür dilemeli, hedefi şaşırmayıp beni öldürdüğü için Genelkurmaya teşekkür etmeli miyim?”
Bu vesileyle, bir yerlerde “vur patlasın çal oynasın yılbaşı” ile “yok hayır yılbaşı günahtır, haramdır” gürültüleri de koparılırken, Hıristiyan âlemi Noel bayramlarını kutluyor. Ben de onların Noellerini kutluyorum ve 2013’ün herkese biraz olsun tevazu gelmesine vesile olmasını; tam bir yıldır kanayan Roboski yarasının iyileşmesi için özür dileme büyüklüğü getirmesini diliyorum.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Hüsran Yaşayanlar İçin Yaşasın Düşman!
9.07.2024 - “Min selamûn kalben li Filistin!”
16.04.2024 - Ayasofya’dan Ram tapınağına ihtişam ve erkeklik
5.02.2024 - Siyaset asla sadece siyaset değildir
12.07.2023 - Özgürlük mücadelesi ve devlet tapıncı…
24.01.2023 - Bağlılık savaşında duyguları yaratmak
26.11.2021 - 2021’de sivil toplumu yeniden düşünmek
2.05.2021 - İrrasyonel çağ – duygusal aidiyetler
16.04.2021 - Erkeklik ve din
10.10.2020 - On yıl sonra “yetmez ama evet”
9.09.2020
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Ad Soyad Giriniz...
işte bu topraklarda. dini de aynı Diyarbakırlı amcanın dediği gibi kuruttular, budadılar ve bu süreçte budala, asalak şeyhler (bijek) gibi kök saldılar. mürütler edindiler. hikaye ve menkıbe yazdılar. Din budur dediler. ve iş bade-leme ye kadar gitti. Diyanetin gıkı bile çıkmıyor...