Ferhat KENTEL
AKP 2002’de iktidara geldiğinde içinde ve etrafında çeşitli seslerin toplandığı, Kemalist ve vesayetçi devlet geleneği karşısında alternatif olma potansiyeli taşıyan bir partiydi.
Tabii ki böyle bir potansiyel taşımaktan ziyade, tam tersine, AKP’nin “dinci”, “gerici” olduğunu söyleyenler de vardı. Onlar bugünlerde “ne kadar haklı çıktıklarının gururunu” yaşıyorlar.
Onların AKP’ye atfettikleri anlam hep sabit kaldı. Onlara göre, kuzu postundaki AKP gerçek bir canavardı, ancak “takiye” yaparak, sahip oldukları “öz”ü saklamayı becermişti. Ve bu AKP yıllar sonra ele geçirdiği güçle, takiyenin arkasındaki gerçek yüzünü göstermiş oldu.
Ancak, bizim gibi “aydın” sıfatına sahip olan insanlar (“saflar”, “kullanışlı aptallar” vb.) ise “yetmez ama evet” türünden politikalar güdüp, “kaçınılmaz bir şekilde ülkenin geldiği felaketlere yol açmış oldular” ve üstelik bundan “utanmadılar”.
Kafalarındaki muhayyel bir “aydın” imajına, fikrine küfretmek çok nadir rastlanır bir durum değil. Bizim memlekette totaliterleşen sağlı-sollu her kafanın en kolay başvurduğu kolay yöntemlerden biridir “aydın” diye inşa edilen bir kategoriye küfretmek...
Toplumsal aktörlere niyet ve öz atfetmek
Kendi adıma konuşursam, işte bu kolay hedef “aydın”lardan biri olarak, hiçbir zaman hiçbir sosyal aktöre, toplumsal gruba –sözlerinden ve anlattıklarından bağımsız olarak- “niyet” atfetme kolaylığına girmedim. Anlamaya çalıştığım aktörün söylediklerini dinlemeye çalıştım. Hiçbirimiz “Tanrı” değiliz; yanlış analiz etmiş olma ihtimali her zaman mevcuttur; ama kendilerini kifayetiz ihtirasları içinde “küçük tanrıcıklar” olarak görüp, kafalarındaki ideolojiyi gerçek gibi görmeye ve dayatmaya çalışan ve de “değişmeyen gerçeklik” görmek konusunda mangalda kül bırakmayanlara kıyasla, herhangi bir kimliğin, hareketin zaman içinde ve güç ilişkileri içinde değişebileceğine inandım.
Bu yüzden, nasıl Sovyet Bolşevik yönetimi dönüşüp, nomenklatura gibi bir sınıf yarattıysa, nasıl Türk milliyetçiliği dönüşüyorsa, Türk solculuğu parçalanıp, dönüşüyorsa, Kürt hareketi değişip, dönüşüyorsa, İslamcı hareketin de değiştiğini ve daha da değişebileceğini kabul etmek için çok da âlim olmaya gerek yoktu. Bütün bu değişimleri toplum olarak gözlemledik.
Ayrıca Erbakancı döneme kıyasla Erdoğancı dönemin da başkalaştığını, bir toplumsal kökene ve İslami bir referans dünyasına sahip olan AKP’nin de 13 yıllık iktidarı boyunca değişip, seçkin bir zümre ve kültür yarattığını; tam da bu nedenle artık İslami hareketi temsil etmek bir yana, kapitalizme yeni bir hayat veren yeni bir sermaye sınıfı hareketi olduğunu da söyleyebiliriz.
Dolayısıyla, -gene kendi adıma konuşacak olursam- “felakete sebep olan aydın suçlamaları” karşısında, “yetmez ama evet” dediğim için pişmanlık değil; değişim beklentileri boşa çıkmış bir çok toplumsal kesim gibi sadece hayal kırıklığı yaşadım.
Ancak bu hayal kırıklığının bir nebze daha da önemli boyutu, umudu birlikte yaşarken, bir arada yürüyen insanların bir kısmının zaman içinde geldikleri ve saplandıkları “iktidar”la birlikte ne kadar çok kirlendiklerini görmek oldu.
