Ferhat KENTEL
“Melania halkı yenilenir: konuşmacılar birer birer ölür ve bu arada, kendi sıraları geldiğinde, şu ya da bu rolde, diyalogda yerlerini alacak olanlar doğar.” (İtalo Calvino, Görünmez Kentler, YKY yay., 17. baskı, 2015, s. 124)
Aynı oyun tekrar tekrar sahneleniyor; son derecede yüksek seviyede rağbet görerek, hiç seyredilmemiş gibi, sıfırdan başlar gibi sergileniyor; aktörleri ve seyircileri birlikte oyunu kotarıyorlar.
9 Kasım 1938 gecesi Almanya’da Nazilerin tezgahladığı “Kristal Gece” gibi bir oyun… Polislerin gözlerinin önünde Yahudilerin evlerine, sinagoglarına ve işyerlerine yapılan gözü dönmüş saldırılarla yazılan bir oyun…
28 Şubat 2002’de, Hindistan’ın Ahmedabad şehrinde Müslümanları kesen Hindu milliyetçilerinin yazdığına benzer bir oyun…
Evet, bütün bu katliamlarda, harekete geçirilen güruhlar içinde dile gelen repliklerin, ezberlerin her zaman esinlendiği bir başlangıç noktası, kıvılcımı ve gerekçesi var.
Evet, Kristal Gece’den önce, Almanya’dan sınır dışı edilen Polonyalı Yahudiler arasında ailesinin de olduğunu öğrenen bir Yahudi, Paris’teki Alman Büyükelçiliği’ni basıp, konsolos yardımcısını öldürmüştü… Ama, göz yumulacağını baştan ifade eden Goebbels Kristal Gece’yi zaten örgütlemişti.
Evet, Ahmadabad’da yüzyıllar önce (!) Müslümanlar Hinduların bir tapınağını yıkmıştı… Ama Müslüman katliamına gerekçe gösterilen, Ahmedabad’daki trende çıkan ve 58 Hindu’nun ölümüne neden olan yangında Müslümanların hiçbir suçu yoktu.
6-7 Eylül’ü Türk “Özel Kuvvetleri” örgütlemişlerdi; Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba koymuşlardı ve “galeyana gelen halk” bu “gerekçe”ye binaen Rumlara ve Ermenilere ait ev, işyeri ve ibadethanelere saldırmışlar ve yıllar sonra, müsebbipleri bunu “süper bir organizasyon yapmıştık!” diye böbürlene böbürlene anlatmışlardı…
Evet, Aziz Nesin Şeytan Ayetlerini’nin tercümesini yapmıştı… Bu “gerekçe”ye binaen, hazır kuvvetler ve bu kuvvetlere destek veren hassasiyetli güruhlar “Allahu Ekber!” nidalarıyla Madımak’ı yakmışlardı…
Maraş’ta, Çorum’da da gerekçe vardı… Ya cami yakılmıştı ya da sinemaya bomba atılmıştı… Sonra “Allah için savaşa” gidilmişti…
Ve bugünkü metinlerimiz…
HDP mitingine bomba… Suruç’a bomba… Ceylanpınar’da susturucu takılmış silahlarla öldürülen iki polis… Bunların “oyun” içinde sahip oldukları işlevler çok belli; altındaki imzalar tam olarak bilinmese de…
Ama iki taraftaki “savaş tanrıları”, amaçlarına çok “süper” bir şekilde ulaşıyorlar…
Stalin efendinin dediği gibi, “Ölümler cinayet olmaktan çıkıp, istatistik oldu” artık… Ölenlerin adlarını bile bilmiyoruz artık…
Artık sayı sayıyoruz ve ölen bizden mi, değil mi hesabı yapıyoruz. Küçücük mülteci çocuk Alan Kurdi’nin ölü bedenini görüp, Türk olmadığını öğrenince “içime serin sular serpildi” diyebilme uçukluğuna ermiş durumdayız.
Sıra içimizdeki faşistin uyanmasında… Mevsimlik Kürd tarım işçilerini linç etmenin kolaylığında, sıradan kötülüğünde…
Gezi’de sıka sıka şehri gaza boğan polisin, ortalığı yıkıp yakan “beyaz kuvvetler”e “dur!” bile demediği örgütlü bir kötülük… Ahmadabad’daki gibi, Kristal Gece’deki gibi…
Cizre’de polislerin, evden çıkamayan halka; “HDP’ye oy verdiniz, hadi şimdi çıkın bakalım sokağa da yiyin kurşunu” diye yaptığı anonstaki devlet kötülüğü…
Ergenekon, Silivri’den dışarı boşalırken, devlet içindeki koridorlarda epey faaliyet olduğunu tahmin edebiliyorduk.
Bugün bu serbest kalan “çok süper organizasyon”u daha iyi anlayabiliyoruz. Zavallı kullanışlı aptalların bir kere daha “süper bir şekilde” kullanıldığını da…
Ama bu günler geçer. Melania’da bile değişir her şey. Her şey tekrarlanır gibi görünürken bile değişir…
Bir zaman sonra, Naziler Yahudileri gazlayamaz; Hindu milliyetçileri Müslümanları kesemez; sıradan kötülüğü harekete geçiren Türkiye’nin örgütlü kötülüğü de ne gencecik askerleri, ne Kürdleri ne de işine gelmeyen başkalarını öldürebilir…
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020