Gülay GÖKTÜRK
ODTÜ geleneği
24.12.2012
5198
ODTÜ'lü gençlere kızmaya hakkımız yok.
Onlar ODTÜ geleneğinin esiri. Okullarının geçmişinin baskısı altında, o geleneğe layık olmaya çalışıyorlar...
Asıl suçlu bizleriz; o geleneği onların başına biz musallat ettik. Aradan geçen 45 yılda başka hiçbir kimlik edinemeyip hâlâ 68'li kimliğiyle idare etmeye çalışan bir grup başta olmak üzere, bunca yıldır o geleneği pohpohlaya pohpohlaya göklere çıkaran herkes...
Unutmayalım ki, çocukluklarını 68 masalları dinleyerek geçiren bir kuşak okuyor bugün ODTÜ'de. Ehh, 68 gençliğini yıllardır bu kadar kahramanlaştırır, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının İstanbul Üniversitesi işgalini efsanelere dönüştürüp anlatır, ODTÜ işgali üzerine bir külliyat oluşturur, bu da yetmezmiş gibi her Allah'ın günü bugünkü gençlerin ne kadar "apolitik" ve "sümsük" olduklarını başlarına kakar durursak, olacağı budur işte.
Onlar da, Mc Commer'in arabasının yakıldığı yerde, araba yakamıyorlarsa araba lastiği yakarak hem şanlı geçmişlerine gönderme yapmaya hem de yarın kendi çocuklarına anlatacak bir efsaneye sahip olmaya çalışırlar. Solcu gençler bu şekilde rüştlerini ispatlamaya çalışırken arka plandaki kimi terörist örgütler de bu kargaşada güç toplamaya koyulur.
68'in resmi tarihi
Kurtuluş Tayiz, pazar günü ODTÜ olayları ilgili olarak güzel bir yazı yazmıştı Taraf'taki köşesinde.
"Tarihe şöyle bir göz atınca yaşadığı toplumu etkileyen kuşakların genellikle kendi hayallerini yarattığını fark ederiz. Bir önceki kuşağın hayalleriyle yola çıkanlar aydınlık bir geleceği muştulayamaz; zira sımsıkı sarıldıkları hayaller çoktan birer dogmaya dönüşmüştür" diyor ve hemen arkasından şöyle devam ediyordu:
"... Dünün üniversiteleri dünyayı değiştirme tutkusuyla yola çıkan öğrencilerin eylemleriyle hayatımızı etkiledi. O gençler büyük hayaller kurdular, yeni bir dünya düşlediler. Bu ruh taşkınlığı içinde korkunç eylemlere de imza attılar. Ama ateşli ve heyecanlıydılar; tam olması gerektiği gibi. Bugünün üniversiteleri ise yolunu bir türlü bulamıyor. Hâlâ enerjisini tüketmiş hayallerden medet umuyor. Sözleri, eylemleri ruh çağırma seanslarına benziyor. Yardıma çağırdıkları geçmişin hayaletleri. Oysa o hayaletlerin ne yapıcı ne yıkıcı bir gücü kaldı artık."
Gördüğünüz gibi en cesaretlilerimiz bile, o geleneğe laf söylemeye cesaret edemeyip "O gün yapılanlar o günün şartlarında doğruydu, şanlı ve ihtişamlıydı ama artık doğru değil" noktasına kadar gelebiliyor.
Kimse ortaya çıkıp da 68 için yazılan resmi tarihi(!) sorgulamaya cesaret edemiyor. Oysa birilerinin şimdiye kadar çoktan bugünün gençlerini karşısına alıp 68'in alternatif tarihini anlatması gerekirdi.
68'in -en azından Türkiye'de yaşanan 68'in- ilk yıllarda daha az olmakla birlikte, en başından itibaren şiddetle iç içe olduğunu; hiçbir zaman toplumsal bir dönüşümü hedeflemediğini; Türkiye'deki 68'in derdinin farklı bir üniversite yaratmak ya da başka şey değil, mevcut iktidara karşı "devrim" adı altında siyasi bir darbe gerçekleştirmek olduğunu; bu darbeyi kendi gücüyle gerçekleştirmesinin imkansızlığı ortada olduğu için de, gençlik hareketinin ordu içindeki darbeci kliklerle ilişkiye yöneldiğini; "Ordu gençlik el ele, milli cephede" gibi sloganların, "asker sivil aydın zümre" gibi terimlerin, geçen gün bir milletvekilinin Meclis'te söylediği "Jandarma biz sosyalistiz/Biziz yalnız dost sana" gibi marşların da bu ittifakın ürünü olduğunu; 68'in liderleri sırtlarını orduya dayayıp "devrim" yapmayı hayal ederken, ordu içindeki darbeci kliklerin de gençlik hareketlerini ülkede kaos çıkarıp darbeye zemin hazırlamak için kullandığını(...) anlatması gerekirdi.
Bu yapılamayınca, 68'in resmi tarihi -tıpkı Cumhuriyet'in resmi tarihi gibi- güçlü bir koruma altında, gittikçe pekişerek, kendi simgelerini oluşturarak, kültürünü üreterek bugünlere kadar geldi.