Yani ben ve benim gibi “saf aydınlar”, umudu birlikte yaşadığımız insanları “ittifak” ya da kendi “ileri” hedeflerimize ulaşmak için “araç” olarak görmek yerine, tam tersine, demokrasi isteyen bütün kesimlerle birlikte yürüyüp, birlikte düşünmeyi ve değişmeyi, varılacak hedefi (herhalde mütevazı da olsa iyi bir şey olurdu!) de birlikte inşa etmeyi düşündük.
Ancak, iktidar kibrine ve kirine bulaşanların bizim gibileri sadece “bir müddet birlikte yol yürüyecekleri ittifak” olarak görmeleri ise hayal kırıklığı falan bile değil, sadece zavallılaşan birilerine karşı duyulan acımayla karışık bir öfke oldu.
Ortak düşmanımız “aydın”
Bir takım iflah olmaz saray soytarılarını ka’ale almaya bile gerek yok; onlar ceplerindeki iktidar kartvizitleri eşliğinde (ya da kendileri bizzat iktidarın ceplerinde), farklı seslere tam tahammülsüz bir halde, “tek ses” ayarı veriyorlar ve “memleket ne çektiyse halkına yabancılaşmış bir avuç aydından çektiği” yönündeki ezberi ortaya “tahlil” niyetine salgılıyorlar.
Bu açıdan, kafalarına uymayan aydınlardan nefret eden ama aynı zamanda “solcu” ve “sağcı” tezahürleriyle aydın geçinenlerin birbirlerinden hiçbir farkları yok...
Ancak, AKP’ye gelen eleştirileri “ulusalcı / laikçi” bir kanatla ve bu kanadın “kendini yenik hisseden aydınıyla” özdeşleştirip, muhalefeti de tek bir “öz”de birleştiren Cihan Aktaş gibi, samimi bazı İslamcı aydınların kafasında da ciddi miktarda bir “ortalama aydın” fikri var ve bu aydınlarda da asla tek bir kategoriye giremeyecek olan aydınları -iki taraflı ve kutuplu memleketimizde- “karşı tarafa” yerleştirme eğilimi mevcut.
Örneğin Cihan Aktaş, “taşeron işçiler, maden ocakları, polis şiddeti, sosyal adaletsizliğin çeşitli göstergeleri, inşaat sektöründeki istismarlar, AK Partili siyasetçilerin kadın meseleleri etrafındaki söylemlerinde öne çıkan zaaflar, kültürel planda dostlar alış verişte görsün kabilinden, belediyecilik alanında ise savruk ve müsrif işler”gibi “bir çok konuda Ak partiyi eleştirdiğini” söylerken, aslında zaten o eleştirdiği aydınlarla aynı görüşleri paylaşıyor.
Sadece, bu aydınlar arasında birileri, bu eleştirileri söyledikten sonra, belki Aktaş ve benzeri aydınların açıkça dile getirmek istemediği eleştirileri daha dile getiriyorlar...
İçine girdiği devlet kabına uyum, İslam’la alakası olmayan korkunç bir kibir ve tüm topluma, gündelik hayata yayılan fiziksel ve sembolik şiddet gibi mesela...
Böylesine bir sonuç yaratan AKP kimliği karşısında duyulan duyguların,“tabii bir hak olarak görülen iktidarı elden kaçırmış olmaktan” kaynaklanan bir “öfke” duygusuyla alakası yok.
Tam tersine, AKP’nin sıradanlığını gördüğümüz günler yaşıyoruz. Geçmişte Kemalizm’i ve onun kibrini yaratan bir toplumda, nasıl herkesin o devlet kibrine düşebileceğini; memleketin sosyolojik analizinde bir merhale daha kaydetmek için, AKP’nin muhteşem bir “vaka inceleme” imkanı sunduğunu görüyoruz.
Bu nedenle, Türkiye toplumu ve toplum üzerine düşünenler için memleketin yaşadığı bu yılları “umutsuzluğu” üreten yıllar değil; çok daha büyük tecrübelerin kazanıldığı yıllar olarak görebiliriz.
Bugün iktidarla kirlenenlerin, yola çıktıkları ve geldikleri yeri görünce, daha başka ve yepyeni toplumsal aktörlerin de çıkabileceğini, dolayısıyla umudun her zaman mümkün olduğunu –radikal bir iyimserlikle- düşünmemiz gerekiyor.
FERHAT KENTEL / HABERDAR
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları





























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020