İşte bugün ODTÜ'de molotofkokteylleriyle ve araba lastikleriyle ortalığı ateşe verenler o geleneğin temsilcileri. Yarın öbür gün bu ateş genişleyip diğer üniversitelere de yaygınlaşacak olsa, hiç kuşkunuz olmasın ki, Ergenekon kalıntıları tıpkı 12 Mart öncesinde yaptıkları gibi, yine gençlik kartını oynamaya kalkışacaktır.
Unutmayalım ki, çocukluklarını 68 masalları dinleyerek geçiren bir kuşak okuyor bugün ODTÜ'de. Ehh, 68 gençliğini yıllardır bu kadar kahramanlaştırır, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının İstanbul Üniversitesi işgalini efsanelere dönüştürüp anlatır, ODTÜ işgali üzerine bir külliyat oluşturur, bu da yetmezmiş gibi her Allah'ın günü bugünkü gençlerin ne kadar "apolitik" ve "sümsük" olduklarını başlarına kakar durursak, olacağı budur işte.
Onlar da, Mc Commer'in arabasının yakıldığı yerde, araba yakamıyorlarsa araba lastiği yakarak hem şanlı geçmişlerine gönderme yapmaya hem de yarın kendi çocuklarına anlatacak bir efsaneye sahip olmaya çalışırlar. Solcu gençler bu şekilde rüştlerini ispatlamaya çalışırken arka plandaki kimi terörist örgütler de bu kargaşada güç toplamaya koyulur.
68'in resmi tarihi
Kurtuluş Tayiz, pazar günü ODTÜ olayları ilgili olarak güzel bir yazı yazmıştı Taraf'taki köşesinde.
"Tarihe şöyle bir göz atınca yaşadığı toplumu etkileyen kuşakların genellikle kendi hayallerini yarattığını fark ederiz. Bir önceki kuşağın hayalleriyle yola çıkanlar aydınlık bir geleceği muştulayamaz; zira sımsıkı sarıldıkları hayaller çoktan birer dogmaya dönüşmüştür" diyor ve hemen arkasından şöyle devam ediyordu:
"... Dünün üniversiteleri dünyayı değiştirme tutkusuyla yola çıkan öğrencilerin eylemleriyle hayatımızı etkiledi. O gençler büyük hayaller kurdular, yeni bir dünya düşlediler. Bu ruh taşkınlığı içinde korkunç eylemlere de imza attılar. Ama ateşli ve heyecanlıydılar; tam olması gerektiği gibi. Bugünün üniversiteleri ise yolunu bir türlü bulamıyor. Hâlâ enerjisini tüketmiş hayallerden medet umuyor. Sözleri, eylemleri ruh çağırma seanslarına benziyor. Yardıma çağırdıkları geçmişin hayaletleri. Oysa o hayaletlerin ne yapıcı ne yıkıcı bir gücü kaldı artık."
Gördüğünüz gibi en cesaretlilerimiz bile, o geleneğe laf söylemeye cesaret edemeyip "O gün yapılanlar o günün şartlarında doğruydu, şanlı ve ihtişamlıydı ama artık doğru değil" noktasına kadar gelebiliyor.
Kimse ortaya çıkıp da 68 için yazılan resmi tarihi(!) sorgulamaya cesaret edemiyor. Oysa birilerinin şimdiye kadar çoktan bugünün gençlerini karşısına alıp 68'in alternatif tarihini anlatması gerekirdi.
68'in -en azından Türkiye'de yaşanan 68'in- ilk yıllarda daha az olmakla birlikte, en başından itibaren şiddetle iç içe olduğunu; hiçbir zaman toplumsal bir dönüşümü hedeflemediğini; Türkiye'deki 68'in derdinin farklı bir üniversite yaratmak ya da başka şey değil, mevcut iktidara karşı "devrim" adı altında siyasi bir darbe gerçekleştirmek olduğunu; bu darbeyi kendi gücüyle gerçekleştirmesinin imkansızlığı ortada olduğu için de, gençlik hareketinin ordu içindeki darbeci kliklerle ilişkiye yöneldiğini; "Ordu gençlik el ele, milli cephede" gibi sloganların, "asker sivil aydın zümre" gibi terimlerin, geçen gün bir milletvekilinin Meclis'te söylediği "Jandarma biz sosyalistiz/Biziz yalnız dost sana" gibi marşların da bu ittifakın ürünü olduğunu; 68'in liderleri sırtlarını orduya dayayıp "devrim" yapmayı hayal ederken, ordu içindeki darbeci kliklerin de gençlik hareketlerini ülkede kaos çıkarıp darbeye zemin hazırlamak için kullandığını(...) anlatması gerekirdi.
Bu yapılamayınca, 68'in resmi tarihi -tıpkı Cumhuriyet'in resmi tarihi gibi- güçlü bir koruma altında, gittikçe pekişerek, kendi simgelerini oluşturarak, kültürünü üreterek bugünlere kadar geldi.
İşte bugün ODTÜ'de molotofkokteylleriyle ve araba lastikleriyle ortalığı ateşe verenler o geleneğin temsilcileri. Yarın öbür gün bu ateş genişleyip diğer üniversitelere de yaygınlaşacak olsa, hiç kuşkunuz olmasın ki, Ergenekon kalıntıları tıpkı 12 Mart öncesinde yaptıkları gibi, yine gençlik kartını oynamaya kalkışacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015